Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Lise son sınıf öğrencisi olan adaşım o günlerde lise son sınıftaydı. Bazen bizde, bazen onlarda, bazen de bir kafede sık sık bir araya geliyor, tavla oynuyor, sohbet ediyoruz.
Bir gün yazı denemeleri de yaptığını söyledi bana. Hemen görmek istedim. Getirdi ertesi gün. Bir baktım ki son derece sağlam bir dil, felsefi satırlar, güçlü mantık örnekleri… Anladım ki ciddiye alınacak bir yazarlık yeteneği var karşımda.
Ancak çocukluğunda çok sıkıntılar, sorunlar, hatta üzüntüler yaşamış annesiyle babasının üzerine aşırı derecede düşmesi yüzünden. O meşhur aile baskısı. Bir gün bunları uzun uzun anlatınca, dedim; yaz bunları. Yazmaya ve yazdıklarını göndermeye başladı.
Gördüm ki bir lise öğrencisinden hiç de beklenmeyen yazılardı. Son derecede yaratıcı ve dikkat çekici satırlar.
Ama adaşım ne yazık ki bunun farkında değildi. Ben söyledikçe şaşkınlıkla yüzüme bakıyor, palavra atıp atmadığımdan emin olmaya çalışıyordu.
Yine ama gelin görün ki hem de böylesine zekî ve iyi yazılar yazan biri olmasına rağmen ailesi tarafından hâlâ çocuk yerine konuyor, bunun da sürekli sıkıntısını, üzüntüsünü, hatta acılarını yaşıyordu.
Öyle ki hem de üç saat birlikte olsak, annesi tarafından birkaç kez telefon edilecek kadar:
“Neredesin, evlâdım?”
“Kafedeyim, anne.”
“Aman dikkat et kendine.”
Henüz bir saat geçmemiş.
“Eve ne zaman geliyorsun?”
Eğer ortalık biraz kararmışsa:
“Vakit geç oldu, çocuğum. Hadi, gel artık eve.”
Aradan daha yarım saat geçmemiş. Yine telefon:
“Oğlum, beni meraktan öldüreceksin.”
Annesi öyle bıktırıyor ki, çocuğunun burnundan getiriyor. Tabii o da isyanları oynamaktan başka çare bulamamanın çaresizliği içinde.
“Bıktım artık! Ben çocuk değiliiim!”
İnadına der gibi biraz sonra yine telefon. Adaşımbu kez bağırıp çağırıyor. Hatta dayanamayıp annesinin yüzüne telefonu kapadığı gibi hıçkırıklara boğuluyor.
Birinde yine bir kafede oturmuş, tavla oynuyorduk ki pat diye çıkıp gelmesin mi annesi… Sanki on yaşındaki çocuğunu arıyor. Buna rağmen benim arkadaş, hem de saygıda kusur etmeden sessizce ve başı önde ayrılıyor yanımdan.
Adaşım hem de hiç sene kaybetmeden bitirdi üniversiteyi. Ama yazma hevesinin zerresi yok artık.Gezi Direnişine katılanların arasında o da vardı. Hem de bir değil; pek çok kez katıldı o direnişe.
Bana sorarsanız sadece toplumsal düzene, haksızlıklara, iktidara, özgürlük sınırlamalarına falan değil; ailesinden gördüğü baskıya da bir başkaldırıydı o. Fırsatını bulmuştu ya; nefes almaya, özgürlük solumaya, kendini bulmaya, varoluşunu kanıtlamaya da koşmaktı aynı zamanda.
Kim bilir, belki bilinçaltında annesinden hırs almak da.