Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Evet, okullar açıldı. Ama acaba kaç çocuğumuz güle-oynaya gidiyor okuluna? Herhâlde bizlerin kaçı gitmişse o kadardır.
Peki ama neden böyle? Neden severek, isteyerek gidilmez okula? Okul bir hapishâne olmadığına göre neden?
Okullar ve eğitim çok mu sevimsiz ki kolay kolay hiçbir öğrenci seve seve gitmez okuluna?
“Hangi birimiz gidiyordu ki onlar gitsin?” derseniz haklı olursunuz ama bunun sebebi ne?
Bugüne kadar bunu araştıran bir çalışma yapıldığını hatırlamıyorum. Oysa ve hem de çok önemli değil mi bu?
Evet, sadece bizde değil; bütün dünyada böyle ama bunun nedenleri üzerinde hem de çok kafa yormak gerekmez mi?
Nitekim Stefan Zweig(1881-1942)Dünün Dünyası adlı kitabının bir yerinde (S. 43) şöyle dert yanar okuldan:
“Bütün okul hayatım, doğruyu söylemek gerekirse sürekli ve can sıkıcı bir usançtan başka bir şey değildi. Sabırsızlığın yıldan yıla son kerteye vardığı o cehennem işkencesinden kaçıp kurtulmaya can atardım. O hiç değişmeyen acımasız ve ruhsuz okulda ne ‘neşeli’, ne de ‘mutlu’ olduğumu hatırlarım. Varlığımızın en güzel ve özgür çağını hepten zehrederlerdi. (…)
“Hiç eksilmeyen bir yetersizlik korkusuyla okula koşar ve nefret ettiğimiz o yapıya ayak basar basmaz, görünmez bir boyunduruğa alnımızı çarpmamak için hemen sinerdik. Okul bizler için baskı, boşluk, iç sıkıntısıydı. ‘Öğrenilmesi değmez bilim’in kişisel ilgimize uymayan skolâstik ya da skolâstikleştirilmiş malzemenin belirli ölçülerde edinildiği bir yerdi. Bizlerinki öğrenme isteği sonucu değil; eski pedagojinin öğrenmek için öğrenmek metodunun zorladığı boş ve anlamsız bir öğrenişti.
“Okula gerçekten borçlu olduğum tek bir an vardır: Bir daha ayak basmamak üzere kapısını çekip çıktığım gün.”
Ancak şunları de söylemekte Zweig:
“Yüzyılımızdaki çocukların bizlerden ne kadar çok daha mutlu, özgür, başına buyruk olduğunu gördükçe bugün bile tuhaf bir kıskançlık duygusundan kendimi kurtaramadığımı açığa vurmalıyım.
“Bugünkü çocukların öğretmenleriyle serbestçe, hatta arkadaşça ve hiç korkusuz konuştuklarını, istek ve eğilimlerini, genç ve meraklı ruhlarını okulda nasıl apaçık ortaya döktüklerini gördükçe hâlâ inanamıyorum”.
Buradan hareketle diyorum ki hiç olmazsa haftada bir olmak üzere okullarımıza bir de Çocukları Dinleme Saati diye bir saat koysak acaba nasıl olur?
Öğretmen yönetici, yani moderatör olsa, öğrenciler de belirlenmiş bir konudaki, hatta belki de her konudaki görüş ve düşüncelerini özgürce açıklasalar, tartışsalar hem de çok iyi olmaz mı?
Sanıyorum bunun için bir mevzuat veya müfredat değişikliğine de ihtiyaç yoktur.
Değerli öğretmenler, sizlere sesleniyorum: Hiç olmazsa bir kez olsun denemek istemez misiniz bu önerimizi?
_________________________
MANTIK JİMNASTİĞİ
(Düşünmeyi Sevenler İçin)
Vatandaşlardan biri üç aylık geçici bir süre için dolar almamaya karar vermiş.
Mantıksızlık nerede?
(Cevap Cuma günkü yazımızda)
Geçen yazımızdaki cümle şuydu:
“O konuda çok haklılar ama ben onlara katılmıyorum.”
Mantıksızlık nerede?
Hem haklı bulmak, hem de katılmadığını söylemekte.