Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
“EKONOMİK SORUNLAR İHLALLERİ ARTTIRDI”
Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı, Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ülkemizde çocuklara ve haklarına yönelik tehditlerin artarak devam ettiğini söyledi.
Ülkede yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlardan en çok çocukların etkilendiğini söyleyen Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında yaşama hakkına, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller göze çarpmaktadır. Kovid-19 salgını döneminde çocukların eğitime erişim hakkı başta olmak üzere, en temel haklardan faydalanma oranı ciddi oranda azalmış, ülkede yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmuştur. “diye konuştu.
“ÇOCLUKLAR EĞİTİM VE SOSYAL HAYATTAN UZAKLAŞMAKTA”
Çocukların sosyal yaşama katılımdan uzaklaştığını dile getiren Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Türkiye’de eğitim ve sağlık sisteminden kadın politikalarına kadar her alanda çocukların üstün yararını değil, kendi çıkarlarını düşünen mevcut sistem; çocuklarımızın sahip olduğu heyecan, merak cesaret ve yaratıcılıktan açıkça korkmaktadır. Bu nedenle toplumsal yaşamdan dışlanarak aile içine hapsedilen kadınlar ve çocuklar devlet politikaları ile sosyal yaşama katılımdan bilinçli olarak uzaklaştırılmaktadır. Özellikle otizmli çocuklara ve diğer özel eğitim gerektiren çocuklara yönelik olduğu gibi, mülteci çocuklar da sık sık ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalarla karşı karşıya kalmaktadır.
Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibari ile çocuklar, etnik köken, dil, din ve mezhep ayrımcılığı ile sık sık karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle mülteci çocuklara, farklı etnik kimlik ve mezheplere sahip çocuklara yönelik ayrımcı uygulamaların son yıllarda daha da artması düşündürücüdür. “şeklinde konuştu.
“KOVİD-19 SALGINI SÜRECİNDEN EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENDİ”
Çocuk işçiliğinin her geçen gün arttığını ifade eden Başkanı Kamil Sarı; “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF verilerine göre çocuk işçi olarak çalıştırılan çocukların sayısı son dört yılda 8,4 milyon artarak dünya çapında 160 milyona yükselmiştir. Çocukların sömürü aracı olarak kullanılması beraberinde çocuğun eğitim hayatından kopmasını getirmekte, çocuğun ihmal ve istismarının başlangıcını da çocuğun eğitim hayatından koparılması oluşturmaktadır. Türkiye’deki pek çok kriz gibi, Kovid-19 salgını sürecinden de en çok çocuklar etkilenmiştir. Salgınla birlikte eğitim başta olmak üzere, pek çok alanda çocuklarla ilgili pek çok kısıtlama yürürlüğe konulurken, söz konusu kısıtlamalar çocukların pek çok alanda hak ihlaline maruz kalmasına neden olmuştur. Yaşanan hak ihlallerinin başında okul terkinin ve çocuk işçiliğinin artması gelmektedir. Kısıtlama kapsamında okulların kapatılması çocukların çalışma alanlarına yönelmelerine neden olmuştur. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) bu yıl yayınladığı rapora göre, Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçi bulunmakta, bu sayı yaz aylarında 5 milyona yaklaşmaktadır. Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz iş gücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, iş gücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.” dedi.
“EKONOMİK NEDENLERLE OKULU BIRAKMA SAYILARI ARTTI”
Çocukların eğitim sorunlarına değinen Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı; “Türkiye’de son yıllarda eğitime erişimde önemli artış gözlenirken, Kovid-19 ile birlikte yaşanan okul kapanmaları çocuklar açısından eğitime erişim sorununun yanı sıra, eğitimlerini yarıda bırakıp okulu terk etme durumu ciddi bir sorun haline getirmiştir. Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre Türkiye, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında okulu erken bırakma alanında ilk sıradadır. Eğitimin giderek paralı hale gelmesi, ülkede yaşanan uzun süreli ekonomik kriz nedeniyle yaşanan yoksullaşma ve hanelerin ekonomik durumunun kötüleşmesi çok sayıda çocuğun okulu terk etmesine neden olmaktadır. Eğitimini yarıda bırakanların sayısı bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde okulu terk edenlerin oranı diğer bölgelere oranla daha fazladır. Ayrıca anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmeleri de okulu erken yaşta terk etmelerine neden olmaktadır. Artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmaktadır.
EMEK SÖMÜRÜSÜNDEN ÇOCUKLAR DA NASİBİNİ ALDI
Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı sözlerini şöyle tamamladı; “Artan mülteci nüfusuyla birlikte, mülteci çocuk işçilerin sayısında da artış yaşanmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, ucuza ve uzun sürelerle çalışabilecek ve ücret pazarlığına girmeyecek, temel işçi haklarını aramayacak, her türlü çalışma koşulunu kabul edecek mülteci çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır. Mülteci çocuklar hem daha kötü koşullarda ve daha tehlikeli işlerde çalışmakta, hem de ayrımcılığa, saldırıya maruz kalmaktadır. İktidarın benimsediği sermaye merkezli ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan işsizliğin, yoksulluğun ve sömürünün yaş ayrımı olmadığı gibi, bu politikalardan en çok etkilenenler çocuklar ve çocuk işçiler olmaktadır. Özellikle mesleki eğitim ya da beceri eğitimi üzerinden ‘çırak’ ve ‘stajyer’ adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak yoğun emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır.” Habertrak/Serhat Yeşilipek