Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yıllardır sınavlara girerim.
Hayatımız sınavlarla geçiyor.
Her alanda sınav veriyoruz.
Kurumlara giriş için çok sayıda sınava girdim.
KPSS de yıllarca tecrübe ettim.
Üniversite sınavları, açık öğretim sınavları vesaire çok sayıda sınava girdim.
Anlayacağınız hayatımız sınav derken boşa dememişler.
Hala da sınavlara giriyorum.
Açıköğretim Adalet Bölümü okuyorum.
Kısmetse bu sene bitiyor.
Her neyse kısaca vurgulamak istediğim çok sayıda sınava girdim.
Böylelikle çokta sınav yeri gördüm.
***
Gittiğiniz okulların öğrencisi olmasanız da sınavlar için gidince eğitim yuvalarını gezme fırsatı buluyorsunuz.
Son zamanlarda sınavlarıma Namık Kemal Üniversitesinde giriyorum.
Atatürk Üniversitesi açıköğretim sınavları genelde Namık Kemal Üniversitesinde oluyor.
Yaz ve kış iki farklı dönemde burada sınavlara girme fırsatı buldum.
İki şey dikkatimi çekti.
Daha önce birini yazacaktım aslında, ancak fırsatım olmadı.
Ya da karmaşada unutuldu gitti.
Her neyse bu hafta sonu yine sınavlarım vardı.
Ve yine Namık Kemal Üniversitesinde yapıldı.
Kışın yaşadıklarım aklıma geldi.
Aslında yazacaklarım belki sizlere normal gelebilir.
Ancak ne bileyim bana ilgisizlik gibi göründü.
***
Biz de öğrenci olduk.
Okulları, öğrencilerin nasıl kullandığını iyi biliyorum.
Ancak idareciler de ilgilenmeli bence okullarla ve sınıflarla.
Kışın sınava girdiğimde ne dikkatimi çekti biliyor musunuz?
Hava buz gibi olmasına rağmen ve hafta sonu yapılan sınav için okula sabah ve öğleden sonra çok sayıda öğrenci geleceğini bile bile kaloriferlerin yanmayışı tuhafıma gitmişti.
Normal zamanda hafta sonu okullarda kaloriferin yakılmayışı bilinen şeydir bunu kast etmiyorum.
Ancak açık öğretim fakültesi sınavları yapılacağı hafta sonunda hem görevliler hem de öğrencilerin okulda olacağını bilerek kaloriferin yakılmaması beni üzmüştü.
Biliyorum, elbette maliyetli oluyordur.
Ama ne bileyim.
Yani o kadar insan sınavlarda buz gibi okulda oturmaları beni rahatsız etti.
***
Gelelim bu hafta sonuna, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık amfide yine sınava girdim.
Nasıl desem, üzülerek söylüyorum.
Amfinin duvarları tamamıyla öğrencilerin yazılarıyla doluydu.
Sanırım kopya amaçlı yazılmış yazılar.
Ama yani tarih öncesi mağaralardaki hiyeroglifler gibi her yer yazı dolu.
Bir eğitim yuvasının hele ki memleketimin üniversitesinin amfisinin bu halde olması bana üzücü geldi.
Yani aslında bana ne deyip geçebilirim.
Görmezden gelebilirim.
Oraya gelen bir çok kişi gibi yapabilirim.
Hatta bir çok kamu görevlisi de açık öğretim okuyordur.
Mutlaka onlarda buralarda sınavlara girmişlerdir.
Bunu çok kişi görüp umursamadan geçiyor olabilir.
Ancak ben üniversitenin bir sınıfının bu kadar duyarsız bir şekilde yönetilmesini yadırgadım.
Bana düşmez belki, hani bunları hatırlatmak benim işim de değildir.
Ama bilin isterim; “Eğitim yuvasında geleceğimizi yetiştiriyorsunuz.”
Benim geleceğimde, insanlara vicdanlı bakan ve devletinin malına sahip çıkan insanlardan oluşmasını beklerim.
Bu bağlamda onlara bu duyguları aşılayacak idareciler var olmasını isterim.”
***
Bakalım belki sizde bir gün bu okulda sınava girerseniz, ya da yolunuz düşerse mutlaka bir gözlem yapın.
Ya da bu yazımı okuyan bir yetkili bu konu hakkında bilgisi yoksa da bilgi sahibi olur ve en azından bundan sonra böyle şeyler olmaz.
Sanırım şehrimin üniversitesiyle gurur duymak hepimizin hakkıdır.
Saygılarımla…