Reklam

ATATÜRK VE DİN – 2

Yayınlama: 10.08.2025
A+
A-

Eğer dine karşı olsaydı Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurmazdı.

​Eğer yine kimi müfterilerin iddia ettiği gibi Allah demeyi yasaklamış olsaydı, Elmalılı Hamdi Yazır’ıntefsirde “Allah” yerine “Tanrı” sözcüğünün kullanılmasını sağlardı.

​Eğer Allah’ın vazettiği dine, dolayısıyla gerçek İslâm’a, yine dolayısıyla Kur’an’a düşman olsaydı bunların hiç birini yapmazdı.

​Ve herhâlde buna gücü de yeterdi. Ama yaptı. Çünkü Müslümanlığın, hatta bütün dinlerin her şeyden, hatta ibadetten de önce hak, hukuk, adalet, vicdan, şefkat, merhamet, iyilik, yardımseverlik gibi yüce değerler demek olduğunu iyi biliyordu.

​Dindar olunsun ama kindar olunmasın istiyordu. O nedenle dindarlarla değil; aynı zamanda kindar olan dincilerle de mücadele etti. Çünkü ona göre aydınlık yüzlü bir İslâm’ı savunmak; aklı, bilimi önceleyen İslâm’ı savunmaktı.

​Niteliksiz olanları bir yana itip, nitelikli din adamlarının yetişmesini istemekti dine hizmet etmek, tersi değil.

Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettirmesi de, ezanı Türkçe okutması da dinin ne söylediğinin doğru öğrenilmesi yoluyla halkın aydınlatılması isteğinden başka bir şey değildi. Bu konuda J. J. Rousseau’dan etkilendiği bilinmektedir. Nitekim Rousseau inançlı bir aydınlanmacı idi. Atatürk  de öyle. Aklın aydınlanması ise bilimin rehberliğinde dinin sömürüden, istismardan kurtarılmasından geçiyordu.

Dolayısıyla ve hiç kuşkusuz ki dine değil; din tüccarlığına, din sömürüsüne, irticaya, yobazlığa karşıydı, hatta düşmandı. Olmasa mıydı?

​Ne yapmak istediğini anlamak için bugünlere bakmak yeterlidir.

​Hepsi bir yana, hem de en zor koşullar içinde dahi ülkesini düşman işgalinden kurtarmış, milletinin bağımsızlığını ve özgürlüğünü söküp almış, çöken bir devletin küllerinden yeni bir devlet çıkarmış bir insana zerre kadar dahi şükran ve minnet duymamanın, dolayısıyla Allah’a şükretmemenin Müslümanlıkla ilgisi olamaz.

Kaldı ki her insan hata yapabilir. Nitekim Atatürk de bir insan olduğuna göre onun da hataları olmuştur hiç kuşkusuz ama, onca artılarını bir yana bırakıp, sadece eksilerini görmenin vicdanla ve adalet duygusuyla bağdaşır yanı olamaz. Vicdanı ve adalet duygusu olmayanın da Müslümanlık iddiası lâftan öteye geçemez. Böylesi, Müslümanlık taslamaktan başka bir şey olamaz. Müslümanlık taslayanın da bir başkasının Müslümanlığını sorgulamaya hakkı olamaz. Bunu yapmaya kalkmak da bir başka şekilde ters düşmektir İslâm’a.

            Kısacası ne yaptıysa; dinimizi cehaletin, riyakârlığın, taassubun, halkı tahakküm altına alanların, sömürenlerin, soyanların elinden kurtarmak için yaptı.

Çünkü o, dinin değil, din diye yutturulan​ şeyin düşmanıydı. Bu da din düşmanlığı değil; din dostluğunun ta kendisiydi.

Marka Flower Çiçekçi