Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde yaşanan insanlık dramı, “sosyal devlet” söylemlerinin kâğıt üzerinde kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Camikebir Mahallesi’nde naylon, teneke ve tahta parçalarından yapılmış derme çatma bir barakada yaşayan İren ailesi, 21. yüzyıl Türkiye’sinde adeta kaderine terk edilmiş durumda. Elektrik yok, su yok, tuvalet yok, banyo yok… Ama bu barakada üç masum çocuk var.
Kışın dondurucu soğuğunda, kar yağışı kimileri için romantik manzaralar sunarken; İren ailesi için ölümle burun buruna bir mücadele anlamına geliyor. Yağmur yağdığında barakanın içi göle dönüyor, kar yağdığında ise çocukların üstüne yağıyor. Ailenin tek sığınağı olması gereken baraka, onları korumak yerine her gün biraz daha çöküyor.
“BU ŞARTLARDA ANNE OLMAK, HER GÜN ÖLMEK GİBİ”
Üç çocuk annesi 25 yaşındaki Dilek İren’in sözleri yürek dağlıyor:
“Ben de herkes gibi çocuklarımı sıcak bir evde, temiz bir ortamda büyütmek isterdim. Hangi anne çocuklarının soğuktan titremesini ister ki? Elektrik yok, su yok. Çocuklarım hasta oluyor. Aç yatıyorlar. Bu bir yaşam değil, bu bir ceza.”
Hijyenin olmadığı, zemini toprak olan tek odalı barakada beş kişi yaşamaya çalışıyor. Nem, soğuk ve açlık tüm aileyi hasta etmiş durumda. Çocuklar sık sık ateşleniyor, öksürük hiç kesilmiyor. Anne çaresiz:
“Bazen yiyecek hiçbir şeyimiz olmuyor. Çocukları aç yatırdığımız geceler var. Bir annenin yaşayabileceği en ağır acı bu.”
GÜNDE 50-100 LİRA İÇİN ÇÖP TOPLUYOR
Ailenin geçim yükü 28 yaşındaki baba Fevzi İren’in omuzlarında. Hurdacılık yaparak günde 50 ila 100 lira kazanabiliyor. Bu parayla hem karnını doyurmaya hem de çocuklarını okutmaya çalışıyor. Ancak gerçek acımasız:
“Her sabah uyanınca ilk düşündüğüm şey çocuklarımı bugün nasıl doyuracağım oluyor. Elektrik yok, su yok. Suyu sokak çeşmelerinden bidonlarla taşıyoruz. Tuvaletimizi, banyomuzu naylon barakada yapıyoruz. Çamaşırlarımızı leğende yıkıyoruz.”
YETKİLİLERE GİTTİLER, KAPI DUVAR
Aile, defalarca Kaymakamlığa ve Belediye Başkanlığına başvurduğunu söylüyor. Ancak aldıkları tek yardım, yılda bir kez verilen erzak kolisi.
“Ramazandan ramazana bir koli veriliyor, sonra unutuluyoruz. Sanki burada yaşamıyormuşuz gibi. Kimse görmüyor, kimse duymuyor.”
Baba Fevzi İren’in sözleri ise durumun ne kadar vahim olduğunu açıkça ortaya koyuyor:
“Dün geceden beri yağan kar barakanın içine yağdı. Çocuklar titreyerek uyudu. Evime ekmek götüremiyorum. İntiharın eşiğine geldim. Ne olur bizi görmezden gelmeyin.”
BU BİR YOKSULLUK DEĞİL, BU BİR İHMAL
Bu tablo artık “yoksulluk” kelimesiyle açıklanamayacak kadar ağır. Elektriksiz, susuz, sağlıksız bir barakada üç çocuğun yaşamaya mahkûm edilmesi, açık bir sosyal çöküş ve kamu ihmali olarak karşımızda duruyor.
İren ailesi, ne lüks istiyor ne ayrıcalık… Tek talepleri:
Başlarını sokabilecekleri kiralık bir ev
Çocuklarının aç ve hasta kalmaması
İnsan onuruna yakışır asgari yaşam koşulları
BU SES DUYULACAK MI?
Baba Fevzi İren yetkililere ve hayırseverlere sesleniyor:
“Benim ne olacağım önemli değil ama çocuklarım kurtulsun. Okusunlar, insan gibi yaşasınlar. Ne olur bir yardım eli uzatılsın.” Habertrak/Salih Aydın