Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]
Anaokulu öğrencilerinden birinin üzerinde gördükleri kabanı çok beğenmeleri ile ortaya tutumlulukla ilgili örnek bir davranışın çıktığını kaydeden Özel Duygum Anaokulu Müdürü Ercan Duygu, “Öğrencimiz, Nehir Cinli’nin üzerindeki kabanı çok beğenmemiz ile başladı serüven. Meğer o güzel kaban annenin çocukken giydiği ikinci kaban olup anneanne tarafından saklanıp bu günlere gelmiş.” Dedi.
Anaokulu öğrencilerinden Nehir Cinli’nin kabanını çok beğendiklerini ve bununla birlikte ortaya farklı bir örnek çıktığını dile getiren Duygu, “Özel Duygum Anaokulu öğrencimiz, Nehir Cinli’nin üzerindeki kabanı çok beğenmemiz ile başladı serüven. Meğer o güzel kaban, annenin çocukken giydiği ikinci kaban olup anneanne tarafından saklanıp bu günlere gelmiş. Fotoğrafında gördüğünüz gibi pırıl pırıl. Ne kabanın ne de renklerin modası geçmiş 30 yılda. Güzel kızımızın üzerinde harika bir görünüm sergiliyor halen. Biz bu güzel uygulamadan ötürü önce anneanne Seher Yıldız hanımı, sonra da hiç kapris yapmadan bunu kızına giydiren, anne Ceren Hanım ve baba Dr. Tahir Alper beyi kutluyoruz.” Şeklinde konuştu.
“AİLE VE ÖRETMENLERİMİZ BİZİ TEŞVİK EDERDİ”
Çocukluk dönemlerinden itibaren tutumluluğun hem ailede hem de okulda teşvik edildiğine vurgu yapan Duygu, “Bizim yaş kuşağının ruhuna işlemiştir, tutumluluk. ‘Eskisi olmayanın yenisi olmaz’ şiarı ile büyüdük hepimiz. Haftalık harçlıklarımızı alır ve onu harcamayıp kumbaramıza atmak için nefsimizle zorlu mücadeleler verirdik. Sınıflarda bir kumbara olur ve herkes biriktirdiği parayı kumbara görevlisi öğrenciye verir, görevli de paranın miktarını ve tarihini deftere işleyip kumbaraya atardı. Sene sonunda sınıf huzurunda kumbara açıldığında herkes biriktirdiği parayı alıp, bu para ile bir temel ihtiyacını giderir, ailemiz ve öğretmenlerimiz de bizi bu konuda teşvik ederlerdi.” İfadelerini kaydetti.
“HIRKALARIMIZI GENELDE BÜYÜKANNELER ÖRERDİ”
Eskiden kıyafetin de renklerin de modasının geçmediğini söyleyen Duygu, “Marka nedir bilmezdik. Çoraplarımızı, hırkalarımızı genelde büyükanneler örerler, gömlek ve pantolonlarımızı annelerimiz ya dikiş makinasında ya da ellerinde dikerlerdi. Büyük kardeşe küçülen kıyafet küçük kardeşe tarafından giyilir. Bu kardeşte uzun bir süre giydikten sonra bir üçüncü kardeş varsa ona kalırdı. Bu günkü gibi kıyafetin modası ve renklerin modası geçmezdi. Eski ve yamalı giymek ayıp olmayıp, yırtık, sökük ve kirli giymenin ayıp olduğu yıllardı o yıllar.” Diye konuştu.
Habertrak/Özlem İnan