Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kimi insanlar yapmış oldukları meslekleri çok daha başka tarafa taşıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde Ertuğrul Mahallesi’nde, Orduevi Caddesi üzerinde beş on dakikalığına duran araç trafiği, bana bu duyguyu tekrar gündeme taşıma hissiyatı verdi.
Bir halk otobüsü arızalanmıştı. Cadde tıkanmış, onlarca araç beklemeye başladı. Kornolar henüz çığlık çığlığa yükselmese de arkada bekleyen insanlarda sabırsızlık artmaya başlamıştı.
Tam o anlarda arkada bekleyen başka bir halk otobüsünden bir şoför koşarcasına indi. Ona kimse görev vermeden derhal arıza yapmış halk otobüsünün arka kapağını açıp motoru incelemeye başladı. Yılların verdiği deneyimle nereye bakacağını bilen bir göz arızayı hemen görmesine yardımcı oldu.
Sanırım patlamış bir plastik hortumu eliyle kavrayarak arıza yapan otobüsün şoförüne seslendi:
“Çalıştır ve yavaşça çek…”
Motorun sıcaklığına aldırmadan sımsıkı yapıştığı hortumu bırakmadı. Ağır ağır ilerleyen otobüsün arkasından o da ilerledi. Arızalı otobüs biraz gittikten sonra yol kenarına güvenli bir yere çekildi. Beş on dakika önce duran trafik yine akmaya başladı. Geçen araçlara değil, o iki şoföre baktığımı, yerimden santim kıpırdamadığımı fark ettim.
Gördüğüm manzara; teknik bir müdahale değil, mesleki bir ahlaktı. Oldukça insani bir yardım vardı. En önemlisi bir işi sahiplemenin asaleti vardı o manzarada…
O an zihnimde çoktan beri dolaşan ama bir türlü dile gelmeyen o cümleler geçti:
“şoför doktorlar…”
Biliyorum, doktorlarla kıyaslanacak çok az meslek var. Bir doktor olmak; zekâ ister, emek ister, yıllar süren eğitim istiyor. Tıp fakültesini kazanmak, bitirmek ve ardından insanların güven duyduğu bir hekim olmak kolay değil. Bunun hakkını teslim etmek gerekir…
Burada anlatmak istediğim ise; yaşamın içinde karşılaştığımız başka doktorlardır. Onlar beyaz önlük giymezler. Stetoskop taşımazlar. Reçete yazmazlar. Tıpkı tıp doktorları gibi karşılarına çıkan sorunu birkaç dakika içinde teşhis ederler.
Paniğe kapılmadan, ellerindeki bilgiyle derhal çözüm üretirler. Sıkışan araç trafiğinde, ıssız bir yerde kalmış arızalı bir aracın başında; hemen hemen her yerde insanlara çözüm üretmek için; şart gözetmeden derhal arızayı, bir hastaya gösterilen özen gibi gözlem altına alıp, acil müdahaleye başlarlar.
Böyle şoförleri görünce belki de bu yüzden doktorlarla bir benzerlik kurdum. İkisinin de ortak yanı aynı; bilgiyi, deneyimi insanın hizmetine sunmak…
Toplumda şoförlük bazen haksız yere küçümsenir.”Ne var canım, direksiyon çevirmek çok mu zor?” denerek… Zannetmeyin ki her direksiyon çeviren şoför olur. Olunmaz! Şoförlüğün de çıraklığı ve kalfalığı vardır. Elbette, ustalığı var…
Binlerce kilo metre, sabır, dikkat ve sorumluluk vardır usta olan her şoförün içinde. Motorun sesinden arızayı sezebilen kulak vardır onların deneyimlerinde. Ani bir durumda doğru kararı verecek soğukkanlılık vardır. Ve bunların hiçbirisi tesadüf oluşmaz; zaman ve emek istiyor…
Tecrübe denen şey; emekle oluşsa da en önemlisi karakterle de oluşur. Yüksek karaktere sahip insanlar, her ne iş yaparlarsa yapsınlar, taşıdıkları sorumluluk her daimi toplumun birkaç adım önünde, gönüllü bir neferin şuuru içindedir…
Tanık olduğum bu olaydaki gizli kahraman usta şoför; ne bir alkış, ne bir aferin beklemeden ustalığını sessizce gösterdi. Çevresinde izleyen gözleri görecek bir saniye bile rol yapak vakti olmadan…