GERÇEĞİ SİZ DE GÖRÜN

GERÇEĞİ SİZ DE GÖRÜN
Yayınlama: 13.04.2026
Düzenleme: 13.04.2026 16:51
16
A+
A-

 

Açıkçası yıllar önce gördüm.
Defalarca manalı şekilde anlattım.
Aslında aklıma geldikçe de yazarım.
Anlatırım.
Lakin hâlâ anlamayanlar veya bilmeyenler var.
O sebeple bir tekrar yazısı yazacağım.

***
İlk zamanlardan beri böyleymiş.
Gerçek şu ki hepimiz yolda öğreniyoruz.
Ben de en başlarda çok idealisttim.
Her şeyi düzeltebileceğime inanıyordum.
Artık öyle değilim.
Neden mi yazıyorum?
Sadece tarihe not düşmek için yazıyorum.
Hepsi bu.

***
Bazen bir şeyler oluyor.
Ama nadiren oluyor.
Onun dışında her şey aynı.
Bugün konumuz nedir?
Gerçeği yine ve yeniden anlatmamdır.
Nereden bu konuya geldik?
Geçen gün yine bir konuda bir şeyler yazmamı istedi bir ağabey.
Dedim ki o konuyu çok defa yazdım.
Yine yazarım.
“Ama ben yazınca değişim beklemeyin,” dedim.

***
“Neden ya?” dedi.
“Abi, gazetecilerin senden benden farkı yok.
Sadece daha fazla müdür, amir, başkan tanıyoruz; o kadar,” dedim.
Ancak bu da pek bir şey değiştirmiyor.
“Nasıl yahu?” dedi.
“Abi, bizim senden ne farkımız var?
Ne gücümüz olsun?
Sen de yazıyorsun sosyal medyadan, ben de…
Ben bazen daha çok kişiye ulaşıyorum, hepsi bu,” dedim.
Ama olmayacak işler var.
Değişmeyecek şeyler var.
Tekirdağ’ı ele alalım.dedim.
Eleştireceğimiz amir, müdür, başkan ile aşık atma şansımız yok.
Maddi olarak hele hiç yok.
Bir başkan 100 bin kazanıyorsa ki kişisel işleri de oluyor genelde.
Eşi de çalışıyorsa, kurumların huzur hakkı, şirket başkanlığı falan filan; kazançları katbekat yükselir.
Biz ne alıyoruz?
Asgari ücret.

(Onu da alamayan var!)
Neyse, elde ne var ki neyi eleştireceksin?

***
“Her şey para mı?” dedi.
“Abi, sen öyle diyorsan öyle değildir,” dedim.
Anladım ki beni anlamayacak.

***
Had bilmek lazım, dedim.
Elbette doğru söyleyince dinleyenler oluyor.
Ama o da kendi insani duygularıyla oluyor.
Kaldı ki bazen onların da yapamayacakları işler var.
Kalıp sistemler, kırılmaz kapılar, açılmaz kilitler, taşlaşmış sistemler var.
Dedim de o da beni anlamadı.
Yazmak istemediğimi düşündü.
Taraflı ilan etti birden beni.
Yapacak bir şey yok.
Alıştık artık.
Öğrendik.
Had biliyorum.
Had bildirme gayretine de girmiyorum.
Sadece anlatıyorum.
İsim çok ama çok nadir veriyorum.

***
Özetle ceplerin doluluğu, konforu ve rahatlığı her şeyi ortaya koyar.
Gazetecilerin çoğu bunun nasıl bir his olduğunu bile bilmezler.
Az biraz atılımcı olanlar o eleştirdikleri kurumlarda işe girer, düzenli iş, konforlu ortam, garanti maaş alırlar.
Diğerleri mi?
İşte böyle benim gibi yazarlar.

***

Not: Her meslekte olan hastalık, gazetecilerde de var.
Anlayacağınız, azınlık bir kesim var. Onları hiç yazmıyorum bile…

Ama anladınız siz…

Saygılar…

 

Marka Flower Çiçekçi