Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ’ın eski mahallelerinde dolaşmak, hele orada bulunan hatıralar şairden de destek alarak, çoğu zaman konacak bir dal ararlar.
Taşların, ahşapların, pencerelerin, erik bahçeli viran evlerin ve hatta rüzgârın bile bir hikayesi vardır. Ertuğrul Mahallesi Cemal Nadir Sokak, Saadet Sokak ve diğerleri işte böyle bir yerdir.
Bir zamanlar kaderine terk edilmiş, sessizliğe gömülmüş bu sokakta yıllar önce umut verici adımlar atılmıştı. Tarihi dokunun korunması ve yaşatılması amacıyla Miras Atölyesi kapsamında birçok yapı elden geçirildi. Bu yapıların içinde belki de en çok dikkat çeken yerlerden birisi Tarihi Beş Evler olmuştur.
Gerçekten de başlangıç çok güzeldi. Büyük umutlarla, gönüllerimizde yer edinen bir başlangıç…
Tarihi Beş Evler sadece restore edilmiş binalar topluluğu değildi. Orası bir düşüncenin, bir şehir hayalinin ürünüydü. Kafeteryasıyla, lokantasıyla, otel bölümleriyle adeta yaşayan bir kültür adasına dönüşmüştü. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen bu mekân kısa sürede şehrin en sakin, en unutulmuş mahallesine hayat taşıdı, hayat verdi.
Uzun zamandır sessizliğe terkedilmiş sokaklarda birden bire insan sesleri duyulmaya başladı. Yazarlar, şairler burada buluştu okurlarıyla. Burada kutlandı doğum günleri ve evlilik teklifleri.
Bir kahve içmek için gelenler, sohbet edenler, misafirini gezdirenler; çok yönlü kültürel yaşam, bir yerde kedi yörüngesine oturur gibi oldu. Kısacası dostlarım, Tekirdağlılar yıllar sonra o mahallede yeniden yürümeye başladı. Bir şehir için bundan daha kıymetli daha ne olabilir?
Ya sonra? Her nedense bu değerli başlangıç sürdürülemedi. Ne olduysa oldu; ne mahalle sakinlerine, ne şehir kültür insanlarına, ne de o mekânların ruhunu anlayanlara danışılmadan Tarihi Beş Evler binaları önce belediye bünyesindeki bir kurumun çalışanlarına tahsis edildi. Gelen eleştiriler artınca bu kez kiraya verildi.
Kiracılar da burayı yaşatabilmek için yıllarca mücadele etti. Ama bir süre sonra kapılar kapandı. Ve o güzel mekân; yıllara sessizliğe gömüldü. Bugün oradan geçenler kapalı pencerelere, boş avlulara, terkedilmiş bir hatıraya bakıyordu.
Şimdi ise Tarihi Beş Evler yeniden onarılıyor. İskeleler kurulmuş, ustalar çalışıyor. Bu manzarayı görünce sevinmek istedim! Ama içimde büyüyen soru, bu sevinmenin önüne geçti.
Ya sonra ne olacak?
Bu soruyu sadece Beş Evler için değil, aynı mahallede onarılan başka yapılar için de sormadan edemiyorum.
Üç dört yıl önce Saadet Sokak’ta bulunan Tarihi Çalıkuşu Konağı gece çıkan bir yangınla kül oldu. O günlerdeki yetkili,”En kısa zamanda daha iyisini yapacağız.” Yürekleri biraz olsun serinletmişti.
Ama bugün hâla o zarif ve tarihi konağın yerinde taş temellerden başka bir şey durmuyor. Bir de tabiat; boşalan her yeri kendince yeşil kollarıyla sarmaşarak kendine katıyor.
Aslında bu konağın hafızalardaki yeri sadece yangınla değil, unutulmasıyla çoktan yok olmaya hazırlanıyordu. Klasik edebiyatımızın içinde, yaklaşık seksen beş sayfasında adı geçen bu konağı; taşıdığı, hissettirdiği bütün değerleriyle yaşatamamak; bir şehrin kültürel zenginliğini değil, hiçliğe yazgılı kültür fakirliğini gösteriyor.
Öte yandan mahallede onarılan başka konaklar, köşkler var. Görünüşleri gerçekten çok güzel. Cilalı kapıları, her daim temiz merdivenleri, yeni boyanmış cepheleri, bakımlı pencereleri var…
İster istemez çoğu zaman bir avuç duyarlı Tekirdağlı ile şunu konuşuyoruz:
Bir şehri yaşatan şey sadece restore edilmiş binalar mıdır?
Mesela Sarı Köşk de onarıldı. Çok da güzeldi, daha da güzel oldu. Ama Tekirdağ insanının hayatına ne kadar dokundu? Oraya girip çıkan kaç kişi var? Bir konak sadece fotoğraf çekilen dekor olarak mı kalmalı, yoksa yaşayan bir mekân mı olmalı?
Anlatmak istediğim mesele de budur! Tarihi mahalleler turizmi sadece onarılmış, kapıları kapalı konaklarla gelişemez. Turizm dediğimiz şey, aslında insan ve insanın kendisidir…
Bunun en güzel örneklerinden birisi de Tekirdağ’da yıllardır yaşayan Rakoczi Müzesi’dir. Orası sadece onarılmış, kapıları kapalı, misafirhanesi olan yalnız bir bina değildir. Sürekli ziyaret edilen, insanla temas edilen, öğrencilerin geldiği, tarihi meraklıların uğradığı yaşayan bir mekândır.
İşte tarihi yapılar da ancak böyle yaşar. Tarihi Beş Evler onarılıyor ama sevinsek mi? Bu sefer yaşatılacak mı?