Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Tekirdağ’ın emektar usta terzilerinden Yaşar Eser, mesleğin inceliklerini Habertrak’a anlattı:

“Biz el dikişi yaparız, kumaşı işleriz; örneğin bir yakanın içine 6-7 kat tela koyarız. İpek astar kullanırız. Kullandığımız malzeme yazın terletmez, kışın üşütmez. Bunları konfeksiyonda bulamazsınız. Ayrıca yaptığımız takım elbiseler vücuda tam oturur, kolları, omuzları her yeri bire bir o kişiye özeldir.
“Ben bu işe aşığım, yoksa bu işi yapamam zaten. Terziliği çok seviyorum. İşim olmadığı zaman rahatsız oluyorum. Benim ustam 87 yaşında vefat etti. Ölünceye kadar bu işi yaptı, dükkanı tıklım tıklım kumaş doluydu.”
50 yıldır mesleğin içinde olan Eser, işine aşık olduğunu vurguluyor. Terziliğin de yok olmaya yüz tutan meslekler arasında olduğunu ifade eden Yaşar Eser, “Bu sanat çok güzel bir sanat, ama bir tane çırak yok. Çırak yetişmiyor, neslimiz tükeniyor. Mesela burada yalnız çalışıyorum, çırak bulamıyorum” dedi.
Ben 1960 doğumluyum, 1972 yılında ilkokulu bitirdim. O zaman köyümüzden bir çocuk terzi çıraklığına başlamıştı, ben de ona heveslendim. 1973 yılında, 13 yaşında iken ben de terzi çıraklığına başladım. Sonra mesleği çok sevdim, 1976 yılında Ankara’ya taşındık. Ulus’ta bir süre çalıştıktan sonra Kızılay’a geçtim, burada Paris Akademi mezunu terzi Aydos’un yanında işe başladım. Orada 15 yıl çalıştıktan sonra tavsiye üzerine Avcılar İGS’ye imalat müdür yardımcısı olarak geldim. Bir süre İGS’de çalıştıktan sonra Kiğılı’ya geçtim ve orada da imalat müdürlüğü yaptım. Emekli olduktan sonra Tekirdağ’a gelip yerleştim. 2011 yılına kadar burada kaldıktan sonra Kiğılı beni yeniden çağırdı, yeniden İstanbul’a gittim. İstanbul’da Kiğılı’da 7 yıl çalıştıktan sonra tekrar Tekirdağ’a yerleştim. Tekira AVM’deki Kiğılı mağazasında bir yıl çalıştıktan sonra kendi dükkanımı açtım.
Peki dükkanı nerede açtınız ve neden kapatıp burada terzilik yapmaya başladınız?
Mağaza işletmenin benim işim olmadığını anladım. Ben terziliği seviyorum, takım elbise dikmeye adeta aşığım.
Peki iyi bir takım elbise nasıl anlaşılır?
Özel dikimin özellikleri şunlar: Biz terziler olarak bir takım elbisenin içerisine bir buçuk metre kıl tela, yün tela koyarız, ama konfeksiyonlarda bu olay yok. Onlar yapışkan koyuyorlar ve el dikişi yoktur. Biz sırf el dikişi yaparız, kumaşı işleriz; örneğin bir yakanın içine 6-7 kat tela koyarız. İpek astar kullanırız. Kullandığımız malzeme yazın terletmez, kışın da üşütmez. Bunları konfeksiyonda bulamazsınız. Ayrıca yaptığımız takım elbiseler vücuda tam oturur, kolları, omuzları her yeri bire bir o kişiye özeldir. Başkasına dikilen takım elbise sana uyar mı? Uymaz, çünkü her insanın bedeni özeldir ve ona uygun dikim yapılması lazım.
Hangisi daha ekonomik, hazır takım mı yoksa özel dikim mi?
Hazır takım almak daha ekonomiktir, çünkü bant sistemiyle üretilir hazır takımlar. Ama kumaşına bakıyorsun, kalite diye bir şey yok. Biz el ile dikiyoruz, onlar sırf makine ile dikiyor. Benim diktiğim ceketi temizleyiciye ne kadar verirsen ver, bozulmaz. Ama hazır takımı temizleyiciye verdiğin zaman omuzlar pütür pütür olur. Çünkü yapışkan kalkıyor.
Terzilik de pek çok meslek gibi yok olmaya yüz tutan mesleklerden birisi. Mesleğin yok olmaması adına neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Üzüldüğüm tek şey var; bu sanat o kadar güzel bir sanat, ama bir tane çırak yok. Çırak yetişmiyor, neslimiz tükeniyor. Mesela burada yalnız çalışıyorum, çırak bulamıyorum. Biz Kızılay’da bakanlara, milletvekillerine, konsoloslara, cumhurbaşkanına takım elbise dikerdik. Bunların hiçbiri kalmadı. Benim ustam 6-7 ay önce vefat etti, çok üzüldüm. Onun yerini doldurabilecek ustaların yetişmesi artık imkansız hale geldi. Biz hem ahlak, hem terbiye, hem sanat öğrendik. Şimdi ise bunlar neredeyse hiç kalmadı. Hiçbir zanaatkarın yanında çırak yok. Bu gidişle 10-15 yıl sonra bir özel terzi bulamayacaksınız.
Ben hükümetimizin yerinde olsam bir şekilde bu meslekleri yaşatırım. Ben ilkokul mezunuyum, ama tekstil mühendisleri gelip bir sürü şeyi benim yanımda öğreniyor. Staj sürecinde yanıma gelip notlar alan çok sayıda tekstil mühendisi oldu. Çünkü okullarda da yeterince kaliteli ve uygulamalı eğitim verilmiyor. Uygulaması olursa daha iyi olur. Mesela bir öğrenci 3 gün okula gidiyorsa, 2 gün de bize gelip pratik uygulama içinde olması gerekiyor.
Benim oğlum gıda mühendisliğini bitirdi. Çocuğa “Oğlum domatesi nasıl kullanacağız, yumurtayı buzdolabında kaç gün saklayacağız” gibi sorular soruyorum, bilmiyor. Bu uygulamalı olsa çocuk birşeyler bilir. Çocuk 4-5 yıllık fakülte bitirip bir işyerine gidiyor, tecrübesi olup olmadığında yok diyor. Çünkü uygulamalı eğitim almamış. Öyle bir eğitim almış olsa deneyimim var diyecek. Ama maalesef bizim ülkemizde böyle. Avrupa’da okullarda eğitim hep uygulamalı veriliyor; üç gün okul, iki gün fabrika şeklinde.
Bizim müşterimiz daha çok üst gelir grupları ve bilinçli tüketicilerden oluşuyor. Ben burada erkek takım elbise üzerine çalışıyorum. Mesela burada vali yardımcılarımız geliyor, bazı savcılarımız geliyor. Ben onların ayaklarına da gidiyorum, kendimi tanıtıyorum, yaptığım işi anlatıyorum. Onlar da bu işin önemini fark edip takım elbiselerini özel olarak yaptırıyorlar.
Hangi iş olursa olsun insan o işin iyisini yapmalıdır. Marangozluk olabilir, terzilik olabilir, spikerlik olabilir, gazetecilik olabilir; hangi mesleği yapıyorsan yap en iyisini yapmalısın yani. Biz böyle düşünüyorduk. Ben Kızılay’da en iyi terzinin yanında kendimi yetiştirmek istemiştim, özellikle onun yanına gitmiştim. Çünkü işi en iyi şekilde öğrenmek istiyordum.
Peki bir takım elbiseyi kaç günde bitiriyorsunuz?
Başka hiçbir iş yapmasam bir takım elbise yaklaşık bir hafta zamanımı alıyor. Ancak bir hafta boyunca tek bir kişiye çalışmak pek mümkün olmuyor. Yalnız çalıştığım için arada müşteriler geliyor, tamir yaptırmak isteyenler, kısaltma gibi işlemler yaptırmak isteyenler olabiliyor.
Takım elbise diktirmenin dışında size başka ne tür işler geliyor?
Şu anda yoğunluklu olarak tamir işleri geliyor. Paça ve kol kısaltma, yama yaptırma, daraltma, genişletme, elbise küçültmeler geliyor. Neden biliyor musunuz? Coronavirüs döneminde merdiven altı üretim yapan atölyelerin büyük kısmı kapandı. Böyle olunca ekonomik üretim yapan yerler azalmış oldu. Bugün belli markaların ürettiği takım elbiseler de pahalı olduğu için insanlar daha çok tamir işlerini tercih ediyor. Şu anda en iyi markaların bir ceketi 12-13 bin liraya satılıyor.
Peki bir takım elbiseyi size diktirsek, bunun maliyeti ortalama ne olur?
Kumaşın metresine büyük zam geldi. Daha önce 350 liraya aldığımız kumaş, şu anda 750 liraya çıkmış durumda. Şu anda İstanbul’da bir takım elbiseyi 13-14 bin liraya dikiyorlar, ben burada kumaşı dahil 10 bin liraya dikiyorum. Çünkü burası Tekirdağ, daha yüksek rekemları kaldırmaz.
Şu anda erkek modası nasıl?
Ceketlerde yakalar kalın, kollar kısa, boy uzun.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ben bu işe aşığım, yoksa bu işi yapamam zaten. Terziliği çok seviyorum. İşim olmadığı zaman rahatsız oluyorum. Benim ustam 87 yaşında vefat etti. Ölünceye kadar bu işi yaptı, dükkanı tıklım tıklım kumaş doluydu. Bir de şunu söylemek istiyorum. Devletimiz el atsa, sanat okulu okuyanlar, mesela tekstil okuyanlar var, onları terzilerin yanına gönderip bu işi uygulamalı olarak öğretse çok iyi olur. Habertrak / Bülent Kutlutürk