Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yıllar önce bir iş insanıyla tanışmış Tekirdağ’da yaşadığı sürede arkadaşlığımız devam etmişti. Nezih, çalışkan bir insan olmakla birlikte Ali Bey’in inanılmaz bir hedefi, merakî ve isteği vardı.
“Güven Bey arkadaşım illa ki boğazı gören bir yalı, olmazsa Boğaza yamaçlardan, tepelerden bakan bir konak sahibi olmaktır yegâne amacım.”
Böyle derdi Ali Bey, konu İstanbul olunca. Ne tekim, neredeyse bütün enerjisini, çalışma disiplini ile birleştirerek İstanbul’a
,yalı sahibi olmaya, yalı olmazsa, Boğazı tepelerden gören bir konak sahibi olmaya gitti.
Gidiş o gidiş… Yıllardır birbirimizle irtibatımız yok. Kesildi… Görünen o ki, yalı veya konak sahibi olsaydı, illa ki bize ulaşır, bu müjdeyi verirdi diye düşünüyorum. Belki de o muazzam koşturmaca iş yaşamı içerisinde yalı veya konak sahibi olamadan bir başka dünyaya göç etti; bilemiyorum…
Bildiğim şeyi söylemem gerekirse, illa yalı veya konak sahibi olmak gerekmiyor. Hadi, diyelim ki zar-zor yalı veya konak sahibi oldunuz. Yalı veya konak sahibi olarak bu işin sosyal, kültürel derecede hakkını verebilecek misiniz?
Bahçıvanı, güvenlik görevlisi, aşçısı, şoförü, temizlik görevlileri derken beş on çalışanı sahiplenebilecek, onlara iş imkânı yaratacak güçte olacak mısınız? İç içe geçmiş bir sürü sorunu sırtınıza, ruhunuza yüklemek yerine; yalılar, konaklar ile ilgili öyküleri okumanızı, oralardaki huzurun kaç bin çeşit badireden geçerek yakalanıp yakalanmadığını öğrenmenizi istemek hakkım olmasa da yine de düşünmenizi dilerim…
Tekirdağ Süleymanpaşa sahilinde Yelken Kulüp yakınlarında yedi sekiz tane çınar ağacı var. Onları oraya kim ektiyse; kâinat onlara uçsuz bucaksız diyarında huzur versin…
Bu çınar ağaçların altında Büyükşehir Belediyesi’nin bankları var. İnsanlar, denizi, ufku, gemileri seyretsin, güneşli, sıcak ve bunaltıcı zamanlarda serinliğin de gönül rahatlığını iç para, masraf yapmadan, ödemeden yaşasınlar diye…
Bu banklara ve çınar ağaçlarına her on beş dakikada bir uğrayan birisi var; Erzurumlu Nasip Bey. Elinde bin bir hüner var mıdır bilinmez ama insanları doyuracak yürek, sevgi, cesaret, emek ve irade var. Yapmış olduğu tostlar neredeyse dillere destan oldu…
Yalı veya konak sahibi olmadınız diye sakın üzülmeyin. Yalı veya konak sahipleri orada çalışanları kadar konaklarında kalmıyorlar, kalamıyorlar… Tekirdağ sahilindeki çınar ağaçları altındaki banklardan birine oturdunuz mu, yalı veya konak keyfinin daha da fazlası emrinizdedir.
Biraz sabrederseniz, on beş dakika sonra Nasip Bey de görünür; çayı, kahvesi, tostu, hünerleri, hatta onunla arkadaşlık kurarsanız, sohbeti, fikirleri de bedava…
Yiyeceğiniz tost, iyi bir yemek tadında olmadıysa, parasını ödemeyin! Memnun kalmadıysanız bir daha yemezsiniz o kadar… Ya memnun olursanız… Bir konak sahibi kadar, kendinizi zengin, mesut ve mutlu hissedip, yumurtalı, kaşarlı, sucuklu tostun üzerine bir de kahve ısmarlar, höpürdete höpürdete içip, denizin birkaç metre ötesinde, sıcak ve bunaltıcı güneşin serin tarafında,20–30 TL’ye bu huzuru, bu hizmeti almışsanız; demez misiniz; ?
“ Değmen benim gamlı keyfime…”
Yaşam dediğin şey bir yudum… Yalı, konak derken ömrü, ölmemişken öldüreceğinize, uğrayın şu çınar ağaçların altına; bir selam verin Nasip Bey’e; bakalım ne değişecek, nasıl bir rüya görecek ve nasıl bir neşelenme huzurunu ne kadar az çaba ile ulaşacak, elde edeceksiniz…
