Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

“KÜÇÜK ÜRETİCİYE SÖZLEŞME, BÜYÜK İŞLETMEYE SERBEST PİYASA”
AK Parti’den küçük BESİCİYE zulüm
Türkiye’de hayvancılık politikaları, yeniden sert tartışmaların odağında. Et ve Süt Kurumu’nun 2026 yılı için açıkladığı 500 bin başlık ithal besilik dana planı, özellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmeleri açısından “eşitsiz uygulama” ile “kaynak dağılımında öncelik büyük sermayeye mi veriliyor?” eleştirilerine neden oldu.
Kurumun planlamasına göre; ithal edilecek 500 bin baş hayvanın, 392 bini 200 baş ve üzeri kapasiteye sahip büyük işletmelere, 108 bini ise küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine verilecek. Küçük işletmelere en fazla 30 baş hayvan düşecek olması dikkat çekerken, büyük işletmeler için herhangi bir üst sınır bulunmaması kamuoyunda “kaynak dağılımında öncelik büyük sermayeye mi veriliyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
KÜÇÜK İŞLETMEYE PUAN BARAJI, BÜYÜĞE ŞARTSIZ DAĞITIM
Uygulamaya göre küçük ve orta ölçekli işletmeler 100 puanlık bir kriter sistemine tabi tutulacak. İşletmenin açılış tarihi, yem bitkisi üretimi yapıp yapmadığı ve buzağı desteğinden yararlanma durumu gibi unsurlar değerlendirmeye alınacak. Buna karşılık 200 baş ve üzeri kapasiteye sahip büyük işletmeler için herhangi bir kriter şartı aranmayacak.
Sektör temsilcileri, aynı ithal hayvan için küçük üreticiye bürokratik eleme sistemi uygulanırken büyük işletmelere koşulsuz dağıtım yapılmasını adaletsiz bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Eleştiriler, iktidarın uzun süredir hayvancılıkta ölçek büyütmeyi önceleyen politikalarının küçük aile işletmelerini sistemin dışına ittiği yönünde yoğunlaşıyor.
ZORUNLU KESİM VE SABİT FİYAT DAYATMASI
Tartışmanın en kritik boyutunu ise küçük işletmelere getirilen zorunlu satış şartı oluşturuyor. Buna göre küçük ve orta ölçekli üreticiler, aldıkları besilik danalara en az dört ay bakmak zorunda olacak. Süre sonunda hayvanlar, kurumun belirlediği resmi mezbahalarda kestirilecek ve etler, yine kurumun belirlediği fiyat üzerinden Et ve Süt Kurumu’na teslim edilecek.
Büyük işletmelerde ise yetiştirme süreci, kesim yeri ve satış fiyatı tamamen serbest bırakılmış durumda. Bu durum, “küçük üreticiye sözleşmeli ve kontrollü model, büyük işletmeye serbest piyasa” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Tekirdağlı Üretici Temsilcileri, küçük çiftçiye fiilen “Hayvanı ben getireceğim, sen bakacaksın, benim verdiğim fiyattan bana teslim edeceksin” denildiğini savunuyor. Tekirdağlı Üretici Temsilcileri, bu modelin, destekten çok bağımlılık yarattığı, küçük işletmenin pazarlık gücünü ortadan kaldırdığı ve kâr marjını tek taraflı belirlenen fiyatlara bağladığı ifade ediliyor.
İTHALATA DAYALI POLİTİKA ELEŞTİRİSİ
Muhalefet partileri ve bazı sektör uzmanları ise iktidarın hayvancılıkta yerli üretimi güçlendirmek yerine ithalata yönelmesini eleştiriyor. Yıllardır süren ithalat politikalarına rağmen et fiyatlarında kalıcı bir düşüş sağlanamadığını hatırlatan eleştirmenler, yeni ithalat dalgasının da yapısal sorunları çözmeyeceğini savunuyor.
500 bin başlık planın uygulamaya geçmesiyle birlikte özellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin ekonomik olarak nasıl etkileneceği merak konusu. Ancak şimdiden ortaya çıkan tablo, hayvancılıkta destek politikalarının kime ve hangi şartlarla verildiği sorusunu yeniden ülke gündemine taşımış durumda. Habertrak/Nijat Ayvaz