Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Birbirlerine etmedikleri hakaret, vurmadıkları belaltı kalmıyor. Ama bir bakıyorsunuz büyük bir dayanışma içine girmişler.
Biri bir zamanlar diğeri için meydanlarda idamlık sicimi atar, attığı kişi de onu çocuksuz olmakla suçlayacak kadar ileri giderken, bir bakıyorsunuz sanki bunların hiç biri olmamış, söylenmemiş gibi dost ve ortak olmuşlar.
Biri diğerini yolsuzluk yapmak ve Karun kadar zenginleşmekle suçlarken, bir bakıyorsunuz suçladığının safına geçmiş, ona destek vermeye başlamış.
Biri diğeri için “Paçalarından yolsuzluk akıyor” derken bir bakıyorsunuz ki onun safına geçmekle kalmamış, onu kaybetmekten korktuğunu bile söylemiş.
Biri diğerinin –hem de kadın olmasına rağmen- namusuna bile dil uzatmış, diğeri ise ona ağzına geleni söylemiş. Ama bir bakıyorsunuz, aynı masada buluşmuşlar.
Biri dini, imanı, kitabı, Allah’ı, peygamberi dilinden düşürmezken bir bakıyorsunuz rüşvetin de, rantın da, hırsızlığın da, yolsuzluğun da önde gidenlerinden biri olmuş.
Biri sosyal adaleti, işçi haklarını, işçi dayanışmasını savunur, ranta karşı çıkarken, bir bakmışsınız ranttan vurgun vurmanın peşinden koşmaya, iktidar mensuplarıyla işbirliği yapmay başlamış.
Biri bir zamanlar genel başkanına tapacak kadar bağlıyken, gün gelmiş, aynı kimseye açmış ağzını, yummuş gözünü.
Bu örneklerin değil yüzlercesi; binlercesi bile verilebilir ama gerek yok. Hepsini biliyorsunuz.
Şimdi gelelim sadede…
Bildiğiniz gibi maalesef toplum olarak çok bozulduk, yozlaştık, çürüdük, değer yargılarımızı yitirdik.
Ama bunda şaşılacak bir şey yok. Zira ne demişiz?: Balık baştan kokar ya da üzüm üzüme baka baka kararır.
Öyleyse her şeyden önce siyaset kurumunun duruşmaya çıkarılmasına ihtiyaç var. Zira yasaları yapanlar da oradakiler, siyasî mücadeleyi verenler de, ülkeyi yönetenler de.
Siyaset için “Mümkün olanı yapma sanatı” denmiş ama büyük çoğunluğu bu tanımı yanlış anlamış olması gerekir ki sadece kendi çıkarları için mümkün olanı yapmışlar, yapmaya da devam etmekteler.
Öyleyse sağcı-solcu, milliyetçi-toplumcu, ilerici-gerici, devrimci-muhafazakâr, dinci-laikçi, kısacası şucu-bucuolup olmadığına bakmadan önce karakter açısından değerlendirmek gerekiyor siyasî oyuncuları.
Öncelikli ölçü etik ve ahlâkî değerler olmalı. Yani siyasî görüşü ve partisi ne olursa olsun, bunlardan öncedürüst, karakterli, ahlâklıolup olmadığına bakılmalı. Aksi takdirde sağcı olsa ne yazar, solcu olsa ne yazar!
Hepsi aynı kapıya çıkmaz mı?
MANTIK JİMNASTİĞİ
(Düşünmeyi Sevenler İçin)
“Oyların hukukdışı yollarla çalındığı kanıtlandı.”
Mantıksızlık nerede?
(Cevap gelecek yazımızda)
Geçen yazımızdaki cümle şöyleydi:
“Yaşar Kemal’in başyapıtlarından biri de Yılanı Öldürseler adlı romanıdır.”
Mantıksızlık nerede?
Başyapıt bir tane olur. Bir tanenin de biri, ikisi olamaz.