Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı, eğitimciler arasındaki ayrımı derinleştirecek öğretmenlik meslek kanunu tasarısının geri çekilmesi gerektiğini söyledi.
Meslek kanununun öğretmenlerin sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirten Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Tasarıda uzman öğretmen ve başöğretmenlerin görev, yetki ve sorumlulukları diğer öğretmenlerden ayırt edilemediği için eşit işe eşit ücret ilkesi ihlal edilmektedir.” diye konuştu.
“EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İLKESİ İHLAL EDİLMEKTEDİR”
Tasarının maaş ve statü farklarını ortaya çıkaracağını ifade eden Şube Başkanı Kamil Sarı; “Öğretmenlik mesleği gibi 18 milyon öğrencinin eğitim hakkını, kamu özel ayırt etmeksizin bir milyonu aşkın öğretmenin çalışma koşullarını ve özlük haklarını düzenlemesi gereken Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı, eğitim çalışanlarının ve sendikaların tamamına yakınının eleştirilerine rağmen 1 Şubat 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu gündemine getirilmeye çalışılmaktadır. Eğitim sisteminin en önemli unsurlarından birisi olan öğretmenlik mesleği gibi önemli bir konunun birkaç kanun maddesi üzerinden büyük ölçüde statü farklılaşması ve maaş artışına indirgenmesi doğru bir uygulama değildir. Ülkemizde bulunan bütün meslek kanunları, kamu özel ayrımı yapmaksızın ilgili mesleğe ilişkin düzenlemeler içerirken, Öğretmenlik Meslek Kanunun sadece kamuda çalışan öğretmenlere yönelik sınırlı düzenlemeler içermesi büyük bir eksikliktir. Tasarıda uzman öğretmen ve başöğretmenlerin görev, yetki ve sorumlulukları diğer öğretmenlerden ayırt edilemediği için eşit işe eşit ücret ilkesi ihlal edilmektedir. Aynı işi yapan öğretmenlerin statü farklılıkları üzerinden ayrıştırılması, hatta kendi içinde bölünmesi işyerinde çalışma barışının bozulmasına neden olacak, eğitim sistemi bu durumdan kaçınılmaz olarak olumsuz etkilenecektir.
“MÜLAKAT VE TORPİL UYGULAMALARI DAHA DA ARTABİLİR”
Tasarının öğretmenler arasındaki ayrımları derinleştireceğini dile getiren Sarı; “ Bu Tasarı ile öğretmenler arasında halen var olan sözleşmeli, kadrolu, ücretli öğretmen ayrımlarına yenilerini ekleyerek eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenler de dahil edilmektedir. Yıllardır eğitim sisteminin ve öğrencilerimizin mecbur bırakıldığı sınav merkezli eğitim uygulamasına öğretmenlerin de katılmak istenmesi, aynı işi yapan öğretmenlerin farklı statü ve maaş uygulaması üzerinden bölünmesi ve ayrıştırılması kabul edilemez bir durumdur. Tasarıda aday öğretmenlere yönelik adaylık sınavının kaldırılması bir müjde olarak sunulurken, sınavın işlevinin Adaylık Değerlendirme Komisyonu’na devredilmesi, atamalarda yoğun olarak gündeme gelen mülakat-torpil uygulaması ve güvenlik soruşturması üzerinden çok sayıda mağduriyetin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Kanun tasarısı hazırlanırken Türkiye’nin onayladığı, ILO-UNESCO Ortak Belgesi olan Öğretmenliğin Statüsü Tavsiye Kararı yok sayılmıştır. 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan Tavsiye Kararı öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. TBMM gündeminde olan mevcut kanun tasarısı sınırlı içeriği ile Öğretmenlik Meslek Kanunu niteliği taşımamaktadır. Öğretmenler, mesleki durumlarını ya da kariyerlerini etkileyecek nitelikteki keyfi eylemlere karşı etkili bir biçimde korunmalıdır. Mesleklerini icra ederken, öğretmenlerin akademik özgürlükten yararlanmaları sağlanmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndan beklentiler; öğretmenlerin yetiştirilmesi, iş güvencesi, mesleğe alınması, ücretler, emeklilik, sağlık, öğretmenlik mesleğinin temel sorunlarının dikkate alınmasıdır. Eğitim çalışanlarının bilgisi ve önerileri dışında hazırlanan, onların haklarını ve taleplerini içermeyen Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı derhal geri çekilmelidir. Bir meslek kanunu hazırlanacaksa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” temel alınmalı, sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Eğitim Sen olarak her zaman olduğu gibi haklı taleplerimizin kabul görmesi ve mücadele hattımızı ortaya koymak için bu Kanun tasarısının geri çekilmesi bağlamında da 1 Şubat Salı günü saat 13.00 te TBMM önünde olacağız.” Diyerek sözlerini tamamladı. Habertrak/Nijat Ayvaz