“Tarımda girdi maliyetleri sürekli artmakta”

“Tarımda girdi maliyetleri sürekli artmakta”

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda çiftçilerin sorunlarına çözüm aradı.

Tarım sektöründe devletin denetleyici rol alması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu; “Tarımsal girdiler mazot, gübre, yem ve ilaç fiyatları geçen her yıl hatta her mevsim pahalılaşmaktadır. Ürünün tarladan çıkış fiyatı ile kentlerde tüketicinin alım fiyatı arasında makul olmayan artışa yol açan bir aracılık zinciri söz konusudur. ” dedi.

“TEKNOLOJİDEN TARIM SEKTÖRÜNDE YARARLANILMAKTA”

Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu, yaptığı açıklamada; “Günümüze gelindiğinde ise Endüstri 4.0 ile sanayide yaşanan devrimin benzeri, paralel bir süreçte tarım sektöründe yaşanmaya başlamıştır. Bu sürece Tarım 4.0,Akıllı Tarım veya Dijital Tarım gibi isimler verilmektedir. Teknolojinin tarım sektörüne uygulanması ile tarım araçları ve tarım alanları sensörler ve algılayıcılarla donatılmakta ve birbirleriyle iletişim halinde olmaları sağlanmaktadır. Sensörler sayesinde hava sıcaklığı, yağış, buharlaşma, rüzgâr gibi hava olayları ile toprak nemi ölçülebilmekte, coğrafi bilgi sistemlerinin kullanılması ile arazi koşulları, bitki örtüsü, bitki türleri, yabancı ot, bitki hastalıkları ayırt edilebilmekte ve bitki stres koşulları izlenerek gübreleme, ilaçlama ve sulama daha etkin yapılabilmektedir. Bulut bağlantılı insansız hava araçlarıyla tüm tarım arazileri gözetlenebilmekte, elde edilen bilgiler akıllı cihazlarla takip ve analiz edilebilmekte ve robotlar kullanılarak daha verimli, rekabetçi, çevreci ve sürdürülebilir bir tarım sektörünün ortaya çıkması sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra tüketicinin aldığı malın, tarladan satın alındığı yere kadar olan süreci takip edebileceği ve üreticilerin güvenli gıda üretme sorumluluğunun artacağı bir sistem kurulmaktadır. “dedi.

“İTHAL ÜRÜNLE FİYAT DENGESİ TUTTURULAMIYOR”

Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu açıklamasında; “Tüm bu teknolojik gelişmelerin uygulanabilirliğini ortaya çıkaran büyük işletmelerin gerçekleştirdiği üretkenlik ve taşımacılıktaki devrim, dünyadaki tüm tarımın dışa açılmasına imkân vermiş ve bu tarımların birbiriyle rekabetine yol açmıştır. Böylece gelişmiş ülkelerdeki yüksek tarımsal üretimin yol açtığı düşük fiyatlı tahıl ve diğer tarım ürünleri, üretkenliği az olan gelişmekte ülkelerin tarımını rekabet edemez kılmıştır. Bu durumun bir sonucu olan dünya tarım ürünleri fiyatlarındaki düşüş, belli bölge veya ülkelerdeki tarımı vuran krizlere neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde sübvanse edilemeyen tarım sektöründe tarımsal faaliyetlerden kopuşlara yol açmaktadır. Bugün insanlığın yarısına yakınını etkileyen yoksulluğun temel kaynak olduğu göçü tetiklemiştir. Çok sayıda sosyal ve ekonomik yararının yanında, toplumun gıda güvenliğini sağlaması açısından yaşamsal bir sektör olan tarım sektörünün tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de benzer çok sayıda ve her biri çok önemli sorunları bulunmaktadır. Öncelikle işlenen  tarım alanlarının miras yoluyla bölünmeleri nedeniyle ölçek ekonomisine uygun tarım yapılmamaktadır. Genç nüfusun tarımsal alanları, kırsalı hızla terk edip kentlere göç etmesi nedeniyle, kalan yaşlı nüfusun toprağı işleyebilmesi  zorlaşmaktadır. Tarımsal girdiler mazot, gübre, yem ve ilaç fiyatları geçen her yıl hatta her mevsim pahalılaşmaktadır. Ürünün tarladan çıkış fiyatı ile kentlerde tüketicinin alım fiyatı arasında makul olmayan artışa yol açan bir aracılık zinciri söz konusudur. Et ve süt ürünlerinde bir fiyat istikrarı yakalanamamaktadır. Yüksek fiyatlar karşısında düşünülen ilk önlem o ürünü ithal ederek, fiyatının dengelenmesi olmamalıdır. Zira bu durum ülke üreticisini zor durumda bırakırken, birkaç ay sonra fiyatlar yeniden yükselerek tüketicilerin alım gücünü zorlamaktadır. Ülkemiz birçok üründe dünya sıralamasında yer alan tarımsal üretim gücüne sahip olasına karşın, üretim yapımıza ve imkânlarımıza özgü bir tarım stratejisi oluşturulmadığı için bu sorunlar yaşanmaktadır.” İfadelerini kullandı.

“TEŞVİK SİSTEMLERİ UYGULAMAYA KONULMALIDIR”

 

Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu açıklamasını şöyle tamamladı; “Kırsal kesimde yaşayanlar genellikle tarımın çeşitli faaliyetlerinde çalışmaktadır. Geniş bir nüfus kitlesine sahip bu kesimin, toplumun kalkınması açısından önemli bir gösterge oluşturan sosyal güvenlik konusunda ihmalleri düşünülemez. Herkese insan onuruna yaraşır bir biçimde, gelecek kuşkusuna kapılmaksızın, huzur ve refah içinde yaşama hakkını sağlamakla görevli sosyal bir devletin, kırsal kalkınmada sadece üretime dayalı teşviklerle değil, sektörün iş sağlığı ve iş güvenliği açısından kendine özgü çalışma şartları göz önünde bulundurularak, sosyal güvenliklerinde kolaylaştırıldığı teşvik sistemlerini uygulamaya koymalıdır. Özellikle kayıt dışılığın en fazla yaşadığı tarım sektörünün cazip kılınması halinde, ülke kalkınmasına önemli katkılar sunulmuş olacak, büyük kentlere olan yığılmanın da önüne geçilecektir. Çalışanların asgari ücretleri, vergi indirimleri, prim destekleri ve teşviklerde yapılacak düzenlemeler önemli hususlardır. Özellikle genç nüfusun sektörü sahiplenmesine yönelik teşvik, tahsis, kredi ve hibeler ile desteklenmesiyle birlikte üretimin arttırılması hedeflenmelidir. Gayri Safi Milli Hâsıla’nın % 1’inin her yıl tarımsal destek olarak ayrılıp kullanılması yasal bir zorunluluktur. Tarım sektörü piyasa koşullarına bırakılmayacak kadar önemlidir. Devlet, sektörün her aşamasında planlayıcı, düzenleyici ve denetleyici olmalıdır. Aksi takdirde bu sektörde yaşanan olumsuzlukların sürüp gitmesi, ülkenin gıda güvenliğini etkileyecek boyutlara ulaşacaktır. Türk çiftçisinin hak ve menfaatlerini korumak, meslek faaliyetlerini kolaylaştırmak, gelişmesini sağlamak, tarımsal politikaların genel menfaatlere uygun olarak yürütülmesi amacıyla gerekli çalışmalarda bulunmak, tarımla ilgili görüşlerini hükümete ve kamuoyuna duyurmak, tarım sektörünün ülke ekonomisine yaptığı katkının arttırılmasına ve çiftçilerin ekonomik ve sosyal yönlerden gelişmesine çalışılmak üzere ilk kez 1881 yılında çıkarılan bir tüzükle kurulan, ancak 1963 yılından itibaren aktif faaliyet gösteren Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 1972 yılında üyesi olduğu Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (kısa adı İFAB) kuruluş günü olan 14 Mayıs 1946, yalnız bizde değil kuruluşa üye bütün ülkelerde 1984 yılından beri Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır.” Haber Merkezi

 

Marka Flower Çiçekçi