Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Özeti budur.
Tüm anlatmak istediğim başlıkta yer alıyor.
Gerisi teferruattır.
Zaman geçtikçe daha iyi anlıyorum.
Çok konuşanların dinlenmemesi gerektiğini öğrendim.
Hele sadece kendini öveni hiç dinlememek gerekiyormuş.
“Nezaketim batsın.”
“Huyum kurusun.”
İnsanları kırmak istemiyorum.
Bu sebeple de ayrımız herkesi dinlerim.
Hem de bıkmadan usanmadan sabırla dinlerim.
***
Ancak anladım.
Boş konuşanı asla dinlememek gerekiyormuş.
İyi niyet kurbanı olmakta bir yere kadar.
Sabırlı davranmak erdemli olmak mı tam bilemedim.
Acayip görüş değişimi yaşıyorum.
İyi yaptığımı sandığım çoğu şeyin şahsıma hiç getirisi olmadığını anladım.
Ruhani mutlulukların yeterli gelmesi konusunda şüphelerim oluşmakta.
Kendini övmeyeni insanların görmediğini fark ettim.
Ön plana çıkıp aptalca da olsa kendini göstermeyenlerin yok sayıldığını anladım.
***
Çirkinliklerin korkutucu ve yaptırım gücünü tespit ettim.
İyi niyetin sırt sıvazlamasından öte maddi getirisini görmedim.
İyi niyetin endişe ve devamında karamsarlık getirdiğini fark edeli birkaç sene oldu.
Yaş ilerledikçe beklentiler değişiyor.
Herkesin netice de aynı sonla buluşacağını ve daha ötesini asla göremediğini anladım.
***
Yapanın yanına kar kaldığı düşüncesi gün geçtikçe ağır basıyor.
Bunu anlatan tek kişi değilim.
Artık çoğu insan böyle düşünüyor.
Kişisel çıkarları için hareket edenlerin yaptıklarını akşam anahaber bültenlerinde izliyoruz.
“Vay be neler oluyor” diyoruz.
Oysa o noktaya nasıl geldiklerini hiç sorgulamıyoruz.
Çözüm net değil.
Ya onlar gibi çok konuşacağız kendimizi öveceğiz.
Ya da için için bu düşüncelerle kavrulup bir ömür tüketeceğiz.
Seçenekler belli.
Seçmek için de çok sınırlı bir zaman var.
Geçen zaman asla geri gelmeyecek.
Daha sonrası herkes aynı yerde buluşacak.
Ondan da sonrası tam bir bilinmez.
Peki, ben bunları neden anlattım?
Bu kadar neden yazdım?
Dedim ya her şey başlıkta bitiyor.
Saygılar…