Reklam

 ‘Trakya’nın tarım alanları risk altında’

 ‘Trakya’nın tarım alanları risk altında’
Yayınlama: 25.10.2026
A+
A-

 

 

 

Marmaraereğlisi Çevre Gönüllüleri Derneği’nden çevre aktivisti Özgür Aksun, Trakya’da kaya gazı çıkarılmasına yönelik girişimler ve bu kapsamdaki kamulaştırma kararlarını eleştirdi.

 

Su kaynakları, tarım alanları ve doğal yaşam üzerindeki olası etkilerine dikkat çeken Aksun, kaya gazı faaliyetlerinin ekonomik getirisi değerlendirilirken çevresel maliyetlerin ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Trakya’da kaya gazı arama ve üretimine yönelik girişimler, bölgenin su kaynakları ve tarımsal geleceği açısından tartışmaları beraberinde getiriyor. Marmaraereğlisi Çevre Gönüllüleri Derneği çevre aktivisti Özgür Aksun, kaya gazı çıkarılmasında kullanılan hidrolik kırma ve yatay sondaj yöntemlerinin çevre üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.

Kaya gazı üretiminde, yer altındaki kayaçlarda çatlaklar oluşturmak amacıyla yüksek basınçlı sıvı enjekte ediliyor. Büyük oranda sudan oluşan ve kimyasal maddeler de içeren bu işlemde, her bir kuyu için yaklaşık 190–380 metreküp su kullanılabildiği belirtiliyor. Kuyuların uzun yıllar işletilmesi ise bölgede yoğun araç trafiği, toz ve egzoz emisyonları gibi etkileri gündeme getiriyor.

“SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI DİKKATE ALINMALI”

Trakya’nın tarım, sanayi ve yerleşim alanlarının iç içe olduğu bir bölge olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, su kaynaklarının korunmasının önemi öne çıkıyor. Kaya gazı üretiminde ihtiyaç duyulabilecek su miktarının, bölgenin mevcut su dengesiyle birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor.

Hidrolik kırma faaliyetlerinin uygun biçimde yönetilmemesi durumunda su kaynaklarında kirlenme riski, toprak yapısında bozulma ve tarımsal üretimde olumsuz etkiler ortaya çıkabileceği ifade ediliyor. Ayrıca sondaj ve üretim faaliyetleri sırasında oluşabilecek arazi tahribatı, tarım alanları, otlaklar ve doğal yaşam alanları açısından da önem taşıyor.

Kaya gazı kuyularının 15–20 yıl boyunca üretim yapabildiğine ilişkin değerlendirmeler, faaliyetlerin uzun vadeli arazi kullanımı üzerindeki etkilerini de gündeme getiriyor. Üretim sahalarının kurulması, ulaşım faaliyetleri ve olası kirlilik kaynakları, çevredeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir.

Çevresel etkilerin yalnızca üretim süreciyle sınırlı kalmaması gerektiğine işaret edilirken, faaliyetler tamamlandıktan sonra arazilerin eski verimliliğine dönüp dönemeyeceğinin de bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerektiği vurgulanıyor.

35 Bin 500 Hektarlık Alan Yeniden Gündemde

Trakya’daki kaya gazı tartışmaları, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait “Trakya Petrol ve Doğalgaz Arama ve Üretim Projesi” kapsamında gündeme gelen kamulaştırma kararıyla da yakından ilişkili.

5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı belirtilen 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile proje kapsamında 35 bin 500 hektarlık taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği ifade ediliyor. Söz konusu kararın, bölgede kaya gazı (şeyl gazı) üretimi hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

“KARARLAR BİLİMSEL VERİLER IŞIĞINDA ALINMALI”

Kaya gazı arama ve üretim faaliyetlerine ilişkin kararların toplum sağlığı, tarımsal verimlilik, su kaynakları ve çevre üzerindeki etkiler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bölgenin su ihtiyacı, kuraklık riski ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, tartışmanın temel başlıkları arasında yer alıyor.

Çevre aktivisti Özgür Aksun’un değerlendirmesi çerçevesinde öne çıkan temel soru ise şu: Kaya gazı üretiminden beklenen ekonomik fayda, olası çevresel zararlar ve su kaynakları üzerindeki baskıyla birlikte nasıl değerlendirilecek?

Trakya’nın geleceğine ilişkin kararların bilimsel veriler, şeffaf çevresel değerlendirmeler ve bölge halkının katılımıyla alınması gerektiği vurgulanıyor. Habertrak/Serhat Yeşilipek

Marka Flower Çiçekçi