Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı, öğretmenlerin haklarını ve taleplerini yoksa sayan öğretmenlik meslek kanunu istemediklerini söyledi.
Eğitim emekçilerinin taleplerinin yok sayıldığını ifade eden Şube Başkanı Kamil Sarı; “Öğretmenlik Meslek Kanunu” ile ilgili olarak eğitim emekçileriyle, sendikalar ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan atılacak adımların karşısında olacağımız ve kazanılmış haklarımızı hiçbir koşulda tartışmayacağımız bilinmelidir.” diye konuştu.
“İKTİDARA YAKIN SENDİKALARIN GÖRÜŞLERİYLE YAPILDI”
Meslek kanunun iktidara yakın sendikaların talepleri doğrultusunda yapıldığını söyleyen Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, TBMM Genel Kurulu’nda eğitim bütçesi hakkında yaptığı konuşmada “Öğretmenlik Meslek Kanunu” taslağının aralık ayı içinde Meclis’e sunulacağını açıklamıştır. Eğitim emekçilerinin ve eğitim bileşenlerinin bilgisi dışında, onlara danışılmadan bizzat iktidar tarafından hazırlanan bir meslek kanununun ne kadar kapsayıcı ve demokratik olduğu tartışmalıdır. Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar defalarca olduğu gibi, bir kez daha kendi bildiğini okumakta, masa başında hazırlanmış meslek kanunu ile eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı olarak düzenlemeye çalışmaktadır.
“Öğretmenlik Meslek Kanunu” düzenlemesi gündeme geldiği ilk günden itibaren tartışılmaktadır. Bu konudaki hazırlıklar, bugüne kadar geçen kısa sürede yürütülen tartışmalar ve ağırlıklı olarak iktidara yakın sendika, dernek ve çevrelerin talep ve önerileri doğrultusunda yapılmıştır. “Öğretmenlik Meslek Kanunu” gibi önemli bir düzenleme kapalı kapılar ardında, kanunun muhatabı olan öğretmenlerin ve sendikaların iradesi dışında, onların görüşleri, önerileri, hakları ve talepleri dikkate almadan hazırlanmıştır. Meslek kanununun hazırlık süreci ve gündeme getiriliş biçimi, içeriğinden bağımsız olarak son derece antidemokratiktir.”dedi.
“ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ DAHA DA İTİBARSIZ HALE GETİRİLECEK”
Öğretmenlerin temel ücret ve çalışma sürelerinin düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Sarı; “Bugün öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören en önemli belge 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından alınan “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”dır. Tavsiye kararı öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli adımdır. Öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdiği görevlerin taşıdığı önemi uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bu kararın altında Türkiye’nin de imzası bulunmasına rağmen, bu kararın hayata geçirilmesi için bugüne kadar hemen hiçbir somut adım atılmamıştır. “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı”, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. 145 paragraftan oluşan belge, öğretmenlik mesleğinde işe alınma, işe alınmada seçme ve formasyon, mesleğe hazırlık, değişik düzeydeki öğretmenlerin mesleki sorunları, iş güvencesi, öğretmenin hak ve sorumlulukları, disiplin işleri ve mesleksel bağımsızlık gibi konuları kapsamaktadır. Temel ücret, çalışma süreleri ve koşulları, özel izinler, araştırma izinleri, tatil, eğitim-öğretim yardımcı personelleri, sınıf mevcutları, öğretmen değişimi, uzak bölgelerde ve kırsal kesimde çalışan öğretmenlerle ilgili özel düzenlemeler, aile yükümlülükleri olan öğretmenlerle ilgili düzenlemeler, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi konuların da olduğu temel bir belgedir. Siyasi iktidar ve MEB, gerçek anlamda bir meslek kanunu hazırlamakta samimi ise altına imza attığı “Öğretmenler Statüsü Tavsiye Kararı”nda yer alan başlıkları temel alan bir kanun hazırlamalıdır. MEB’in, mevcut kanunlarda ‘uzmanlık mesleği’ olarak ifade edilen öğretmenliği bir kariyer mesleği haline getirme girişimini onaylamak mümkün değildir. Geçmişte büyük tartışmalara neden olan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi, öğretmenleri birbiriyle rekabete sokacak kariyer sınavları üzerinden uygulanacak farklı ücret politikaları pek çok sorunu beraberinde getirecektir. Kariyer sınavları öğretmenler arasındaki mesleki dayanışmayı ortadan kaldıracak, çalışma barışını bozacak, eğitim emekçileri arasındaki güven ilişkisini zedeleyecektir. Aynı işi yapan öğretmenler arasında hiyerarşi yaratmak ve farklı ücret politikası uygulamak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesine temelden aykırıdır. Ayrıca öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin saygınlığı, öğrenci ve velilerin farklı değerlendirmeleriyle polemiğe açılacak, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilmiş olacaktır.” diye konuştu.
“ÖZLÜK HAKLARIMIZLA İLGİLİ TALEPLERİMİZ KABUL EDİLMELİDİR”
Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı sözlerini şöyle tamamladı; “Öğretmenlik Meslek Kanunu” ile ilgili olarak eğitim emekçileriyle, sendikalar ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan atılacak adımların karşısında olacağımız ve kazanılmış haklarımızı hiçbir koşulda tartışmayacağımız bilinmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, meslek kanunu konusunda samimiyse ve gerçekten öğretmenler lehine bir düzenleme yapmak istiyorsa ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ve Türkiye tarafından da imzalanan ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na uygun düzenlemeler yapmalı; ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz kabul edilmelidir.” Habertrak/Nijat Ayvaz