Reklam

OĞLUMUN SURATIMDA PATLAYAN SÖZÜ

Yayınlama: 17.09.2025
A+
A-

“Soralım kendikendimize bazen,

Lâyık mıyız çocuklarımıza?”

– Ataol Behramoğlu

Büyük oğlum 14 yaşındaydı. Ancak son günlerdeki hâl ve hareketlerini beğenmiyordum. Dalgınlaşmış, içine kapanmış, ders de çalışmaz olmuştu.

Öğretmenleriyle görüşmek için okuluna gittim.  Tahmin ettiğim gibi notlarında düşüş vardı. Aldım karşıma, konuşmaya başladım:

“Oğlum, söyle bakalım, neden böyle oldu?”

“Merak etme babacığım, düzeltirim,” dedi.

“Ne demek, merak etme! Söyle bakalım, neden böyle oldu?”

“Babacığım, düzeltirim dedim, sana!”

“Allah Allaaah! Anladık da, şu işin nedenini söyle.”

Yahu çocuk düzeltirim demiş işte, daha ne? Ne niye üstüne üstüne gidiyorsun?

Üstüne gitmeyi yeterli bulmamış olmalıydım ki devam ettim:

“Şunu söyle de sana yardımcı olayım.”

“Düzeltirim, dedim ya sana. Söz veriyorum, düzelteceğim.”

Baktım, ağlamak üzere, buna rağmen devam ettim:

“Nasıl düzelteceksin, onu söyle.”

“Ne olursun üstüme gelme.”

“Nasıl düzelteceksin, onu söyle banaaa!”

“Babaaa!…”

“Bana bak, bir kız meselesi falan mı yoksa?”

Ses yok. Durum anlaşılmıştı.

“Yazıklar olsun, sana!” dediğim gibi elimin tersiyle şiddetli bir tokat attım, Gözlerini gözlerime dikerek ağlamaklı bir şekilde; “Baba, okumak cahillik midir?” dediği gibi odayı hızla terk etti.

Tokadım suratında patlamıştı ama onun sözü de babasının suratında patlamıştı. Ben oğlumu eğiteyim derken, oğlum beni eğitmişti.

İyi de, neden öyle demişti?

Çünkü ben mesleği yazarlık olan biriydim. Hem o kadar okuyacak, yazacak, hem de öyle yapacaktım… Bunu kastediyordu.

Dahası; sanki ben aşk nedir bilen biri değilmişim gibi hareket etmiştim. Oysa annesine abayı yaktığımda ondan sadece birkaç yaş büyüktüm.

Bugün düşünüyorum da öfkemi almaktan başka bir şey değilmiş yaptığım. Bir de güya babalık görev ve sorumluluğumu yerine getirerek vicdanımı rahatlatmak.

Uzun lâfın kısası, Ataol Behramoğlu ne diyordu bir şiirinde?:

“Soralım kendi kendimize bazen / Lâyık mıyız çocuklarımıza?”

Marka Flower Çiçekçi