Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Gelişmiş ülkelerin, şehirlerin en çok öne çıkan yönlerinden birkaç tanesini say deseniz, neyi sayardım diye düşündüm. Yaşlılara, hamilelere, engellilere dönük şehir mimarilerini öne çıkarmaları derdim. Kısacası, şehirler insan merkezli, hatta insan ve doğa merkezli olunca anlam kazanıp, derinlik ve huzur üretiyorlar.
Tekirdağ Süleymanpaşa, böyle bir şehir mi? Sorgularsak, ne engellisine, ne hamilisine ne de yaşlısına tam manasıyla önem veren bir şehir olmadığı gerçeğinden, ayıbından korkmadan söz etmeliyiz; şehrimizin daha yaşanır olma umutlarını da yok etmeden…
Kimi tanıdıklarım, kimi okurlarım bu konuyu sıklıkla dile getiriyor;
“ Tekirdağ Süleymanpaşa engellisine, yaşlısına ve hamile kadınlarına gereken önemi vermiyor; veremiyor”
Ne hazindir ki bu söylem, şikâyet veya dile getirilen konular çok ama çok değerli ve önemlidir. Bizler, engelsiz insanların bile zorlanarak yürüdüğü, birçok caddede kaldırım dahi olmadığı bir şehrin halkıyız…
Engelliler, için yapılan yürüyüş yollarının, geçiş yerlerinin durumu ortadadır. Ne denetleyen, ne de sahip çıkan var. Göstermelik konulan kaldırım taşları, göstermelik yapılan engelli araç geçiş yerleri, denetlenmediği zaman, araçların, UTANMAZ araç sahiplerinin park yerine dönüşüyor.
Yine beni her gördüğü yerde selamladıktan sonra halk otobüslerindeki engelli, yaşlı ve hamileler için ayrılan yerlerin durumlarını hatırlatan insanlara teşekkür ediyorum. Sıklıkla;
“ Halk otobüslerinde, engelliler, hamileler ve yaşlılar için yerlerin ayrılması, hatırlatılması ve görünür yere bu yazıların asılması lazım, gereklidir” diyen okur ve tanıdıklar çok haklılar.
Halk otobüslerinde en görünür yerlere; “ Burası engelliler, hamileler ve yaşlılar için ayrılmıştır” yazıları konmalıdır. Sıklıkla hatırlatılmalı ve denetlenmelidir…
Engeliler için ayrılan kaldırım taşları, kırılanlar sıklıkla yenisiyle değiştirilmeli, onların geçiş kolaylığı sağlansın diye engelli araç geçişlerine park eden araçlar her gün can yakan para cezalarıyla denetlenmelidir.
Öyle yollar, caddeler, sokaklar var ki, engelli, yaşlı ve hamile dışarıya çıkması, çıkarsa yol alması mümkün değil! Peki, ne olacak? Onlar gün ışığını görmeyecekler mi? Onlar, kendi ruhsal, manevi, sosyal, kültürel ihtiyaçlarını gerçekleştirmeyecekler mi?
Engelli engelsiz, hamile veya yaşlı; herkesin öncelik sırası olmasının yanında şehirlerimiz, insan ve doğa merkezli olmak zorunda…
Gelişmişlik sadece apartmanlarla, büyük evlerle, büyük ve pahalı araçlarla temsil edilmez; edilemez… Böyle bir şeyi gelişmişlik diye anlatamayız…
Gelişmişlik, doğa ile barışık, o şehri yaşam alanı seçmiş her türlü insanına yer veren, onların yaşam haklarını düşünen kurum ve kuruluşların; yönetici, amir ve memurların duyarlılığı ile ölçülür, değerlendirilir.
Sahip çıkalım şehirlerimize. Kendi insanımızı bile dışarıya çıkartamıyorsak, buralara turist gelmesini, daha büyük huzur, mutluluk bulmamızı beklemek tam manasıyla düşten, hayalperestlikten ibarettir.