Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Günümüzün yoğun olmadığı zamanlar dahil tuğlalı parkta vakit geçiriyoruz.
Bir nevi gazeteci arkadaşlarla toplanma, buluşma yerimiz.
Etkinliklerin çoğu da burada yapılınca ortak noktamız oluyor
Haliyle gün içinde burada çok fazla vakit geçiriyoruz.
Daha önceleri Zübeyde Hanım parkı çay bahçesinde sohbet etme imkanımız vardı.
Çay bahçesi kapanınca Mutlu Kent çay bahçesinde sohbetlere devam eder olduk.
Yani aslında çay içmek bahane sohbet güzel oluyor.
O sebeple genelde buralarda buluşuluyor.
Her neyse…
Geçtiğimiz gün yine sohbet içinde çay bahçesinde geçen bir tartışmadan bahsedildi.
Kulak kabarttım.
Önce dinledim.
Sonra sorular sormaya başladım.
Biraz araştırma yapınca çay bahçesinde yaşanan tartışmanın nedeni ortaya çıkmaya başladı.
Aslında tek taraflı dinleyerek yazmak pek istemiyorum.
O sebeple sadece çay bahçesi müşterilerinin şahit olduklarını kaleme alıyorum.
***
Mutlu Kent çay bahçeleri çalışanları sebebiyle bazen bende sitemli sözler yazmışlığım olmuştur.
Eleştirmek adına bazen gördüğüm eksikleri dile getirdim.
Ancak bu defa onların yanında ve haklarını savunacağım.
Çünkü haklı olan kimse onların yanındayım.
***
Şunu yine belirtmek isterim.
Konuyu ayrıntılı bilmiyorum.
Aslında konuyu ayrıntılı bilmeme gerekte yok.
O sebeple rahat şekilde yazıyorum.
Çünkü eleştireceğim şey tartışma konusunu bilmemi gerektirmiyor.
Bu sebeple yazımı okurken lütfen sadece eleştirdiğim davranışa odaklanın.
Yoksa işin içinden asla çıkamayız.
“Onlar bunu yaptı diye ben bunu yaptım.”dersek.
Bu iş çok uzar.
Çözüm odaklı olarak yazıyorum.
***
Olay şu tuğlalı park mutlu kent çay bahçesine gelen çay bahçelerinden sorumlu olduğu belirtilen bir kişi (ismi de verildi ama yazmıyorum.) herkesin içinde ulu orta personeli azarlamaya başlamış.
Edindiğim bilgiye göre, çay istemesine rağmen, çayı gelmeyen müşteri durumu üst düzey yetkili birine iletmiş.
O da hemen çay bahçesine gelmiş ve herkesin içinde çalışanlara bağırmaya başlamış.
Aslında şikayet üzerine hemen gelip ilgilenmesi harika bir şey.
Buna hiç bir şey demiyorum.
Zaten bende çalışanları defalarca eleştirmiş biriyim.
***
Ancak personeli uyarmak böyle anlatıldığı gibi bağırıp çağırıp, azarlayarak mı olur?
Ya da uyarı herkesin içinde mi yapılır?
Akşam saati haftanın bir günü toplantı yapamaz mısınız?
Ya da çalışanı da az bir şey dinleyemez misiniz?
İnsan suçlu bile olsa savunma hakkı olur.
Çok acil bir şikayet söz konusuysa, hemen konuşulmalıysa uygun bir yerde uygun bir şekilde bir araya gelerek konu hakkında uyarı yapılamaz mı?
Dedim ya, bazen bende görüyorum işini iyi yapmayanları.
Ve bu durum sadece çay bahçesi için geçerli değil.
Her müdür ya da amir herkesin içinde personelini fırçalasa o personel ne hale gelir.
Biraz yapıcı olmamız gerekiyor.
İnsanların yaptıkları hatalar olabilir.
Onları sakin bir şekilde uyarmak en güzeli olacaktır.
Eğer hatasına ısrarla devam ediyorsa en mantıklısı işine son vermek olacaktır.
Çünkü ne size ne de kendine faydası yoktur.
Yani diyeceğim; “İşini takip eden iyi bir idareci olabilirsiniz.
Ama uyarı şekliniz anlatıldığı gibi oluyorsa, işini takip eden kötü bir idarecisiniz.”
***
Bu arada minik bir hatırlatma mutlu kent çay bahçelerinde güvenlik kamerası eksiği var.
Hem kasa anlamında hem de çalışanların kontrolü ve müşteri güvenliği açısından yasal olarak zorunlu olan güvenlik kamerası sistemi bir an evvel konulmalıdır.
Saygılarımla…