Reklam

KEMAL KILIÇDAROĞLU – 2

Yayınlama: 28.06.2025
A+
A-

Dünkü yazımda Sayın Kılıçdaroğlu’ya yaptığım ve ilk kez yazacağımı söylediğim bir öneriden söz etmiştim. Ancak ona gelmeden önce bir bilgi vermeliyim ki neden önerdiğim anlaşılsın.

Yıl 1986. 12 Eylül ’80 öncesindeki liderlerin siyaset yapma yasağının devam ettiği günler. Halka ve Demokrasiye SÖZCÜ adlı aylık bir gazete çıkarmaya başladım. Çok etkili olduğunu görmüş olmalıydı ki rahmetli Demirel bir süre sonra gazeteyi haftalık yapmamı istedi. Ancak o günlerde Konya’da ikâmet etmekte olduğum için haftalık gazete için gerekli kadroyu kuramayacağımı belirttim. Bunun üzerine “Hiç olmazsa 15 günlük yapalım” deyince “O da zor ama inşallah altından kalkarız” diyerek gazeteyi o günden itibaren 15 günde bir çıkarmaya başladım.

Sadece çıkarmakla kalmıyor, DYP’nin il ve ilçe örgütlerine beşer, onar gönderiyor, miting meydanlarında ve salon toplantılarında dağıtıyoruz. Bu çalışmalarımız Demirel 1991 yılında tekrar iktidara gelinceye kadar devam edecekti.

Şimdi geliyorum, Kılıçdaroğlu’ya yaptığım öneriye.

Yıl 2014. Kendi başıma gelin-güveyi olarak oturdum, AKP iktidarından kurtulmaya yardımcı olur inancıyla CHP için İktidar adını verdiğim bir gazete maketi (baskıya hazır demektir) hazırladım. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na sunacağım ama kendisiyle tanışmıyorum. Maketi de yanıma alarak,yasaklı günlerde başlattığım mücadeleyi çok yakından bilen Hüsamettin Beye (Cindoruk’a)gittim ve maketi Kılıçdaroğlu’ya ulaştırmam içinyardımcı olmasını istedim. Ancak o da tanışmıyormuş. Bunun üzerine o günlerde CHP milletvekili olan yakın dostu Aytun Çıray’ıarayarak yaptığım hazırlıktan bahsetti ve partisine tavsiye etti.

Bunun üzerine oturdum, Kılıçdaroğlu’nagazete çıkarma konusundaki tecrübelerimi de anlatan bir mektupla birlikte maketi Aytun Çıray’a gönderdim. Paket, Aytun Beyin kartviziti de eklenerek CHP Genel Merkezine gönderildi.

Özel Kalem’dentakip ettim. Paket, genel başkana ulaştırılmıştı.

Ancak aradan on gün geçmiş olmasına rağmen herhangi bir yanıt alamayınca tekrar aradım Özel Kalemi. “İsterseniz bir daha hatırlatalım” dendi. Hatırlatılmış olmalıydı ama yine de görüşme ihtiyacı duyulmamıştı.

Oysa beklerdim ki beni çağırsın, tanısın, daha ayrıntılı bilgi alsın, kararını ona göre versin. Hiç olmazsa Aytun Çıray’ın hatırına bari Özel Kalem aracılığıyla teşekkürde bulunsun. Asgari nezaket bunu gerektirirdi.

Önerimizde para-pul lâfı dahi etmemiştik. Daha ne isterdi?

Şimdi şöyle bir düşünür müsünüz lütfen: Süleyman Demirel gibi bir siyasî zekâ sizden çıkarmakta olduğunuz aylık gazetenin, haftalık olmasını isteyecek kadar etkili olacağına inanmış, ama Kılıçdaroğlu hiç oralı olmamış.

Son günlerdeki tavrına ve söylediklerine bakıyorum da yoksa diyorum, ta o günlerde mi başlamıştı bir takım gizli siyasal niyetlerini hayata geçirmeye? Acaba daha fazla büyüsün istemiyor muydu başında bulunduğu partinin?

Nitekim Türkiye’yi tek adam rejimine mahkûm ederek bugünlere gelmenin kapısını açan ve eski Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk’un mutlak butlanı gerektirdiğini söylediği 16 Nisan 2017referandumunda mühürsüz oy kullanılmasına beklenen direnişi göstermemiş olması bu şüpheyi artıran gelişmelerden biri olmamış mıydı?

Bu kadarına inanmak kolay değil ama inanılamayacak neler oluyor hayatta.  Özellikle de siyasî hayatta.

            Bunun son örneği de kendisiyle İmamoğlu arasındaki ilişkide gözlenmekte.Nedir o? Ekrem Beyin kendisine ihanet ettiğine inanmak. İyi ama kendisi de partisine ihanet etmiş olmuyor mu ve bu daha büyük bir ihanet değil mi?

Sonuçta son günlerdeki tavır ve çıkışlarıylasadece partisine değil; kendisine de çok büyük zarar veriyor, Sayın Kılıçdaroğlu.Bağlandığı görülen basiretinin bir an önce çözülmesini dileyelim.

Marka Flower Çiçekçi