“Balkanların İslamlaşması Sürecinde Dervişler” konuşuldu

Yayınlama: 18.06.2021 11:54
A+
A-

Pandemi sürecinde birçok konferansa ev sahipliği yapan Edebiyat Fakültesi ve Balkan Araştırma Enstitüsü işbirliğinde “Balkanların İslamlaşması Sürecinde Dervişler” adlı konferans düzenlendi.

Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin’in konuşmacı olarak katıldığı “Balkanların İslamlaşması Sürecinde Dervişler”in rolü konferansına Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yüksel Topaloğlu, Balkan Araştırma enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İbrahim Kelağa Ahmet, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“İSLAMİYET BİR MEDENİYET TASAVVURUDUR”

Prof. Dr. Haşim Şahin, İslamiyet’in bir medeniyet tasavvuru olduğunu ifade ederek başladığı konuşmasında bu anlayışa uygun olarak Osmanlı fetihlerinin “gaza” ruhuyla yapıldığını söyledi. Prof. Dr. Haşim Şahin “Kılıç ile bir yere yerleşmek, bir yeri iskân etmek mümkün değildir. Bu şekilde bir yeri ancak fethedersiniz, vergiye bağlarsınız, otoriteyi sağlarsınız. Ama asıl fetih ve yerleşme dediğimiz şeyi sağlayamazsınız. Bunun olması, fetihten sonra gelen esnaf, eşraf, kitap ehli, tahta kılıcı ile gelen, dolaşan, irşat eden dervişler ile mümkündür. Balkanların İslamlaşması, Türkleşmesi kuşkusuz bu ve benzeri gruplar ve onların faaliyetleri ile olmuştur.” dedi. Osmanlı İmparatorluğunun, diğer yönlere olduğu gibi Balkanlara doğru olan fetih siyasetinin de son derece planlı ve programlı bir şekilde yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Haşim Şahin, Balkanların İslamlaşmasının daha ziyade Bektaşi meşrep grupları üzerinden şekillendiğini, bu süreçte Bektaşi tekkelerinin etkisinin diğerlerine göre daha fazla olduğunu, ve bunun ise Balkanların muhtelif yerlerinde karşımıza çıkan pek çok tekkenin varlığından anlaşıldığını ifade ederek “Söz konusu tekkelerin bu derece yaygın şekilde kabul görmesinin onların ayrıştırıcı değil, tam aksine kapsayıcı ve kuşatıcı olmaları, bütün farklı unsurları potalarına almaları, onlara kucak açmalarıdır. Bu kucaklayıcı yaklaşımın farklı din ve milliyete mensup ahaliyi İslamiyet’e ısındırmış ve İslamiyet’i kabul etmelerini kolaylaştırmıştır.” dedi.

“SEYİT ALİ SULTAN BALKANLARIN MANEVİ MİMARIDIR”

Balkanların İslamlaşmasının çok önemli manevi mimarlarının olduğunu, bunlardan ilki ve en etkili olanının Sarı Saltuk olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haşim Şahin, Sarı Saltuk’u Saltukname ve diğer kaynaklara dayalı olarak hayatı, kökeni, ehlibeyt vurgusu, ona izafe edilen sıfatlar, faaliyetleri, etki alanları, makamları, halk katındaki telakkisi gibi noktaları ayrıntılı şekilde dikkatlere sundu. Daha ziyade mitolojik bir figür olarak kavranan Sarı Saltuk’un tarihsel çelişmelere rağmen bugün Balkanlarda Bektaşiliğin kurucusu, piri olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Haşim Şahin “Sarı Saltuk Balkan coğrafyasında İslam dinini yayarken sadece gaza ideolojisini uygulamıyor, aynı zamanda istimalet politikasını da benimsiyor. Yaşadığı dönemde pek çok derviş gibi o da dini kılıç zoruyla değil, daha çok derviş kimliğiyle özendirerek uygulamayı tercih ediyor. Bu sebeple bölgedeki Hristiyan azizleriyle zaman zaman özdeşleştirildiğini görüyoruz. Sık sık rahip kıyafetine bürünüyor ve bir manastıra veya kiliseye girip rahiplerin diliyle konuşuyor, İncil veya Tevrat’tan ayetler okuyor. Bu kitaplardan okurken araya Kuran-ı Kerim’den de ayetler yerleştiriyor. Bu yolla halkı zamanla kendine doğru çekiyor.” diyerek konuşmasının devamında Sarı Saltuk’un şehir kurucu ve pek çok makam sahibi bir şahsiyet olduğunu; Babadağ, Babasaltuk, Babaeski gibi ona nispet edilen pek çok yer adı ile Ohri, Babadağ, Kruye, Kırım, İznik, Niğde, Diyarbakır, Tunceli gibi yerlerdeki makamların bunu açıkça gösterdiğini söyledi.

Trakya Üniversitesi Youtube kanalından da canlı yayımlanan ve yoğun bir ilgi ile izlenen program, soru ve katkıların ardından sona erdi. Haber Merkezi

#ilangovtr
Basın No
Marka Flower Çiçekçi