
Sayın Erdoğan’a yapılan haksızlıklara karşı çıkan ilk kitabı biz yazmıştık. Daha iktidara bile gelmemiş, 2002 yılında yayınlanmıştı. Ben de Tayyipçiyim adlı kitabımız. Altbaşlığı da şöyleydi: “İnsana, Hukuka ve Demokrasiye Saygısızlığın Karşına Dikilmek İçin.”
Şunlar da kitaptan birkaç satır:
“Hukuku ve devleti bir partinin peşine takmak hukuk devleti olmaya, kimilerini ikinci sınıf insan yerine koymak birinci sınıf insan olmaya ve sadece demo olmak da demokrat olmaya yetmez. Artık bugün ortada bir “Beyaz Türkler” var, bir de “Zenci Türkler.”
Şu kaderin cilvesine bakın ki aynı şeyleri bugün de aynı kimseye karşı söyleme ihtiyacı duyuyorum.
Zira anayasa “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” demesine rağmen bugünkü Erdoğan bu hakkın kullanılamaması için elinden geleni yapıyor. Nasıl olur da bu hakkın kullanılmasını “sokak terörü” olarak nitelendirir, anlamakkolay değil.Böyle bir değerlendirme anayasayı da, yasaları da yok farzetmek anlamına gelmez mi?
Oysa tam tersine devlet, bu hakkın kullanılmasını güvence altına almakla mükellef değil midir? Hatta böyle bir hakkın kullanılması; yurttaşlık ve demokrasi bilincinin dışa vurumu demek değil midir? Öyleyse halkını takdir ve tebrik bile etmesi gerekmez mi? Geçtik ondan; haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı çıkanlar suçlu muamelesi görüyorlar. Oysa asıl onlar suç işliyor değiller mi?
Farkındaysanız hemen hiçbir çatışma polise karşı çıkmaktan doğmuş değildir. Olayların neredeyse tamamı polisin dağıtma girişimden sonra çıkmıştır. Demek ki eğer bu girişimler olmasa gösteri ve yürüyüşlerin hepsi de barış içinde sona erecektir.
Bu hakları kullanmak anayasaya ve yasalara aykırı olmadığına göre, neden engelleniyor veya engellenmek isteniyor? Devlet halkının hakkını almasını engeller mi?
O gençler kişisel çıkarları için değil; ülkeleri için, ülkelerinin geleceği için yürüyorlar. Eğer yanlış yapıyor olsalar bile –ki öyle değil elbette- bu,onların hakkını engelleme hakkını verir mi?
Beni kimileri saflıkla suçlayacak olsa da söyleyeceğim: Cumhurbaşkanı duymalı onların sesini. Çünkü onlar Sayın Erdoğan’ın da evlâtları olmak gerekir. Susturmak çözüm değildir. Çünkü ağız susarsa yürek konuş.
Tutuklananlar sadece belediye başkanları değil. Onları seçen milyonların iradesi de tutuklanmıştır.
Süleyman Demirel “Yollar yürümekle aşınmaz”diyordu. Yanlış mı? Demokratik bir hakkın kullanılması değil midir yürümek? Öyleyse şiddete bulaştırılmadıkları sürece isteyenin istediği kadar yürüyebilmesi gerekmez mi?
Bu millet bağrından Alpaslanlar, Fatihler, Mustafa Kemaller, Köroğlular, Dadaloğlular, Pîr Sultan Abdallar çıkarmış bir millettir. Onu cefa içinde yaşatmaya son verilmelidir.