DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

KADINA ŞİDDET, KADIN CİNAYETLERİ VE “DELİKANLILIK”

Yayın Tarihi: 28 Haziran 2024 | Son Güncelleme :

28 Haziran 2024 - 12:12

KADINA ŞİDDET, KADIN CİNAYETLERİ VE “DELİKANLILIK”

 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu açıkladı: Son beş günde on kadın katledildi. Bu demektir ki kadınlarımızı “erkek bozuntuları”na kurban vermeye devam ediyoruz.

Aynı platformun bir başka raporuna göre ise geçen yılın başı ile Ekim ayı arasındaki on ay içinde katledilen kadın sayısı ise 217. Ay ay verelim:

Ocak: 23 cinayet.

Şubat: 28 cinayet.

Mart: 28 cinayet.

Nisan: 26 cinayet.

Mayıs: 17 cinayet.

Haziran: 18 cinayet.

Temmuz: 20 cinayet.

Ağustos: 31 cinayet.

Eylül: 26 cinayet.

Evet, toplamda217 cinayet.

Böylece kim bilir, hem de on ay gibi kısa bir sürede kaç çocuğumuz annesiz kalmış oldu.

            Annelere mi ağlayalım, çocuklara mı?

İyi de bütün bu cinayetler işlenirken kabineninyeni bir önlem aldığına veya TBMM’ninyeni bir yasa çıkardığına tanık oldunuz mu hiç? Herhâlde hepsi de enerjilerini birbirlerini kündeye getirmek için tükettiklerinden öyle işlere takatleri kalmıyor.

Oysa bu kadınlar, düşman bir ülkenin kadınları bile olsa vicdan, öldürülmelerine razı olmaz ama demek ki vicdanlarımız, kendi kadınlarımız içinbile harekete geçemiyor.

Kaldı ki bu ülkede bir de Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi kadın hakları için mücadele eden bir dernekler topluluğu vardı. Nerede o? Özellikle başkan Canan Güllü’nün neden hiç sesi çıkmaz oldu? Yoksa diyorum, susması ve eylemde bulunmaması için iktidarla bir anlaşmaya mı vardı?

Atatürk diyor ki:

            “Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

Acaba diyorum, biz erkeklerin bilinçaltında bu gerçeğe duyulan bir kıskançlık, çekememezlik, bir aşağılık kompleksi mi var?

Öyle ya; sen hem fiziksel güçte, yani kaba kuvvette, yani “vurduğunu devirmekte” kadından ileride olacaksın, hem de yeryüzündeki her şey kadının eseri olacak…Kolay mı hazmetmek?

“Kadın” deyince Prof. Türkân Saylan’ıbir kez daha rahmet ve saygıyla anacağım.

Sadece kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde yetiştirdiği ve Kardelen adını verdiği çocuklar ve gençlerle bilinir ama, onun bir de cüzzamlı hastalarla ilgili yaptığı çok özverili çalışmalar var.

Herkes bulaştırıcı olan o hastalardanköşe bucak kaçarken sağlığını, hatta hayatını bile tehlikeye atma pahasınacüzzam hastalarına dokunan bu ülkedeki ilk, belki de tek hekimdi. Hem de sevgiyle, şefkatle, merhametle sarıp sarmalıyordu onları. “Cüzzamla savaşta, sadece tıbbî tedaviyle değil, hayata küsen insanlara yaşama sevincini yeniden kazandırmakla zafere ulaşılır,” diyerek yapıyordu bunu. Hastalığın bulaşma riskini bile göze alıp sokaklara terkedilmiş cüzzamlıların yaralarını ilk kez o sarmaya başlamıştı.

Bu uğurda hem de henüz gepegenç bir kadınken dolaştı karış karış Anadolu’yu.

Şimdi soruyorum: Acaba o anıtsal kadınınhayata geçirdiği bu büyük fedakârlıkları gösteren kaç erkek çıktı aramızdan?Ya da hiç çıktı mı?

Ama sıra kadınları katletmeye gelince şüphesiz kimse elimize su dökemez.

Kadın öldürmek “delikanlılık”tır ya, ondan olsa gerek.


 

MANTIK JİMNASTİĞİ

(Düşünmeyi Sevenler İçin)

“Toplantıda dünya çapındaki uluslararası sorunlar görüşüldü.”

Mantıksızlık nerede?

(Cevap gelecek yazımızda)

______

 

Geçen yazımızdaki cümle:

“Belleğimi geriye doğru yokluyorum ama hiçbir şey hatırlayamıyorum.”

            Mantıksızlık nerede?

            Bellek sadece yoklanır. “Geriye doğru yokluyorum” dersek, ileriye doğru da yoklanabilirmiş gibi saçmalık çıkar ortaya.

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.