Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Kâinatta sebepsiz yaratılan hiçbir canlı yoktur. Her canlının yaratılışının bir hikmeti vardır. Kur’an-ı Kerim’de bu hakikati Allah bize “Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri oynayıp eğlenmek için yaratmadık. Bunları hakikat ve hikmet çerçevesinde yarattık, fakat çoğu bunu bilmez.” (Duhan 38-39) ayetiyle anlatmaktadır. Gökler ve yer bu ikisi arasında bulunan her şey dünyada bir görev icra eder. Hepsinin var olması bir hakikate dayanır. Güneş dünyadaki yaşamın ısı ve ışık kaynağı olarak ay ise dünyanın eksen eğikliğinin sabit tutulmasını sağlayarak yörüngesinde akmaya devam eder, arı çiçeklerden polen toplayarak bal yapar yani her canlının bir varoluş gayesi vardır. Peki insanoğlu? İnsanoğlunun dünyadaki görevi nedir? Kâinata bakıldığında her canlı bir şekilde insanoğluna hizmet ederken insanın bu dünyadaki konumu nedir? Kur’an-ı Kerim, insanın yaratılış gayesine yönelik soruları en genel ve açık şekliyle; Allah’a ibadet ve kulluk olarak izah etmektedir. (Zariyat, 51/56.)
İnsanı var ederek ona en büyük armağanı veren Allah insandan kendisine kulluk yapmasını istemektedir. İbadet, kulluk ile aynı kökten gelir. Kulluk, ibadet etme şuurudur. İbadet denilince akla namaz, oruç gelse de geniş anlamda ibadet; insanın hayatının her alanını onu yaratan Rabbine duyduğu saygıdan dolayı Rabbi’nin koyduğu sınırları gözeterek ve hayatının her alanında ve yaptığı – yapacağı her işte O’nun rızasını önceleyerek yaşamasıdır. Sınırlı bir dünyada sonsuz bir yurda geçişin hazırlıklarını yapmaktır. Allah insana hayatta sunduğu imkan ve fırsatlarla bazen de eksiltmelerle insanı sınayacaktır. Kul olmadaki dirayetini ölçecektir. İnsanın hayatının ve ölümünün hikmetini ayet-i kerime’de “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk, 67/2.) ile bize anlatmaktadır.
Kâinatta insan irade ve akıl gücüyle diğer canlılardan ayrılmaktadır. Bir şekilde her canlının yaptığı vazife de insanoğluna fayda sağlarken bu nimetin insana bir sorumluluk yükleyeceği de açıktır. İrade insanı Rabbine karşı sorumlu kılarken aynı zamanda yaratılışındaki ayrıcalık insanı yeryüzünde de sorumlu kılar. Bu sorumluluk ayetlerde insanın Allah’ın yeryüzündeki halifesi olması ile ifadelendirilmiştir. İnsana yüklenen bu görev Allah’ın kâinatta oluşturduğu düzeni korumak, yeryüzünde bozgunculuk yapmamak; kötülüğe engel olmak ve iyiliği yaymak olarak karşımıza çıkar. Her bir insanın dünyada çok yüce bir görevi vardır. Kul olan insan Rabbi’ne karşı vazifelerini yerine getirmeli, ebedi olana hazırlık olarak bir imtihanda olduğunu bilmeli ve dünyada iyiliğin öncüsü olup her şart ve zamanda iyiliği tercih etmeli ki zaten Rabbi’ne hakiki anlamda kul olan Müslüman her şart ve zamanda iyidir.
Şeymanur ŞAMAT
Vaiz