ERGENE NEHRİ İÇİN VERİLEN SÖZLER!

Yayınlama: 15.08.2022 14:00
A+
A-

Ergene, Trakya’nın verimli topraklarından nazlı nazlı akan bir nehirdi; bir zamanlar… O nehrin kıyıcığında insanlar piknik yapar; aileleriyle, dostlarıyla eğlenirlerdi. Çevresinde yaşayan bütün canlılar, Ergene’nin billur sularından içer, toprak toprak olduğuna neşe içinde sevinir, her güzel yeşil renklerini ERGENE için yaşatırdı…

Ne oldu da Ergene kirlendi? Sanayi demek kirlilik demek midir? Aklın yolu, bilimin yolu her daim birken; faydaya, güzele, doğruya aitken, ne oldu da bunca Sanayi kuruluşumuz, kendi topraklarını zehirleme yarışına girdiler?

Ergene için bir değil; BİN söz verildi! Nerede o sözler? Bu şehrin sorumluları, çevre bilinciyle yatıp kalkanların değerli tepki ve direnişleri nerede? Yoksa onlarda Ergene’nin saf suları gibi akıp gittiler mi; çoktan…

Çevreyi korumak, yarınlara ait bir düşünce, algı gibi görünse de, çevreyi korumak, çevrenin önemine sahip olmak; bugün ve yarının vazgeçilmezidir. İkide birde;

“çocuklarımız, torunlarımız” diyoruz ya; Ergene’yi korumak, kollamak, onun kadim değerine sahip çıkmak; tam manasıyla güne ve geleceğe en değerli miras, zenginliktir…

Toprağın, gıdanın önemi her geçen gün anlaşılır, ileri memleketler binlerce önlem almanın planlarını yaparken; topraklarımızı her gün sanayi kuruluşlarına daha da teslim ederek, tüm bölgeyi kirlenmenin korkunç sonuyla buluşturuyoruz…

Ergene kokuyor… Ergene bataklık olmuş… Ergene’nin üzerinde ilgili Bakanlığımızın kontrol istasyonları var güya! Bu istasyonlar ne işe yarıyor? Niçin yapılması gereken görevlerini yapmıyorlar?

Ergene’nin balıkları çoktan TARİH oldu. Ergene’nin içilen, bağ, bahçelere can katan suları da öyle… Şimdi, insanımız, bölgemiz topraklarının ve yeraltı sularının sonuna doğru ilerliyor. En hücra köşede, ormanların derin kuytularında bile insan atıklarını görüyoruz.

Sanayi kuruluşlarının telafisi zor atıklarının yanında, en masum insanlarımız da; bilerek, bilmeyerek Ergene’yi kirletiyoruz.

Evlerimize ayakkabıları çıkartarak giren milletin ferdi olarak; niçin bu kötülüğü; kendi kendimize ve evlatlarımıza-torunlarımıza yapıyoruz?

Doğa sabırlıdır; bataklık, karanlık, kokuşmuş nice kötülüğü kendince rafine eder. Fakat büyük bedeller ödeyerek, kirletenlerin ya kendilerine, ya gelecek nesillerine öyle bir bedel ötedir ki; gidecek yer kalmadı, solunacak dermanım bitti, diyerek yaşarken öldürür insanı…

Kırk yıl önce bilim insanları ve toprağımızın sevdalıları uyarmıştı; yeraltı sularımıza sahip çıkalım, toprağımızın erozyona karşı koruyalım, nehirlerimizi kirletmeyelim, uyarılarını bilimin yardımıyla biz İNSANLARA-İNSANCIKLARA anlatmaya çalışmışlardı…

Duymamak; “ Bir şey olmaz!” felsefesini yaşam bilinçsizliği yapmış olmak; ne acı bir kayıp; yok oluş ve mutsuzluk sahiplenişi…

Ergene için bir değil BİN söz verilmişti. Ergene nehri temizlenecek, burada balıklar tutulacak, yüzülecekti! Nerede Ergene için söz veren insanlar? Nerede, doğamızı, çevrimizi koruyacak, kollayacak amirler, yöneticiler?

Marka Flower Çiçekçi