Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
BUGÜN BİRBİRİNE KÜFREDENLER, YARIN AYNI MASADA BULUŞURSA NE OLACAK?
Kimse üzerine alınmasın!
Ama Tekirdağ siyasetini takip eden herkes, kimin kastedildiğini gayet iyi anlar.
Çünkü bu şehir küçük…Siyaset daha da küçük.
Bugün kürsüde söylenen söz, yarın meclis koridorunda karşınıza çıkıverir.
Bugün,dün Tekirdağ sokaklarında Yeni Yol’un lideri geldiğinde atılan sloganlar, yarın bir belediye meclisi kulisinde yeniden duyulur.
Bugün, birbirine sırtını dönenler, yarın aynı kapının önünde beklemek zorunda kalabilir.
İşte siyaset tam da budur.
Ve şimdi çok ilginç bir döneme giriyoruz.
Bir süredir bazı meydanlarda aynı slogan yükseliyor:
“HAİN KEMAL!”
Öyle sıradan bir siyasi eleştiri değil.
Öfke var…Kızgınlık var…Kopuş var.
Belli ki taraflar arasındaki hesaplaşma henüz bitmiş değil…Bitecek gibi de görünmüyor.
“Mutlak Butlan” tartışması sonrasında CHP içerisindeki ayrışmaların ardından yeni siyasi oluşum ortaya çıktı.
İstifalar yaşandı…Yeni Parti kuruldu…Saflar yeniden şekillenmeye başladı.
Ve bunun doğal sonucu olarak siyasi dil de sertleşti.
Fakat siyasette çok önemli bir kural vardır: Bugün söylediğiniz söz, yarın önünüze mutlaka gelir.
Hele bir de “hain” gibi ağır bir kelime kullanmışsanız…O kelime sizi uzun süre takip eder.
Şimdi Tekirdağ’a bakalım…Özellikle belediye meclislerine…Çünkü artık sadece parti tabelaları konuşulmuyor.Rakamlar konuşuluyor.
Kaç meclis üyesi?Kaç oy?Kim kimin yanında?Kim hangi kararda ne yapacak?Kim başkanın yanında?Kim karşısında?Kim çekimser?Kim son anda tavır değiştirecek?Kulisler bunlarla dolu.
Çünkü belediye meclislerinde bazen bir oy, koskoca siyasi denklemi değiştirebilir.
Ve işin ilginç tarafı şu:Bugün meydanda birbirine “hain” diye bağıranların, yarın meclis aritmetiğinde birbirlerinin oyuna ihtiyaç duyma ihtimali hiç de yabana atılacak bir ihtimal değil.
Hatta daha ileri gidelim.
Diyelim ki bir gün bir büyükşehirde başkanlık makamı için yeni bir seçim gündeme geldi.
Sayılar masaya yatırıldı…Bir grubun oyları yetmedi…İkinci grubun desteği gerekiyor…Üçüncü grubun birkaç oyu ise seçimin kaderini belirliyor…Ne olacak?
Telefonlar açılacak mı?Kulisler başlayacak mı?“Bir görüşelim” denilecek mi?Ve dün birbirine en ağır sözleri söyleyenler, bugün birbirlerinin kapısını mı çalacak?
İşte asıl komedi burada başlayacak!
Çünkü siyaset bazen insanlara dün söylediklerini unutturur…Ama seçmen unutmuyor.
Örnek verecek olursak…Bugün birilerine meydan okuyabilirsiniz.
“Biz bunlarla asla yan yana gelmeyiz”,“Bunlarla işimiz olmaz”,“Bunlar artık bizim rakibimiz bile değil” diyebilirsiniz…Hatta daha ileri gidip ağır sloganlara sarılabilirsiniz.
Peki ya yarın?
Yarın o “rakip” bir anda kilit oy haline gelirse?Ne yapacaksınız?
Kapısını çalıp:“Memleket için birlikte hareket edelim” mi diyeceksiniz?
Yoksa kapının önünde durup dün söylediklerinizi mi hatırlayacaksınız?
Tekirdağ siyasetinde herkes birbirini tanıyor.
Kim kiminle konuşuyor, kim kiminle küstü, kim kiminle yemek yedi, kim hangi toplantıya katıldı…Bunların hepsi konuşuluyor.
Bugün ayrı masalarda oturanların, yarın aynı masaya oturma ihtimali bile kulis konusu oluyor.
Çünkü siyasette yeni bir dönem başlıyor.
Partiler arasında olduğu kadar, partilerin kendi içlerinde de dengeler değişiyor.
Ve bu değişimin en önemli göstergesi belediye meclisleri olacak.
Şimdi bazıları kendisini çok güçlü hissedebilir.
“Bizim arkamızda şu kadar kişi var.”,“Bizim şu kadar meclis üyemiz var.”,“Bizim tabanımız güçlü.”…Olabilir.
Ama siyaset sabit bir fotoğraf değildir.
Bugün güçlü olan yarın zayıflayabilir.
Bugün yalnız kalan yarın denge unsuru olabilir.
Bugün küçük görülen bir grup, yarın bir başkanlık seçiminin kaderini belirleyebilir.
İşte o zaman herkesin telefonu çalar.
Hem de hiç beklemediğiniz kişilerden!
Bir başka önemli nokta daha var.
Önümüzde yalnızca belediye meclisi hesapları yok.
Yerel seçimlerin ötesinde genel seçim hesapları da var…İttifaklar var…Yeni siyasi oluşumlar var…Yeni kopuşlar var…Yeni transferler var…Ve tabii ki siyasi pazarlıklar var.
Bugün birbirine “hain” diyenlerin yarın hangi seçimde aynı adayın arkasında duracağını kim bilebilir?
Bugün birbirini dışlayanların yarın aynı ittifak fotoğrafına girmeyeceğini kim garanti edebilir?
Hiç kimse!
Çünkü Türkiye siyasetinde dün “olmaz” denilenlerin bugün nasıl “olur” haline geldiğini çok gördük.
İşte tam burada siyasetçilere,bir çift sözümüz var:
Birbirinize düşman olmayın…Rakip olun…Mücadele edin…Eleştirin…Hesap sorun.
Ama yarın aynı masada oturamayacak kadar köprüleri yakmayın.
Çünkü siyaset uzun bir yol.
Bugün karşı karşıya olduğunuz insanla yarın aynı fotoğrafta bulunabilirsiniz.
Ve o fotoğraf çekildiğinde…Gazeteciler de orada olacaktır.
Kameralar da…Arşivler de…Sosyal medya da…
Üstelik vatandaşın soracağı soru çok basit:“Hani hain demiştin?”
İşte bu soru var ya…Cevabı en zor sorulardan biri olabilir.
Çünkü “siyaset böyle” demek yetmez…“Şartlar değişti” demek yetmez…“Memleket meselesi” demek hiç yetmez.
Vatandaş şunu sorar:“Madem bir gün aynı masaya oturacaktınız, neden dün birbirinizi bu kadar ağır sözlerle hedef aldınız?”
Şimdi Tekirdağ’da önümüzde ilginç bir siyasi satranç tahtası var.
Bir tarafta mevcut siyasi yapılar…Diğer tarafta yeni oluşumlar…Bir tarafta belediye başkanları…Diğer tarafta belediye meclisleri…Bir tarafta parti yönetimleri…Diğer tarafta seçmen…Ve herkes hamlesini hesaplıyor.
Kim erken hamle yapacak?Kim bekleyecek?Kim kiminle anlaşacak?Kim kiminle yollarını ayıracak?Kim yeniden dönecek?Kim yeni bir kapı açacak?Bunların hepsi önümüzdeki dönemde görülecek.
Ama bir şeyi şimdiden söyleyebiliriz:
Siyasette hiçbir kapının anahtarını çöpe atmayın.
Çünkü yarın o kapıyı açmanız gerekebilir.
Bugün yanınızda olmayan birine yarın ihtiyacınız olabilir.
Bugün size oy vermeyen bir grubun desteği, yarın sizi koltuğa taşıyabilir.
Bugün siyasi olarak küçümsediğiniz bir oluşum, yarın sandıkta yüzde birkaç puanla bütün hesabı değiştirebilir.
İşte siyasetin cilvesi budur.
Ve bir başka tehlike daha var:
İstifalar…İstifa bir siyasi depremdir…Bir kişi gider…Arkasından başka biri gider…Sonra bir başkası…Derken siyasi yapı değişmeye başlar.
Bugün “birkaç kişi gitti” diye küçümsediğiniz ayrışma, yarın büyük bir siyasi dalgaya dönüşebilir.
O nedenle kimse bulunduğu koltuğu sonsuza kadar garanti görmemeli.
Çünkü siyaset koltuk değil, dengeler işidir…Bugün birbirine kızanlar yarın barışabilir…Bugün birbirinden kopanlar yarın birleşebilir…Bugün “asla” diyenler yarın ittifak yapabilir…Bugün “hain” diyenler yarın aynı fotoğrafta gülümseyebilir.
O yüzden…Kimse üzerine alınmasın.Ama herkes kendisine şu soruyu sorsun:
“YARIN KİMİN OYUNA İHTİYACIM OLACAK?”
Sonra bir soru daha:
“BUGÜN O İNSANA NE SÖYLEDİM?”
Ve son soru:
“YARIN ONUN KARŞISINA GEÇTİĞİMDE, BUGÜN SÖYLEDİĞİM SÖZÜN HESABINI VEREBİLECEK MİYİM?”
İşte gerçek siyasi olgunluk burada başlar.
Çünkü siyaset sadece bağırmak değildir.
Siyaset sadece slogan değildir.
Siyaset sadece rakibi ezmek değildir.
Siyaset, yarını hesap edebilmektir.
Bugün “HAİN KEMAL” diye bağıranlara da…
Bugün o slogana tepki gösterenlere de…
Bir tavsiyem var:
Sözlerinizi dikkatli seçin.
Çünkü yarın aynı masada oturmak zorunda kalabilirsiniz.
Ve o gün masanın üzerinde çaydanlık değil…
Geçmişiniz durur.
Bugün attığınız slogan…Bugün söylediğiniz söz…Bugün yaptığınız paylaşım…Yarın karşınıza konulur.
Ve belki de siyaset tarihinin en kısa ama en ağır sorusuyla karşılaşırsınız:
“HANİ HAİNDİ?”
İşte o sorunun cevabını bugünden düşünün.