“Milli parklar turizme ve ranta açılıyor”

 “Milli parklar turizme ve ranta açılıyor”
Yayınlama: 20.02.2026
18
A+
A-

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen ve Milli Parklar ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören yasa teklifine ilişkin tartışmalar sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun, düzenlemeye yönelik kapsamlı eleştirilerde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yaptığı konuşmada Aygun, teklifin Türkiye’nin doğal mirasını, biyolojik çeşitliliğini ve koruma altındaki alanlarını ciddi bir riskle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Teklifin geri çekilmesini isteyen Aygun, düzenlemenin doğayı koruma anlayışından uzak olduğunu savundu.

 

Yüzlerce Koruma Alanı Düzenlemeden Etkilenecek

Aygun, Türkiye genelinde bulunan çok sayıda koruma alanının bu teklif kapsamında tehdit altına girdiğini belirtti. Buna göre:

50 milli park

274 tabiat parkı

111 tabiat anıtı

32 tabiatı koruma alanı

136 sulak alan

85 yaban hayatını geliştirme sahası

yeni düzenlemeden doğrudan etkilenecek.

Aygun’a göre söz konusu alanlar, bugüne kadar doğayı ve yaban hayatını koruma amacıyla özel statü altında tutulurken, yeni düzenleme ile ekonomik ve ticari faaliyetlerin öncelikli hale gelmesi riski ortaya çıkıyor.

 

99 Yıllık İşletme Hakkı Tartışması

Teklifte yer alan maddelerden biri, milli parklarda turistik amaçlı bina ve tesislerin 99 yıla kadar işletme hakkının devredilebilmesini öngörüyor.

Aygun, bu düzenlemenin milli parkların fiilen uzun süreli biçimde özel sektöre bırakılması anlamına geleceğini savundu. Bu sürenin neredeyse bir asra denk geldiğini belirten Aygun, kamuya ait doğal alanların gelecek kuşakların kullanımından çıkarılabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet cephesine göre, bu uygulama köprü ve otoyol projelerinde uygulanan uzun vadeli işletme modeliyle benzerlik taşıyor. Aygun, milli parkların da benzer bir anlayışla ticari faaliyetlerin merkezine yerleştirileceğini öne sürdü.

 

Kaçak Yapılar ve Yargı Denetimi Tartışması

Teklifte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne kaçak yapılarla ilgili geniş yetkiler tanınıyor. Buna göre kurum, mahkeme kararına gerek olmaksızın kaçak yapıları yıkabilecek. Ancak aynı düzenleme, bu yapıların yıkılmayıp kamu tarafından kullanılabilmesine de imkân tanıyor.

Aygun, bu durumun kaçak yapıların dolaylı biçimde meşrulaştırılmasına yol açabileceğini savundu. Hukuk devleti ilkesine dikkat çeken Aygun, yargı denetimi olmaksızın idari kararlarla işlem yapılmasının Anayasa ile çelişebileceğini ifade etti.

 

Turizmi Teşvik Kanunu Kapsamına Alınması

Teklifin en dikkat çeken düzenlemelerinden biri, milli parklar ve diğer koruma alanlarının Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına alınması.

Bu değişiklikle birlikte, söz konusu alanlarda “kamu yararı” gerekçesiyle çeşitli altyapı ve üstyapı yatırımlarının önü açılabilecek. Bu yatırımlar arasında:

Ulaşım projeleri

Elektrik iletim ve nakil hatları

Petrol ve doğalgaz boru hatları

Trafo ve haberleşme altyapıları

Su ve atık su sistemleri

Termal su tesisleri

Otel, motel ve dinlenme tesisleri

yer alıyor.

Aygun, bu yatırımların doğal alanlarda geri dönüşü zor tahribatlara yol açabileceğini savundu. Özellikle yaban hayatının yaşam alanlarının parçalanması ve doğal dengenin bozulması ihtimaline dikkat çekti.

 

AOÇ Örneği Üzerinden Uyarı

Aygun konuşmasında, 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı niteliğindeki Atatürk Orman Çiftliği’yi (AOÇ) örnek gösterdi. AOÇ’nin geçmiş yıllarda çeşitli imar düzenlemeleriyle küçültüldüğünü ve zarar gördüğünü ifade eden Aygun, benzer bir sürecin milli parklar için de yaşanabileceğini öne sürdü.

Muhalefete göre AOÇ’de yaşanan dönüşüm, koruma statüsüne rağmen yapılaşmanın önünün açılabileceğini gösteren bir örnek niteliği taşıyor.

 

Kaçak Avcılığa İlişkin Düzenlemeler

Teklifte yer alan bir diğer önemli başlık ise avcılıkla ilgili yaptırımlar. Aygun’un açıklamasına göre, yeni düzenleme ile kaçak avcılık yapanların avcılık belgeleri tamamen iptal edilmeyecek.

Kurallara uymayan, zehir kullanan veya kapanla avlanan kişilere iki yıllık yasak uygulanacak; bu sürenin sonunda yeniden avcılık yapabilmelerine imkân tanınacak.

Aygun, daha önce ikinci kez avcılık belgesi iptal edilen kişi sayısının 60 bin olduğuna dair bilgi verildiğini belirterek, bu rakamın Türkiye’de kaçak avcılığın yaygınlığını gösterdiğini söyledi. Yeni düzenlemenin caydırıcılığı azaltabileceğini savundu.

 

Ekosistem ve Tarımsal Üretim Uyarısı

Aygun, kaçak avcılığın yalnızca yaban hayvanlarını değil, tüm ekosistemi etkilediğini belirtti. Doğal avcı türlerin azalmasının, çekirge ve süne gibi tarım zararlılarının artmasına yol açabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında bulunduğunu ve bu nedenle zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu vurgulayan Aygun, yaklaşık 12 bin bitki türünün yüzde 30’unun yalnızca Türkiye’ye özgü olduğunu hatırlattı.

Bu zenginliğin korunmasının yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir mesele olduğunu belirtti.

 

“Teklifi Geri Çekin” Çağrısı

Aygun, yasa teklifine ilişkin değişiklik önergelerinin komisyonda reddedildiğini belirterek, düzenlemenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Muhalefet, teklifin kamusal yararı zayıflattığını ve doğal alanların ticarileştirilmesine zemin hazırladığını savunuyor.

TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sürerken, teklifin doğa koruma politikaları ve çevre hukuku açısından nasıl sonuçlar doğuracağı kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Habertrak/Zekiye Türkkan

Marka Flower Çiçekçi