Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ardı ardına, birkaç gün içerisinde tanıdık beş çiftçi ile konuştum. Meşhur bir söz var ya;
“ Bir dokun, bin ah işit!” Tam da öyleydi yüzleri, halleri… Sandım ki mazotlarına, gübrelerine, tarım ilaçlarına aşırı derece gelen zamlardan dert yanacaklar. Tam bir yurttaş örneği, vatanını seven bir insan kalbiyle bir başka olaydan; İSRAFTAN, kayıp buğday, arpa, ayçiçeklerden söz ettiler;
—Neyin israfı bu, deyince, her biri farklı yerlerde, farklı zamanlarda gördüklerini, tanık olduklarını bir güzel anlattılar;
—Tarlalarımızda arpa ve buğdayların biçimine çok az kaldı
—Evet! Bütün bun rağmen, maden arama şirketleri boş durmuyorlar. Tank büyüklüğünde araçları, araçların tekerleri neredeyse 1,5- 2 metre genişliğinde buğday, arpa, ayçiçeği ikili alanlarda maden arıyorlar.
—Zararı ziyanı karşılayacaklar mı?
—Evet, anlaşılan o ki fazlasıyla karşılayacaklar
—Peki, o zaman, suratın niye asık arkadaş?
—Nasıl asık olmasın; buğdayı, ayçiçeği neredeyse bütün ürünleri dışarıdan ithal etmiyor muyuz?
—Evet
—İşte o yüzden. Arpaların biçimine 15 gün var. Buğdayların da biçimine bir ay kadar var. Farklı yollardan Tarım İlçe Müdürlüğüne sesimizi duyurmamıza rağmen, maden arama ekiplerinin bir ay kadar beklemelerini istediğimiz halde bir sonuç çıkmadı. Bizlerin parası, zararı ziyanı karşılansa bile on binlerce ton buğday daha başak, ürün vermeden yok olup gidecek. İsraf değil mi bu yapılanlar?
Bir başka çiftçimiz;
—Plan, program olmazsa, en güçlü devletlerde bile israfa düşmemeyi becerirlerken, bizdeki dağınıklık, kurasızlık üzüyor bizleri…
— Görünen o ki, maden şirketleri en gözde haldeler. Dağlarda, derelerde, en güzel tarım arazilerinde her yerdeler. Ve görünen bir başka şey; onlar izni Ankara’dan aldık deyince akan sular duruyor…
Kiminle, hangi çiftçimiz ile konuşsak; “ Bizlerin boynu devletimize karşı kıldan incedir. Maden aranmasına karşı değiliz. Ekili alanların, bu zarar ziyanın karşısındayız…”
Boşuna bilmezdi eski insanlar bir kırıntının dahi kıymetini. Bir küçük ekmek parçası kalınca neredeyse yalvarırdı bizlere ninelerimiz; “ Aman kızanım, ziyan olmasın…”
Görülüyor ki dünya, insanlık, zayıf ülkeler bıçak sırtında. Azcık kıtlık yaşansa; yağ, un, şeker, kısacası yiyecek, içecek ürünleri yokluğa, kayıp kıta gibi yerin yedi kat altına kayıp gidiyor…
Marketlerde şeker yok oluyorsa, daha ucuz olan Tarım Kredi Kooperatiflerinde şeker rafları boş, yağ almak ise sınırlıysa, henüz kıtlık yaşanmadığı halde bu haldeysek, tarım arazilerimiz ürün vakti maden arıyoruz diye büyük zararlara, ziyanlara imkân tanınıyorsa, bilelim ki birçok felaketle yüzleşeceğiz…
Nehirlerimiz, denizlerimiz düne göre daha temiz olmuyorsa, düne göre tarım arazilerimiz, hayvancılığımız daha da artmamış azalmışsa; ciddi çözümler, bilimsel planlamalar acilen uygulanması gerekiyor diye düşünen bir sürü insandan birisiyim…