Reklam

                      HAMAMIN BUHARINDA KALAN ŞEHİR

                      HAMAMIN BUHARINDA KALAN ŞEHİR
Yayınlama: 18.05.2026
A+
A-

 

 

 

Önünden geçenlerin çoğu fark etmiyordur belki. Eskicami Mahallesi’nde Kolordu Caddesi ile Muhtaroğlu Sokak arasında kalan o eski taşlardan söz edeceğim. Yıkılmış bir evin, unutulmuş bir konağın sessiz kalıntıları olarak duruyor yıllardır. Orada, yıllar önce sadece taşların kalıntıları yoktu. Tekirdağ’ın çok değerli yaşanmışlıkları vardı. Bir zamanların Tekirdağsının mahalle kültürü, komşuluğu, saygısı ve şehir yaşamı vardı.

 

İlk kez 2018 yılında, merhum Öksel Demir’in Mavi Gözlü Kent kitabında okumuştum Kambur Ahmet Ağa’nın Konağı’nı. Okudukça orasının sadece bir yapı olmadığını; eski Tekirdağ’ın derinlerine inen bir tünel gibi hissetmiştim. İskelede koşan çocukları, mahalle aralarında birbirine seslenen insanları, denizin kıyısındaki eski yaşamı da görüyor gibi oluyor insan, satırların arasında.

 

Yıllar, kısacası zaman nehri akıp geçti. Arada birkaç kez yazılar yazıp Tekirdağ Habertrak Gazete Köşesi’nden sıklıkla hatırlattım.”Bu yeri kurtarın, halka ait anıları geri kazandırın.” Diye dönemin yöneticilerine seslenmeye çalıştım. Böyle yerler şehrin karakterini de belirler ve anlatır; aktarır…

 

Geçtiğimiz aylarda konağın son kalıntısının işgal edilmiş otları, bitkilerinin arasında bir iskelenin kurulduğunu görünce heyecanımı, neşemi anlatamam… Önce konağı işgal etmiş, doğanın teselli edici bitkileri temizlendi.

 

Kambur Ahmet Ağa Konağı’nın hiç değilse ayakta kalan hamam bölümünün korunmaya başlanması önemli bir adımdır. Bu yapı sadece eski bir konak değildir. Daha önemli öyküsü de vardır. Öksel Demir’in Mavi Gözlü Kent kitabının 23.sayfasında bu konu detaylı olarak anlatılıyor. Dönemin önemli padişahlarından II. Mahmut bir gece bu konakta kalmıştır. Bu durumda konağın önemi daha da anlam kazanıyor. Kambur Ahmet Ağa’nın da saygı duyulan kişiliğini anlayabiliriz. Kambur Ahmet Ağa, aynı zamanda eski Tekirdağ Milletvekili Fethi Mahramlı’nın da büyük dedesidir.

 

Bu yazının başka bir önemi daha var: Öksel Demir… Bugün yaşasaydı, eminim bu onarımı görünce çocuk gibi sevinirdi. Onun öykülerinde sadece tarih yoktu. Onun satırlarında şehrin ruhu da bir araya getirilmiştir. Mavi Gözlü Kent kitabı bu yüzden çok değerlidir. İçinde bir şehre ait olan ne varsa hepsi var çünkü…

 

“Oyuncağımız Deniz” bölümünü okuyan biri, bugünün çocukları adına biraz hüzünlenmeden geçemez sanırım. Şimdiki kuşakların ekranlarda izledikleri hayatı, o kuşak denizin içinde yaşayarak büyümüş sanki. İskele Meydanı’nı anlatır, Hora Feneri’ni anlatır, Rakoczi’yi, Tekirdağ Sokakları’nı, okul yıllarını, şaraphaneyi anlatıyor. Aslında bütün bu anlattıklarının dışında bir şeyi daha anlatıyor: İnsan yakınlıklarını…

 

O yılların Tekirdağ mahalleleri sadece bir isimden ibaret değildi. Rum Mahallesi vardı, Ermeni Mahallesi vardı, Yahudi Mahallesi vardı. Eski kültürler aynı şehrin içinde birbirine dokunarak yaşardı. O yüzden bayramların tadı tuzu daha başkaydı… Aynı sokaklardan geçilir, aynı esnaftan alışveriş yapılırdı. Bugünün süslü cümlesi olan “birlikte yaşam” o günkü yaşamın en doğal haliydi.

 

O dönemlerden, şimdi geriye çok az şeyler kaldı. Bir eski fotoğraf… Bir mahalle adı… Yıkılmış bir konağın hamam duvarları… Bazen bir şehrin kendine dönüp kendini hatırlaması için bunlar bile yeterli olabilir.

 

Kolordu Caddesi’nden her geçişimde, Kambur Ahmet Ağa’nın Konağı’nın önünde ki iskeleye bakarken şu düşünceleri de aklımdan geçirmeden edemiyorum: Demek ki şehir tamamen unutmamış kendini… Demek ki hâla geçmişe dönüp bakan, hisseden insanlar var. Belki de bir şehrin ruhunu ayakta tutan bu hisler, bu geriye dönüp bakanların samimiyetidir…

 

 

Marka Flower Çiçekçi