RÖGAR KAPAKLARI HALKA EZİYET EDİYOR

Yayınlama: 01.09.2021 16:57
A+
A-

                          

Bu halkın çektiği çilenin haddi hesabı yok! Hangisini yazacağımıza şaşırıyor kalıyoruz. İşin peşini vatandaş bile bırakmışa benziyor…

İster yeni yapılan sokak veya caddeler olsun, isterse eski sokak ve caddeler; üzerinde bulunan rögar kapakları tam bir trajikomedi örneği oluşturuyor. Ya yoldan çok yüksekte, ya da çok alçakta bulunuyorlar. Hoca Nasrettin’in dediği gibi;

“ Yok, mu bu işin ortası?”

   İş yapılırken bir sürü görevli var halka boy gösterme halktan yana bir teşekkür alıp fotoğrafa girme telaşı içindeyken: İş bittikten sonra ise yollar, kaldırımlar, yol kenarına dikilen çöp kutuları, plastik dubalar tam manasıyla; Allaha emanet…

Şehir yönetimi böyle mi olur? Kurumlardaki istikrar bir türlü oturamamasının sebebi nedir? Halka eziyet etmek mi? Bu halk, göç ettiği şehirde tam manasıyla uygar bir şehirli insanı gibi yaşayamayacak mı?

Denizi olduğu halde denize girmeyen, deniz kenarında yaşadığı halde balık kültürü bilmeyen, neredeyse bütün güzelliklerden uzak bırakılmış, bu bırakılmayı da hiçbir zaman sorgulamamış bu halka eziyetin her çeşidi uygulanıyor…

Nasıl olsa; kuzu gibi halk… Birkaç bağırma, çağırma ve en sonunda her türlü zararı, ziyanı, eziyeti kabullenen insanlar topluluğu olduğumuz sanılıyor… Öyle olmadığını eninde sonunda herkes anlıyor ama iş işten geçiyor…

Rögar kapakları bazı mahalle, sokak sakinleri için tam manasıyla bir kâbus durumunda… Gece olunca uykuları kaçıracak kadar ses yapan rögar kapaklarındaki bu sorunu nasıl çözeceğini, dertlerini kimlere anlatacağını merak eden halkımız adına bu rögar bilmecesine bir katkı, belki birkaç yönetici, şef ve amirin dikkatini çekme adına bu yazıyı kaleme alıyorum…

Rögar kapakları bu şehrin uzun zamandır sorunu haline geldi. Yollar yapılıyor; gıcır gıcır… Fotoğraflar çekiliyor çeşit çeşit; “ Belediyemiz çalışıyor” diye bir sürü övgü…

Ya sonra? Sokak ve caddeler ;“MİS “ gibi asfalt ile döşendikten sonra yerine takılan rögar kaparlarının oturmayanları, tam manasıyla korkunç bir işkenceye dönüşüyor. Üzerlerinden her araç geçişinde yakınlarında yaşayan insanlar için kâbusların en hakiki kâbusu…

Gece yatarken, sokaktan geçen bir aracın rögar üzerine binen tekerlekleri ve yerine tam olarak oturmamış o demir kapağın çıkardığı sesler, insanımızı uykusundan hoplatacak, hatta yatağından sıçratacak aşamaya geldi; çoktan beri…

Bu işle ilgilenecek bur kurum, kuruluş yok mu? Her şey fotoğrafa girene kadar mı? Bu şehrin halkı olmak suç mu? Her türlü vergisini; katı atığından tutun da emlak vergisine, çöp vergisine kadar ödeyen bir halka görülen REVA bu mudur?

Bir şarkının sözlerinde geçtiği gibi;

“ Reva mı hiddetin, reva mı şiddetin/ Zulmeden sen misin, bilmem ki ben miyim?”

Halkımız, özellikle bazı sokak ve caddelerde yerine oturmamış, oturtulmamış, kapağın altındaki boşluk yüzünden kâbusa dönüşen seslerin çıkmasını önleyecek bir yönetici aranıyor.

Sorumluluğu ona, buna, şuna yıkmayan; yol ve cadde yapıldıktan sonra mühendis ve mimarlarının sağlam, sağlıklı onayını isteyen yönetici yok mu bu şehirde?

#ilangovtr
Basın No
Marka Flower Çiçekçi