Eşit işe eşit ücret istiyoruz

Eşit işe eşit ücret istiyoruz
Yayınlama: 19.07.2025
5
A+
A-

 

“1 AĞUSTOS’TA KAPIYA DAYANACAĞIZ”

KESK BAKANA SESLENDİ

 

Türkiye genelinde kamuda çalışan binlerce işçiyi ilgilendiren, hükümet ve işçi konfederasyonlarının 1 Ağustos’ta yeniden masaya oturacağı toplu sözleşme öncesi Tekirdağ’a gelen KESK’e bağlı Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, Tüm Bel- Sen MYK Üyesi Zeynep Altun  ve beraberindeki Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Oktay Özçelik, Şube Yönetim Kurulu Üyesi Özgün Lebe, Habertrak Gazetesi’ni ziyaret ederek süreci anlattılar.

 

Eşit işe eşit ücret talebinde bulunan KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz; “Mutlaka eşit işe eşit ücret çok önemli. Bunu sadece memurlar için söylemiyoruz. Aslında, mesela biz sendika olarak kamuda çalışan bütün emekçiler için söylüyoruz. Kamuda çalışan bir güvenlik görevlisi ile bir memur arasında uçurum var.” diye konuştu.

 

 

 

 

 

KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, KESK’e bağlı Eğitim-Sen Genel Başkanı Irmak ve sendika temsilcileri Habertrak Gazetesi’ni ziyaret ederek, toplu sözleşmeye dair taleplerini ve görüşlerini paylaştı.

KESK heyeti Türkiye genelinde dört bölgede 15 gün boyunca toplayacakları talepleri, 1 Ağustos’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapacakları kitlesel basın açıklamasıyla Bakan Vedat Işıkhan’a ileteceklerini aktardı.

 

 

“KAYNAKLARIN EŞİT ŞEKİLDE BÖLÜŞÜLMESİ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

 

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, ülkenin kaynaklarının eşit şekilde paylaşılması noktasında mücadele ettiklerini belirterek, “Temel itirazımız şu: Türkiye’de çok geniş bir ücretli çalışan var. Ücretli çalışanların her gün yoksullaşması, ücretlerin erimesi ve bir avuç zenginin de onların bu eriyen ücretlerini alıp kendi sermayelerini, kendi ceplerini şişirmesi meselesi düzene itirazımız var. Doğal olarak her bir sendikacı emek alanındaki emekçilerin temsilcisi olarak, her şeyin, yani yoksulluğun değil zenginliğin paylaşılması, ülkenin bütün kaynaklarının hepsinin eşit bir şekilde bölüşülmesinin mücadelesi aslında. Mücadelemizin temel ekseni bu. Elbette ki eğitim alanında, sağlık alanında, sosyal haklar alanında çok ciddi problemler var ülkemizde. Bu sosyal hakların insanca yaşama koşullarına erişilmesi noktasında bir mücadele hattımız var ama öncelikle temel alan daha da yakıcı bir alan; geçim meselesi. Enflasyonun her gün arttığı, fiyatların her gün yükseldiği bir ortamda yaşamak, barınmak, kira vermek, çocuğunu okutmak, yol parası ödemek, ev geçindirmek… Bu mesele artık bir geçim değil, bir yaşam mücadelesi haline dönüşmüş durumda.” dedi.

 

Eğitimde laik ve bilimsel eğitimin tasfiye edilmeye çalışıldığını söyleyen Irmak, “Bu kadar öğretmen açığı varken, onlara ciddi kamusal destek verilmeyip, özel okullara cumhurbaşkanının bir imzasıyla çok ciddi destekler yapıldı. Bizim için kabul edilemeyecek bir çok yan var. 100 bin öğretmen ücretli çalıştırılıyor ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor. Bu kamu eğitimini tasfiye etme hareketi aslında. Tüm bunlara itirazımız var.” diye konuştu.

 

“MESEM’LERLE UCUZ İŞ GÜCÜ OLUŞTURULDU”

Eğitimde yaşanan çok derin problemlerin olduğunu dile getiren Irmak, “En ağır çıkan krizi de bu mesleki eğitim adı altında MESEM’ler gibi bir süreci iş gücü oluşturuldu. Çocukları eğitilmeden koparıyorlar, çünkü 1 gün okula gidiyorlar. Ama sorun sadece onunla da kalmıyor, bu çocuklar devlet eliyle de çocuk işçiliğine zorlanıyorlar, çocuk sömürüsüne; çocuk insanların zorlanarak işe mecbur bırakılması demek, kiminle çalıştığı belli olmayan yerlerde. Ve bunların camiat, tarikat bağlantılı dernekler üzerinden iş yapmaları bizim için çok ciddi bir problem. Sadece eğitim meselesi değil, eğitimle birlikte ülkede oluşan karanlık yapı gibi tepe taklak gidiyoruz.” şeklinde konuştu.

“EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İSTİYORUZ”

KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz da, “Mutlaka eşit işe eşit ücret çok önemli. Bunu sadece memurlar için söylemiyoruz. Aslında, mesela biz sendika olarak kamuda çalışan bütün emekçiler için söylüyoruz. Kamuda çalışan bir güvenlik görevlisi ile bir memur arasında uçurum var. Bu kadar uçurum olmaması lazım. O nedenle biz şunu istiyoruz: Eşit işe eşit ücret. Bu olmazsa bir hakkaniyet oluşmaz. Çünkü herkesin yaptığı iş kıymetli. O yüzden biz, bu süreçte aslında toplu sözleşme süreçlerinin bir formalite olmaktan çıkıp, gerçekten toplu sözleşme sürecinin taraflar açısından bir kazanım olduğu, taleplerin hayat bulduğu bir süreci örgütlemeye çalışıyoruz.” dedi.

 

“4688 SAYILI YASA YENİDEN DÜZENLENMELİ”

Toplu sözleşme sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Yılmaz, “Yani, 1 Ağustos’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bulunacağımızı belirttik. 1 Ağustos’a kadar dört bölgede talepleri toplayacağız. Ardından da 1 Ağustos günü, taleplerimizi Çalışma Bakanlığı’nın önünde gerçekleştireceğimiz açıklama ile ileteceğiz. 30 yılda 15 gün boyunca toplanan bu taleplerin tamamını ‘4688 sayılı yasa yeniden düzenlenmelidir’ diyerek taleplerimizin merkezine koyarak, iş yerlerimizde, meydanlarda, sokaklarda dile getireceğiz ve kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bu bizim sorumluluğumuz.” ifadelerini kullandı. Habertrak/Zekiye Türkkan

Marka Flower Çiçekçi