Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Katliamlar, tacizler, tecavüzler… Ev, karakol, karargâh baskınları… Sonu gelmeyen tutuklamalar, azınlıkların ihanetleri, askerlerimizin yataklarında bile süngülenmeleri, hırsızlık, soygun, yalan, talan, ırza geçmeler… İşgal hukukuna aykırı ne varsa hepsinin de pervasızca hayata geçirilmesi…
Bunlar, İstanbul işgal altındayken yapılanların en kısa anlatımı. Ancak gelin görün ki bunların hemen hiç biri yok filmde. Öyle ki bilmeyenlere “Eğer bir ülkenin veya şehrin işgali böyle oluyorsa sanıldığı kadar da kötü bi şey değilmiş işgal edilmek” dedirten bir yapım.
Kısacası bir düşman işgali ancak bu kadar basite alınabilir, bu kadar sıradanlaştırılabilirdi. Üstelik de yabancılar tarafından değil; kendi ellerimizle.
Bilmiyorum, seyrettiniz mi; Netflix’de yayına giren, Nejat İşler ile Kubilay Aka’nın da rol aldığı Zaferin Rengi filminden söz ediyorum. İstanbul’un İşgal günlerinin Fenerbahçe futbol takımı üzerinden anlatıldığı filmden.
Oysa bir şehrin düşman çizmeleri altında inleyenin sanlarının yaşadıkları böyle mi anlatılmalıydı? Senaryo yazarı ile onu oynayan oyuncuların, Irak’ın nasıl işgal edildiğinden, edildikten sonra halka ve askerlere yapılan işkencelerden, mezalimden, insan onuruna aykırı ne varsa yapılanlardan da mı haberleri olmadı? Hiç olmazsa o günlere ait fotoğraflara bakmak da mı hiç akıllarına gelmedi?
Bu kadar hafife alınacak bir işgal miydi İstanbul’un işgali? Hangi işgal hafife alınabilir ki İstanbul’unki alınsın? Hem iki saatlik bir film olacak, hem işgalin yarattığı koşullar bu kadar pas geçilecek, hem de buna Fenerbahçe alet edilecek. Pes doğrusu!
Eğer bir bilinçli hareket ediş yoksa, ulusal gurur ve onur duygusundan da mı hiç nasiplerini almamışlar?
Doğrusu, bilinçli hareket edilmiş olmasından şüphe ediyorum. Başka türlü izahı çok zor.
Kısacası Zaferin Rengi çok yanlış bir film olmuş. İşgale karşı verilen mücadeleyi Fenerbahçe üzerinden anlatması ise başka bir fiyasko. Zira o günler sadece Fenerbahçe’nin İngiliz işgal güçleri askerleriyle yapılan futbol maçları üzerinden anlatılmış ki, millî direniş neredeyse sadece bir futbol maçındaki galibiyetle verilmeye çalışılmış ve bu da millî direnişin asla yeterince yansıtılmaması veya yansıtılamamasıyla sonuçlanmış.Yani bir şanlı direnişin düşman askerleriyle yapılan futbol karşılaşmasındaki galibiyete indirgenmesiyle.
Eğer yapılan bu olmasaydı Netflix yayınlamazdı zaten. Zira o Netflix ki küresel egemenlerin ABD merkezli propaganda ve beyin yıkama aparatlarından biri işlevini görmekten başka işlevi olmayan bir platform.
Son olarak diyorum ki bence bu filmde karanlık bir taraf var. O nedenle yapımcısına, filmi kimin veya kimlerin fonladığına bakmak şart. Aksi takdirde ayakta uyutulmuş oluruz ki bakın, Hindistan Bağımsızlık Hareketi lideri Mahatma Gandhine diyor:
“Bir insanı ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Ama eğer ayakta uyuyorsa, dünyanın bütün çabasını da harcasanız, onu uyandıramazsınız.”
___________
MANTIK JİMNASTİĞİ
(Düşünmeyi Sevenler İçin)
“Bu gidişle bileşik kelimeleri sonsuza dek ayrı yazmaya devam ederiz.”
Mantıksızlık nerede?
(Cevap gelecek yazımızda)
Geçen yazımızdaki cümle şöyleydi:
“Oyların hukukdışı yollarla çalındığı kanıtlandı.”
Mantıksızlık nerede?
Böyle dersek hukuka uygun çalmak da olabilir demiş oluruz. Oysa çalmak zaten hukuk dışıdır.