
Son iki ayda İstanbul ile Ankara’daki sahte içkiden hayatını kaybedenlerin sayısı 102 ulaşmış durumda.
Sanki ölen ölür, kalan sağlar bizimdir deniyor gibi. Çünkü hiçbir önlem açıklaması yapılmıyor. Bütün yetkililer suskun.Neden? Çünkü sırf alkol alıyorlar, içki içiyorlar diye Müslüman olarak görülmüyorlar.
Bu ölçüye göre Allah inancı çok güçlü olduğu bilinen, büyük ney üstadı Neyzen Tevfik bile Müslüman sayılamaz.
Ama gel gelelim yolsuzluk yapıyor, rüşvet alıyor, devleti soyuyor, vicdan nedir bilmiyor, yalan söylüyor, dini çıkarlarına alet ediyor, zimmetine para geçiriyor, milletin hakkını yiyor, Kur’an’ı parayla okuyor, hak-hukuk nedir bilmiyor olsan bile eğer namaz kılıyor, oruç tutuyor, Hacca gidiyor, başını örtüyor, Kur’an’ı Arapçasından okuyorsan bunlar yeterli Sen iyi bir Müslüman sayılırsın.
Ama eğer yolsuzluk yapmıyor, rüşvet almıyor, devleti soymuyor, vicdansızlık etmiyor, yalan söylemiyor, kişisel çıkarlarına dini alet etmiyor, zimmetine para geçirmiyor ama namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, hacca gitmiyor, başını örtmüyor, Kur’an’ı Arapçasından okumuyor, bir de içki içiyorsan yandın demektir. Çünkü sen iyi bir Müslüman sayılamazsın. Hatta kimilerine göre Müslüman bile değilsin.
Yüce dinimizin indirgendiği son nokta bu.Yani kâfirlikten bile daha büyük günah olan münafıklık.Yine yani bir yandan namaz-niyaz deyip, bir yandan da günah olan her fiiliişlemek. Olduğun gibi görünmemek, göründüğün gibi olmamak.
1877-1938 yılları arasında yaşayan ünlü Pakistanlı İslâm bilgini Muhammed İkbal ne demişti?
“Kaç Müslümanlardan, sığın Müslümanlığa.”
Ya bir de bugünleri görseydi ne derdi acaba?
YOLSUZLUKLA YOLUNU BULANLARA
Örneğin hırsızlık, yolsuzluk yapmış, rüşvet almış, devletin kasasından çalmış veya bazı gizli bilgi ve belgelerini yabancılara satmışsın… Ve bunların hepsi de ya belgelenmiş, yargıya intikal etmiş, kesinleşmiş ya da çürütülmesi imkânsız iddialar hâlinde ortalığa dökülmüş.
Bunların hepsi de gazete sayfalarına geçmiş ve tabii sosyal medyaya da.Dolayısıyla hepsi de ebediyen göz önünde.
Durum açık-seçik bu olmasına rağmen hadi çoluk-çocuklarını öyle bir şey yapmadıklarına inandırdılar diyelim. Ya okul ve mahalle arkadaşlarının yüzlerine vurma ihtimali? Ya torunlarının torunları? Hepsi de önünde-sonunda yenilen o herzeleri internette görüp okumayacaklar mı?
Birer kara leke olarak alınlarında taşımayacaklar mı babalarının, dedelerinin, yaptıklarını? Onlara rahmet yerine lânet okumayacaklar mı? Ne haklarıvar o çocuklarıhem de hayatları boyunca utandırmaya, başlarını önde gezdirmeye?
“İnsan” dediğimiz canlı nasıl olur daçocuklarına bile bu kadar kıyabilir?