
El Pepe ünvanlı JoseMujica, eski Uruguay devlet başkanlarından biridir.
Bir süre önce ülkemizi de ziyaret etmişti. 13 yılını hapishanelerde, bunun birçok gününü de işkence altında geçirmiş bir siyaset ve devlet adamı ve dahi bir bilge kişi. El Pepe: Yüce Bir Yaşam adlı belgeselde diyor ki:
“Ülkemizin tüm hapishanelerini biliriz. Hapiste olmak büyük bir yalnızlık çekmek demekti. Hayatta kalmak için bol bol düşünmek, yeniden düşünmek zorundaydık.
“Ama yalnızlık içinde geçirdiğimiz o yıllara çok şey borçluyuz. Bu kadar zorlu koşullarda yaşamış olmasaydım bugün olduğum kişi olamazdım. Asla!
“Söylediklerim zalimce gelebilir ama insan acılardan ve zorluklardan zaferlere ve kolay şeylere kıyasla çok daha fazla şeyler öğreniyor. Bazen kötü olan iyidir.”
Buradan hareketle acaba diyorum bizdeki onca aydın, yazar, çizer, gazeteci, sivil toplum yöneticisi, siyasetçi ve siyasî parti yöneticisi bu nedenle mi hapse atıldı, atılmaya da devam ediliyor? (!)
Zira onlar da biliyor ki demir çelikleşmez gereği olmaksızın.
YASAKLAR
Toplumdaki sohbetler, kucaklaşmalar, öpüşmeler, gülüşmeler her gün biraz daha azalıyor.
Onlar da yasaklanmış olabilir mi?
AVMLER
Özellikle İstanbul için eleştiri konusu.
Nedir o?
Deprem toplanma alanları alış-veriş merkezleriyle doldurulmuş.
Kendime haksızlık etmiş olmayayım ama ben bunu anlamakta biraz zorlanıyorum. Hatta anlayamıyorum desem abartmış olmam.
Zira adı üzerinde “toplanma alanı.”
Eee, millet oralarda toplanmıyor mu zaten?
Avm’ler de o işe yaramıyor mu? Üstelik de her biri birer kapalı alan. Yani kara, kışa, yağmura, fırtınaya karşı güvenlikli ve korunaklılar. Dolayısıyla vatandaşlar depremin akabinde bile yeme içmeye, gülüp oynamaya devam edebilirler.
Etmesinler mi?
KISKANÇLIK
Bir sokak röportajında emekli hafız olduğunu söyleyen vatandaş şöyle demiş:
“Bir yüzüğüm var demişti. Dünya onun oldu.”
Kıskanma. Çalış, senin de olur.