Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Konusu geçecek kurnaz kişi, her köy, kasaba ve şehirde olan, bir orman nasıl farklı bitki, ağaç, hayvanlardan, böceklerden oluşunca orman olursa, kurnaz kişimiz de bizi biz yapan toplumumuzun en değerli karakterlerinden birisidir.
Bilirsiniz, genel olarak bakarken, herkes toplumu oluşturan parçaların bütünü gibi görünür. Uzaktan bakacağımız bir orman, dağ, başımızı gecenin ıssız saatlerinde gökyüzüne kaldırdığımızda her ışık da bize yıldız veya gezegen olarak görünür.
Oysa ormanı inceleyen bilim insanı gözüyle yaklaşsak, oradaki bitki, ağaç çeşitleri ve orada yaşayan hayvanlar âlemi binlerce, on binlerce karaktere, farklı kıpırtılara, evrimsel yasanın cennetinin muhteşemliğini anlatırlar…
Gökyüzünü genel bakıştan arındırıp biraz astronomi bilimine yaslanmış olsak, belki de amatörce bir teleskop yardımıyla gök haritanın korkunç güzelliği karşısında söylenecek sözcük bulamayız. İşte şuradaki parlak gezegen; Jüpiter, diğeri; Mars, Küçük Ayı, Büyük Ayı, Kuzey Yıldızı diye tanımlamalar, kavramlar ve o yıldız, gezegen, galaksi, uydu hakkındaki bilgiler karşısında dünyevi mutluluğumuzun kısırlığı karşısında ne yapacağımızı şaşırırız…
Şehirleri, kasabaları, köyleri oluşturan insan toplulukları da böyle… Sosyoloji bilimi hassasiyetinden öte, amatör bir gözlemci olarak bireylere biraz daha yakın olduğunuzda ortaya inanılmaz derece farklı insan tipleri çıkıyor.
Yıllar önce yurtdışında yaşamış, birkaç dil bilen, iyi giyinen, ağzı laf yapan birisiyle tanışmış, yıllarca arkadaşlık yapmıştık. Aradan birkaç yıl geçince, ağzı iyi laf yapan arkadaşımızın bir başka kimliği olduğunu fark ettik. Kurnaz Adam kimliği…
Onun gizemli sohbetlerini dinlerken ayıklamaya, hangisinin doğru, hangisinin eğri olduğunu saptayıp ona göre lezzet almaya başlamıştık. Hani uzman kişiler olur ya; biz de Kurnaz Adam kılığındaki arkadaşın uzmanı olmuş, ne kadar abarttığını, ne kadar eğip büktüğünü birkaç soru soruyor, sezgi ve deneyimle saptıyor, bize anlatılan muhabbeti temize çıkartıyorduk.
Günler böyle, eğlenceli bir şekilde, Kurnaz arkadaşımızın doyumsuz sohbetleriyle birbirine karıştı; gün geceye süzülürken, gece de güne aktı gitti…
Bir gün ortak arkadaşımız bize davetiye getirdi. Kızının düğün törenine davetliydik. Kurnaz arkadaşımız ve diğer dört kişilik bir grupla gitmiştik kır düğün alanına. Her şey güzeldi. Yemekler, içkiler, canlı capcanlı şarkılar…
Takı takma töreni sırasında bizim grup aynı anda kalktı. En önde Kurnaz arkadaşımız, biz de onun arkasında. Kurnaz arkadaşımızdan ve diğer arkadaşlar, birbirinden habersiz aynı şeyleri düşünmüşüz; “ Acaba, Kurnaz Adam, ne kadar asacak? Takı olarak ne takacak?”
Biliyorum böyle düşünmek, ne takıp, takmayacağına bakmak; AYIP! Ama bu ayıp bir meseleyse, neredeyse aynı ayıbın içine hepimiz batmışız bir kere. İnsanın serüveninde ayıplı bir sürü süreç varken, dönüşümün besinleri olarak gördüğümüz bu ayıp merakı içinde Kurnaz Adam’ın arkasında bizler; dört arkadaş, birbirimizden habersiz onu gözlemeye başladık.
Takı sırası Kurnaz Adam’ındı. Kimisi sola eğilen, kimisi ben gibi sağa doğru eğilen arkadaşlarım ve ben gözümüzü dört açsak, farklı açıların yardımını alsak da Kurnaz Adam’ın ne taktığını göremedik…
Göremedik, diyorum daha sonra diğer arkadaşlarla bu konuyu masaya yatırdığımızda herkes aynı şeyi sordu; “ Kurnaz Adam, ne astı? Nasıl hareket yaptı gördünüz mü?”
Hareket dediğimiz şey, takı sırası tam olan geldiğinde yere eğilip, yere kadar uzanan beyaz kurdeleye takacağı parayı taktı. Ama öyle bir eğilme, elleriyle perdeleme içine girmiş ki, ne sağdan, ne soldan, ne karşı taraftan bakanlar, Kurnaz Adam ne ve ne kadar taktı? Göremedik…
O gün, bugün yıllar geçti halen o konu açılınca; “ Kurnaz Adam, hepimizi alt etti.” diyerek gülüşür duruyoruz…
Kurnazlık; zekâ, başka bilim dalları, edebi, felsefi düşünce ve düşlerle güncellenirse, onlardan da destek alınırsa, vay halinize…
Anlayamazsınız kurnazlığın sırrını; nerede başlar, nerede biter; inanılmaz bir yolculuktur; kederden öte, çoğu zaman bir gülümseme içinde; “Yine aldatı bizi, nasıl da tatlı tatlı anlattı, olmayan öyküsünü” der, geçersiniz saflık boyutundaki saf halinize…