ATATÜRK DÖNEMİNE UZANAN KAYIP HAZİNE İDDİASI

ATATÜRK DÖNEMİNE UZANAN KAYIP HAZİNE İDDİASI
Yayınlama: 23.01.2026
104
A+
A-

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşayan Mehmet Vardar, ailesinin arazisinde çıkarılan ve devlete ait olduğu öne sürülen büyük miktardaki altın hazinesinin akıbetinin ortaya çıkarılması talebiyle Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapsamlı bir şikâyet dilekçesi sundu. Dilekçede, olayların Cumhuriyet’in ilk yıllarına, Mustafa Kemal Atatürk dönemine kadar uzandığı, resmi kurumlar, bankalar ve aile bireyleriyle bağlantılı çok sayıda iddia yer aldı.

Mehmet Vardar, dilekçesinde babası Hasan Vardar’ın Trakya bölgesinde tanınan bir iş insanı olduğunu belirterek, Çorlu Hıdırağa Mahallesi’nde granit taş ocakları arkasına gömülü olduğu ileri sürülen yaklaşık 20 tonluk bir altın hazinesinin varlığının o dönemde bilindiğini ifade etti.
Cingillioğlu İddiası ve Atatürk’e Kadar Uzanan Süreç
Dilekçede, dönemin bankacı ve iş insanlarından H. C’nin bu hazineden haberdar olduğu, 1931 yılında Ankara’da Mustafa Kemal Atatürk’e bilgi verdiği öne sürüldü. Bu bilgiyle Atatürk’ün askeri topografya haritaları üzerinde yeri işaretlediği, ardından Tekirdağ Valiliği’ne resmi yazı yazıldığı iddia edildi.

Vardar, o dönem bu yazı doğrultusunda jandarma ve resmi görevliler eşliğinde Çorlu Karatepe mevkiinde kazı yapıldığını, altınların çıkarılarak bir kısmının devlete teslim edildiğini, kalan kısmının ise emanet altına alındığını savundu.
, BANKA KASALARI VE KAYIP KAYITLAR
Şikâyet dilekçesinde, D. Bank’ın ve banka kasaları önemli bir yer tuttu. Vardar, emanet altınların bir bölümünün banka kasalarında muhafaza edildiğini, bankanın yıllar sonra TMSF’ye devredilmesiyle birlikte arşivlerin el değiştirdiğini ve bu nedenle altınların izinin kaybolduğunu iddia etti.

Teyze Anlatımı: “Kasayı Ben Açtım” İddiası
Mehmet Vardar’ın dilekçesinde dikkat çeken bir diğer bölüm ise teyzesine ilişkin anlatımlar oldu. Vardar, babasının vefatından sonra aile içinde yaşanan gelişmeleri aktararak, evde bulunan demir kasanın açılması ve içindeki evrakların akıbetine dair ciddi iddialarda bulundu.
Dilekçeye göre, babası Hasan Vardar’ın ikinci evliliğini yaptığı eşi S. H. ile yaşadığı dönemde, aile içi miras paylaşımı ve evraklar konusunda anlaşmazlıklar yaşandı. Babasının vefatının ardından evde bulunan demir kasanın anahtarına, temizlik için eve gelen ve aile bireyi olan teyze Z. Z. G.’nin ulaştığı iddia edildi.
Vardar, dilekçesinde teyzesine atfen şu iddiayı dile getirdi:
“Kasayı ben açtım, içindeki evrakları boşalttım” şeklinde beyanlar verildiğini, bu sözlerin daha sonra aile içinde tartışmalara yol açtığını belirtti.

EVRAKLARIN KAYBOLDUĞU İDDİASI
Mehmet Vardar, söz konusu kasada altınlara, banka emanetlerine ve devletle ilgili kayıtlara dair belgelerin bulunduğunu, ancak kasanın açılmasının ardından bu evrakların kaybolduğunu ileri sürdü. Dilekçede, bazı aile bireylerinin bu konularda bilgi vermekten kaçındığı, bazı kişilerin ise sus payı aldığının iddia edildiği ifadeleri yer aldı.
Vardar, teyzesinin ve bazı aile fertlerinin, olayın aydınlatılması için bilgi vermesi gerekirken sessiz kaldığını savunarak, bu durumun “bilgi saklama” ve “sebepsiz zenginleşme” şüphesini doğurduğunu belirtti.
Şikâyet dilekçesinin sonunda Mehmet Vardar, söz konusu altınların kişisel miras değil, devlet serveti olduğunu vurguladı. Altınların gizlenmesi, belgelerin saklanması veya yurt dışına çıkarılmasının ciddi bir suç teşkil ettiğini ifade eden Vardar, olayın tüm yönleriyle soruşturulmasını talep etti. Habertrak/Salih Aydın

Marka Flower Çiçekçi