Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
(Büyükşehir İtfaiye Memuruna Meydan Dayağı )
Bu sözcüklerle başlayan ünlemelerdeki korku, bilinmezlik, tehdit ve şantaj hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Oysa hükümetimizin, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş felsefesi, amaçlarından birisiydi bu tür ayrıcalıklı kişi ve kurumları adaletin adil olan çizgisine çekmek…
22 Aralık Çarşamba günü Köprübaşı mevkiinde yaşanan olay, ülke ve şehir gerçeğimizi tam manasıyla güncel tutmaya devam ediyor. Böyle güncelliğin olmasını hiç kimse istemez. Niçin mi? İçinde şiddet var… Niçin mi? İçinde tehdit ve korku ve şantaj var…
Çarşamba günü Köprübaşı mevkiinde ne oldu? Görevi başında, göreve giderken bir itfaiye aracı, sirenleri duymayan, trafik kurallarına uymayan bir özel araca çarptı. Çarpa sonucu aşağı inen, durumu anlamaya çalışan itfaiye memuru, arabasına çarpış olduğu HERİF tarafından tam manasıyla meydan dayağına kurban gitti.
Daha ne olduğunu anlamadan, anlamaya çalışırken saldırgan itfaiye aracı şoförüne vurmaya başlıyor. Kimse şu soruyu diyemez artık; hangi çağdayız kardeşim? Nerede yaşıyoruz? Kolluk kuvvetleri ne iş yapıyor? Caydırıcılık kimler için geçerli? Sadece yürüyüş yapan öğrencilere mi?
Elbette olay yerine bir sürü polis aracı geliyor. Bir sürü polis memuru durumu anlamaya çalışırken, itfaiye araç şoförünü dövüp de hızını alamayan saldırgan herif polis aracını yumrukluyor. Yani; gözdağı verilmeye başlıyor. Bu arada ilgili kişiyi, yakın akrabasını da aramış ve olay yerine, görevi başındaki polis memurlarına bir başka uyarı, suç işleyen herifin akrabası tarafından yapılıyor;
“ Siz bizim kim olduğumuzu biliyor musunuz? Bu olayı hemen kapatın yoksa!”
Burada bulunan vatandaşların, görgü tanıklarının ifadesi ise ne kadar haciz durumda olduğumuzun kanıtı gibi… İtfaiye araç şoförü herkesin gözü önünde, görevi başında meydan dayağına kurban gidiyor.
Polis aracı yumruklanıyor… Ve polise, üstü açık tehditler yapılıyor. Bu durumda polis memurları ne yapıyor? İnanılmaz derece sükût içinde, tehditlere boyun eğmiş gibi görünüyorlar orada bulunan görgü tanıkları gözünde…
Sormak isterim İl Emniyet Müdürüme; “ Çarşamba günü Köprübaşı mevkiinde yaşanan bu olayın suçlusu olan kişi için ne yapıldı? Tehditleri, görevi başındaki itfaiye memurunun darp edilmesi, polisin, devletimizin aracını yumruklaması ve memurlarımızın yanına gelen akrabasının tehditleri hakkında ne yapıldı?
Niçin vatandaşımız böyle durumda kendini yalnız hissediyor? Niçin siyaset denen kurumlar yüce devletin adil işleyişine ters düşecek, adaleti yıpratacak, görevi başında olanları yoracak, korkutacak, yalnız bırakacak olaylara göz yumuyor?
Sadece oy uğruna, sadece partizanlık adına, bu büyük, değerli kurumlar, kuruluşlar ve onların çalışanları aşağılanır, suçlanır, dayak yerlerse; böyle bir toplumdan tam manasıyla huzur, hoşluk, sevgi, barış beklenir mi?
Doktor dayak diyor. Hemşire dayak yiyor. Öğretmen dayak yiyor. İtfaiye memuru dayak yiyor. Zabıta memuru dayak yiyor. Polis memuru görevi başında neredeyse her gün;
“ Sen benim-bizim kim olduğumuzu biliyor musun?” tehditleri ile karşılaşıyor. Peki, ama yapılacak bu görevlerin yegâne amacı zaten iyi, düzenli ve uyumlu insanları mı kapsıyor?