Aday öğretmenleri bekleyen tehlikeler

Aday öğretmenleri bekleyen tehlikeler
A+
A-

Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı, Öğretmenlik Meslek Kanunu hazırlanırken, öğretmenlik mesleği ile ilgili uluslararası sözleşmeler, yol gösterici belgeler, ulusal ve uluslararası deneyimlerden yararlanılmadığını söyledi.

  Şube Başkanı Kamil Sarı ayrıca, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çağdaş dünyada eğitim çalışanlarının uluslararası yasası olarak değer gören öğretmenlerin statüsü tavsiyesinden yararlanılmadan hazırlandığına dikkat çekti. 

 ÖĞRETMENLERİN SORUNLARINI AKTARDI

 Aday öğretmenleri bekleyen sorunlara değinen Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Aday öğretmenler için uygulanan merkezi yazılı sınav Öğretmenlik Meslek Kanunu ile kaldırılmış, “keyfiliğe açık “mülakat”a benzer bir işleyişle başarılı olan ve olmayan aday öğretmenleri belirleme görevi Adaylık Değerlendirme Komisyonu’na bırakılmıştır. Bu komisyonun alacağı kararlara ilişkin belirsizliklerin ve keyfiliklerin, eğitim barışına vurulan bu darbeyi zaman içinde daha da büyüteceği ortadadır. Bu belirsiz ve keyfi sürecin öğretmenlerin örgütlenme özgürlüğünü de engelleyeceği kolayca öngörülebilir. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 5/1. fıkrasında, aday öğretmenliğe atanma şartlarından birisi olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükme bağlanmıştır. “7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma” hükmü yer almaktadır. Kanun’a göre yapılacak arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasına göre mesleğe atanma, başta hukuk devleti ilkesi olmak üzere anayasaya aykırıdır” şeklinde konuştu.

“GÜVENLİK SORUŞTURMASI ÖZLÜK HAKLARI BAĞLAMINDA ANAYASAYA AYKIRI”

Güvenlik soruşturması sürecinin özlük haklarına aykırı olduğunu belirten Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kamu görevlilerinin özlük hakları bağlamında kanunilik ilkesi bakımından da Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa’nın 128’inci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki görevleri yürüten bütün personelin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi gerekir. 7315 sayılı Kanun’a göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usulleri (söz gelimi kim tarafından yapılacağı, kapsamının ne olduğu, soruşturma ve araştırmaya hangi bilgi ve belgelerin konu olacağı, elde edilen verilerin muhafaza ve yok edilme usulü) net bir biçimde kanun formunda ortaya konmamış ve bu hususların belirlenmesi idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılmıştır. Oysa bir kamu görevlisi olan öğretmen statüsünde olmaya aday kişilere yönelik yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usul ve esaslarının kanun düzeyinde belirlenmesi ve idarenin keyfi işlem ve eylemlerine terk edilmemesi gerekirdi. İptal istenen ibare, bu nedenle Anayasa’nın 128’inci maddesine aykırıdır. Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’nın içeriği bilinmemektedir. Program, 11/3/2022 tarihli ve 31775 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği’ne göre oluşturulan Eğitim Kurulu tarafından oluşturulacaktır. Yetiştirme programının oluşturulmasında kanun bir çerçeve çizmemiş, bu alanda yetkinliği tartışmasız olan üniversiteler program belirlemenin dışında tutulmuştur. Yine kurulda eğitim ve bilim iş kolunda örgütlü sendikaların temsilcilerine yer verilmemiş, sistemin taraflarının kurulda temsil edilmeleri hususu eksik bırakılmıştır. Kanunun 5. maddesi adaylık değerlendirmesinin çerçevesini çizmemiştir.  Değerlendirme politik saiklerle atanan yöneticilerin takdirine terk edilmiştir.  Değerlendirme komisyonları üyelerinin atama ve görevlendirmeleri davalı Bakanlığın mülakata yönelik siyasi kayırmacı yaklaşımı ile oluşmuşken,    aday öğretmenliğin sadece bu komisyonun değerlendirmesi esas alınarak kaldırılması, objektif kriterlerin esas alınmadığının göstergesidir. Öğretmenlerin adaylıkları, Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmelerle değişik gerekçelerle, özellikle de siyasal kayırmacılık gibi kaygılarla kaldırılamayabilecektir. Adaylığın kaldırılmasında komisyonun objektif değerlendirme esasları dışına çıkmasına imkân yaratılmıştır. Ayrıca yetiştirme programı sonrasında komisyon tarafından adayların başarılı bulunacağı ifade edilmesine rağmen, “başarılı sayılmaya” dair hiçbir ölçüt ve tanımlama da yer almamıştır. Komisyonun hangi esaslara göre değerlendirme yapacağı konusunda da hiçbir objektif belirleme bulunmamaktadır. Kariyer ve liyakat ilkesini hâkim kılmaktan uzak nitelikteki düzenlemenin sakatlığı ortadadır. Kanun’un 5. maddesinin 4. fıkrasının c) bendinde özetle, adaylık süreci içerisinde aday öğretmenin aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alması halinde görevine son verileceği ve üç yıl süreyle öğretmenlik mesleğine alınmayacağı ifade edilmektedir. Bu yaklaşım dengeli ve orantılı olmayan cezacı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Ayrıca bir fiil nedeniyle birden fazla ceza verilemeyeceği ilkesini de ihlal etmektedir” diyerek sözlerini tamamladı. Habertrak/Zekiye Türkkan

 

Marka Flower Çiçekçi