Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Farkında mısınız; hem hepimiz uzun yaşamak ister, hem de bu arzumuz gerçekleşince yakınmaya başlarız.
Bununla da kalmaz, ölünceye dek sızlanarak geçiririz yıllarımızı.
Sanki kendimiz istememiş de, bizi birileri yaşlanmaya mecbur etmiş gibi. Yine sanki uzun ömürlü olmayı kendimiz istememişiz gibi “Bu yaşta dayanmak zor,” diye sızlanır dururuz.
Hatta bir de o yılların ne kadar çabuk gelip geçtiğinden, yaşlılığın ne kadar da çabuk geliverdiğinden dert yanar dururuz iki lâfımızın arasında.
Dahası; artık yeterli saygıyı görememekten, kimsenin bize aldırış etmemesinden, çocukların bile dalga geçmeye başladıklarından da yakınmaya başlarız. İkide birde belleğimizin zayıflamış olmasından, yakınlarımızın adlarını bile hatırlayamamaktan yakınır dururuz.
Güçten-kuvvetten düşmek…
Sevdiklerimize veda etme gününün yaklaşması…
Özetle; ilerlemiş yaşından şikâyet etmeyen, onunla arası bozuk olmayan, gençlik günlerini aramayan, kısacası yaşıyla barışık olan pek az kimse vardır aramızda.
Özellikle köylerimizde rastlarız onlara. Genellikle de olsa hem ruh ve beden sağlıkları yerindedir, hem de şen-şakraktırlar.
Her biri birer bilge kişidir de aynı zamanda.
Şikâyet değil; şükür duyarsınız ağızlarından.
Bizlerdense şükür yerine; şikâyet, yakınma, sızlanma… Hem de birçoğumuz eğitimli olduğu hâlde.
Demek ki başka bir eğitime ihtiyacımız var.
Yine demek ki yaş değil insanı üzen; yaşa yüklediğimiz anlam. Üzülenler, üzülmeye koşullandıklarından duyuyorlar bu üzüntüyü.
Yoksa siz de mi; “Canım, hem uzun yaşasaydık, hem de hep genç kalsaydık, saçımız-sakalımız da ağarıp dökülmeseydi daha iyi olmaz mıydı?” diyenlerdensiniz?
Buna kim “hayır” der ki?
Haklısınız da… Olmayacak duaya âmin demektir bu. Dolayısıyla da imkânsızı istemek.İmkânsızı istemek ise ömre ömür katmadığı gibi daha hızlı yaşlanmamıza sebep olurdu sadece.
Evet… Aynen böyle. Hem uzun yaşamak isteriz, hem de isteğimiz yerine gelince şikâyet ederiz.
İnsanoğlunun çok trajik bir çelişkisi,hatta paradoksal bir düşüncesi değil mi bu?
Bu bir ağıttır aynı zamanda. Kendimize acımanın ağıtı.
“İnsanın kendi kendine ettiğini kimse etmezmiş” deriz ya, sanki hepimiz de elbirliği etmişçesine doğrulamaya çalışırız bu akıl dışı yaklaşımı.
Farkında değilizdir ki tam bir kısır döngüdüraynı zamanda. Çünkü böyle düşünüp hissettiğimiz için öyle oluruz. Öyle olduğumuz için de daha çok böyle düşünüp, hissederiz.
Yani mantığın, mantıksızca kullanımı. Bir bakıma aklın iflası!
Yeni yaşınız kutlu olsun!
MANTIK JİMNASTİĞİ
(Düşünmeyi Sevenler İçin)
“Bu gidişle bileşik sözcükleri sonsuza dek ayrı yazmaya devam ederiz.”
Mantıksızlık nerede?
Cevap gelecek yazımızda.
Geçen yazımızdaki cümle şöyleydi:
“Mahkeme, duruşma sonunda şirkete üç aylık geçici süre verdi.”
Mantıksızlık nerede?
Üç aylık süre zaten geçicidir. Buna bir de “geçici” dersek, geçici olmayan üç aylık süre de var demiş oluruz.