Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bugün 4 Temmuz 2003. Ulusal tarihimizin kara günlerinden birinin yıldönümü.
Ne olmuştu o gün?
Dile getirilmesi bile insana acı veriyor ama söylemek zorundayız: Irak’ı işgal eden ABD güçlerinin Süleymaniye’deki askerlerimizin karargâhına düzenledikleri baskınla üçü subay, sekizi astsubay, onbir askerimizin başına çuval geçirilmesi.
Belki de bundan daha elem verici olan ise günün başbakanının ABD’ye nota verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine“ Ne notası vereceksin? Müzik notası mı bu?” demiş olması.
Oysa gün gelecek, 23 Kasım 2016’da Almanya, sadece PKK’yı desteklediğini söyledik diye Türkiye’ye nota verecekti. Nota vermek işte bu kadar basit bir işti ama bu bile yapılmayacaktı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise askerlerimizin çarpışmaya girmiş olmaları gerektiğini savunanlara karşı TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada hiç olmazsa “ABD büyük yanlış yapmıştır. Bu olayda da kaybeden ABD olmuştur. Türkiye olmamıştır. Bunu da göreceksiniz,” diyecek ama ardından da şu cümleyi ekleyecekti:
“Türk Silahlı Kuvvetlerinin illegal bir terörist örgüt gibi terör olaylarına girmesini düşünmek bile saçmalıktır.”
Demek ki Gül’e göre askerî birliğimizin millî onurumuzu kurtarmak için direnmesi, çarpışmaya girmesi “terörist örgüt” gibi davranmak ve “terör olaylarına girmek” anlamına geliyor, böylece deABD’nin baskını için söylememiz gereken sözleri kendimiz için söylemiş oluyorduk.
Oysa bu baskın hem Türk milletinin, hem de ordusunun küçük düşürülmesinden, şanıyla, şerefiyle oynanmasından başka bir şey değildi ama ne yazık ki aynen böyle söylenecekti.
Aynı konuşmada devamla; “Konjünk türel sorunlar hiçbir zaman başımıza yere eğdiremez,” deniyordu ama koskoca bir milletin başına gelebilecek belki de en utanç verici olaylardan biri karşısında bile nota verilmiyorsa başımızı öne eğmemek nasıl olurdu, o konuda bir şey söylenmiyordu.
Oysa nota vermenin hiçbir siyasi veya askeri karşılığı olamazdı. Hatta
ABD’nin bu kadarına anlayış göstermesi bile beklenebilirdi ama bu kadarı dahi düşünül(e)memişti. Ya da düşünülmüştü ama gereği yapılmamıştı.
Belki hepsinden de acı olanı ise günün Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hulûsi Akar’ın, o meş’um emri veren ve daha sonra ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olacak olan RaymondOdierno’nun elinden “Eline sağlık” dercesine liyakat nişanı almasıydı.
Oysa Maksim Gorki ne diyordu ülkesi için, Mektuplar adlı derleme kitapta?
“Rusya ne zaman kendini arasa veya onu sarmak için kirli eller ona doğru uzansa, haykırması lâzımdır: Defolun, çekin ellerinizi üzerimizden!”
Bakalım, böyle deme cesaretini torunlarımız için bari ne zaman gösterebileceğiz?