RENKLİ TEKİRDAĞ SAHİLİ

RENKLİ TEKİRDAĞ SAHİLİ
Yayınlama: 25.06.2025
5
A+
A-

( Merhaba Gençler )

 

Cem Karaca’nın şarkılarına başlarken yapmış olduğu seslenişi yaparak başlıyorum çalışmama;

 

“ Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar”

 

Ne kadar istense de sonsuza kadar genç kalınamayacağını hepimiz biliyoruz. İlk tenis çalışmaları ve ardından maçları başladığında bana hep aynı sözcüklerle seslenen bir tanıdık karşısında epey şaşırmıştım. Tenis maçlarına giderken beni her gördüğünde;

“ Sen ölmezsin arkadaş! Bravo…”

 

Birkaç kez sırıttım… Birkaç kez, farklı sözcüklerle; “ Sende spor yap, sende ölme!” desem de, en sonunda aynı seslenişi yaptığı bir vakit durdum. Ve birkaç dakika ağır ağır konuştum;

 

“ Arkadaş! Ben hiç ölmemek için spor yapmıyorum ki!” ; “ Ya niçin?” , “ Son ana kadar, kendi kendimize yetmek, sevdiklerimize yük olmamak için.”

 

Bu konuşma etkili olmuş ki, bir daha benim yaptığım sporu sulandırmayı bıraktı ve kabullendi. Saygı duydu…

 

Sahildeki kafeteryada görmüş olduğum iki arkadaş siyah giyinmişlerdi. Çoktan beyazlamış ve azalmış saçları oldukça kısa kesilmişti. Denize yakın olan ve yeni boşalan masaya geçtiler. Onlardan iki masa geride bulduğum boş masaya geçtim. Tam da görüş alanı içindeydiler oldukça spor giyinmiş yaşları epey geçkin olsa da genç görünümlü adamlar.

 

Onlara arkadan bakan birisi çok rahat 18–20 yaşlarında iki genç zanneder. Üzerindeki giysiler tam manasıyla gençlerin giyeceği en sıkı pantolon, en pahalı tişört, spor ayakkabı ve telefonlarının yanında kolları, parmakları ve boyunları faklı takılarla dopdoluydu…

 

Muhtemelen çevrelerinde bu giyinişleri yüzünden gizliden gizliye eleştiri alıyorlardır:

—Hiç yakışıyor mu? Siz kaç yaşındasınız? Filanca yerinizdeki bilmem neleriniz ağırmış, gibi bizim soylu halkımızın gülerken arkadan ısırdığını; “ Oh! Hiç yaşlanmayacaksın sen! Sana yakışır!” derken arkandan beylik güzellemeler yaptığını biliyoruz. Belki de yaşam biçimi, belki de uzanamadığı, korktuğu, çekindiği şeyleri bir başkası yapma cesareti gösterdiği için; verip veriştirmeyi pek seviyoruz…

 

Uzun ömrüm boyunca şunu gördüm ki, insan diğer insanları ne kadar çok eleştirirse o kadar yalnızlaşıyor. Ve bir o kadar kendini yenileyemiyor. Bir yandan da çok farklı giyinmiş, belki o yaşta birçok insanın giyinmeyeceği derece, ama zihni bilgi, görgü ve deneyim ile dolu insanları tanımadan, daha baştan kaybediyoruz…

 

Bu kadar önyargılı bir yaşama batmışız ki, aynı zihniyetin sahipleri ise bir yandan da yakınlarını özgürlüklerin, giyinişlerin, yaşam tarzlarının alabildiğine farklı olduğu gelişmiş ülkelere gitmesi için uğraşıyorlar.

 

Bilinen o lafı demeyeceğim; “ Bu ne perhiz bu ne …”

 

Vaktimizi o kadar farklı ve kendimize hiçbir katkı vermeyecek konularla değerlendiriyoruz ki, o yüzden seksen yaşına gelmiş bir insana; “ Bu güzel ömrü nasıl yaşadın?” sorusu karşısında şu cevabı duyarsınız; “ Bir şey anlamadım ki!”

 

Oysa yaşam denen mucize şey; milyonlarca bir şey sunuyor; her dakika…

 

Biraz öte masadaki genç giyinişli adamlar diğer insanlara hiç aldırmadan ve hiç konuşmadan telefonlarıyla ilgilendiler. Zaman zaman düşüncelere dalıp, uzaklara bakışlarında;

 “ Acaba hangi ülkeye, hangi şehre gitsek de yeni bir eğlence yakalasak!” okunuyor gibi gelse de, günün hoşluğu içinde, kendisine önem veren ve topluma saygı duyan insanların tercihlerine saygı duyarak ayrıldım; güneşin olduğu denizin usulca kıyıyı yaladığı ve çocuk seslerinin duyulduğu renkli Tekirdağ sahilinden…

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi