“Kız çocuklarının istismarı kabul edilemez”

Yayınlama: 12.12.2022 12:32
A+
A-

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, Türkiye’de son dönemde artan kız çocuklarına cinsel istismar olaylarına dikkat çekti.

Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, “Ülkemizde, özellikle son 20 yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır.” dedi.

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, yaptığı açıklamada; “İnsan hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edilişinin yıl dönümündeyiz. 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin başlangıç bölümünde “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın  temeli olduğu” belirtilir. Hakları korunmayan, zulüm ve baskıya maruz kalanların ise son çare olarak direnme hakları olduğuna işaret edilir. Anılan Bildirge dayanak alınarak 1948’den bu yana hakları koruma altına alan uluslararası Sözleşme kabul edilmiştir. Yaşam hakkından başlayarak tüm temel hakları güvence altına almak için kabul edilmiş olan sözleşmelerin bağıtlanması için insanlık, büyük emek harcamıştır. Sözleşmeleri imzalayan devletler de bu sözleşmelere uymayı taahhüt etmişlerdir. Özünde insanlığın gelişimi, salt sözleşmelerin değil, aklın ve vicdanın gereği olarak hak savunuculuğunu hepimize bir görev olarak yüklemelidir. Ne yazık ki tüm dünyada insan hakları ihlalleri hala sonuçlanamamıştır. Hak ihlalleri yönünden ülkemizde de vahim bir tablo yaşanmaktadır. Son dönemde özellikle kadınlara yönelik yaşam hakkı ihlallerini, ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı alanındaki ihlaller izlemekte iken özellikle içinde bulunduğumuz günlerde küçük bir çocuğun “evlendirilme” trajedisi, bütün ihlalleri unutturacak bir karanlıkla sarsılmamıza neden olmuştur. Bilindiği gibi insan hakları sözleşmelerinin  arasında Çocuk Hakları ve Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi (Lanzarote) Sözleşmesi de yer almaktadır. Bu sözleşmeler, çocuğun üstün yararından söz ederek, çocukları, yetişkin insanların hakları yanında pozitif  ayırıma tabi tutmuş ve korunması görevini devlete ve onun yanında kadın- erkek tüm bireylere vermiştir.” şeklinde konuştu.

“İNSANLIK ONURUNA YAKIŞMAYAN OLAYLAR YAŞANIYOR”

Son yaşanan olayların takipçisi olackların ı söyleyen 29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer; “Ülkemizde, özellikle son yirmi yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır. TÜİK, 2015-2020 yılları arasında 15-17 yaş grubundaki kız çocuklarının yaptıkları doğum sayısının 81 binden fazla olduğunu açıklamaktadır. Bu rakam dahi, kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın boyutunu ortaya koymaya yetiyor. Bugün, iktidar temsilcilerinin, Hiranur Vakfı’nda yaşanan son olay üzerine,“Mağdurların yanındayız. Davaları İzleyeceğiz.” açıklamaları, sorunu çözmeyecek ve sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır.  Esas olan , iktidarın, tarikatların, kadın ve kız çocuklarının yaşam haklarına, insanlık onurlarına yönelik saldırılarını ortadan kaldırma iradesini gösterecek adımları atmasıdır. Ne var ki iktidar, beklenenin aksine bir yandan kadın hareketinin  yüzyıllık mücadelesinin ürünü olan TCK ve Medeni Yasa’daki kazanımların altını oymakta diğer yandan ”Kültür, gelenek, din, görenek ve “namus” kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet suçlarında kabul edilemez.” diyen İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilebilmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı. Habertrak/Nijat Ayvaz

“Kız çocuklarının istismarı kabul edilemez”

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, Türkiye’de son dönemde artan kız çocuklarına cinsel istismar olaylarına dikkat çekti.

Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, “Ülkemizde, özellikle son 20 yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır.” dedi.

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, yaptığı açıklamada; “İnsan hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edilişinin yıl dönümündeyiz. 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin başlangıç bölümünde “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın  temeli olduğu” belirtilir. Hakları korunmayan, zulüm ve baskıya maruz kalanların ise son çare olarak direnme hakları olduğuna işaret edilir. Anılan Bildirge dayanak alınarak 1948’den bu yana hakları koruma altına alan uluslararası Sözleşme kabul edilmiştir. Yaşam hakkından başlayarak tüm temel hakları güvence altına almak için kabul edilmiş olan sözleşmelerin bağıtlanması için insanlık, büyük emek harcamıştır. Sözleşmeleri imzalayan devletler de bu sözleşmelere uymayı taahhüt etmişlerdir. Özünde insanlığın gelişimi, salt sözleşmelerin değil, aklın ve vicdanın gereği olarak hak savunuculuğunu hepimize bir görev olarak yüklemelidir. Ne yazık ki tüm dünyada insan hakları ihlalleri hala sonuçlanamamıştır. Hak ihlalleri yönünden ülkemizde de vahim bir tablo yaşanmaktadır. Son dönemde özellikle kadınlara yönelik yaşam hakkı ihlallerini, ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı alanındaki ihlaller izlemekte iken özellikle içinde bulunduğumuz günlerde küçük bir çocuğun “evlendirilme” trajedisi, bütün ihlalleri unutturacak bir karanlıkla sarsılmamıza neden olmuştur. Bilindiği gibi insan hakları sözleşmelerinin  arasında Çocuk Hakları ve Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi (Lanzarote) Sözleşmesi de yer almaktadır. Bu sözleşmeler, çocuğun üstün yararından söz ederek, çocukları, yetişkin insanların hakları yanında pozitif  ayırıma tabi tutmuş ve korunması görevini devlete ve onun yanında kadın- erkek tüm bireylere vermiştir.” şeklinde konuştu.

“İNSANLIK ONURUNA YAKIŞMAYAN OLAYLAR YAŞANIYOR”

Son yaşanan olayların takipçisi olackların ı söyleyen 29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer; “Ülkemizde, özellikle son yirmi yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır. TÜİK, 2015-2020 yılları arasında 15-17 yaş grubundaki kız çocuklarının yaptıkları doğum sayısının 81 binden fazla olduğunu açıklamaktadır. Bu rakam dahi, kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın boyutunu ortaya koymaya yetiyor. Bugün, iktidar temsilcilerinin, Hiranur Vakfı’nda yaşanan son olay üzerine,“Mağdurların yanındayız. Davaları İzleyeceğiz.” açıklamaları, sorunu çözmeyecek ve sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır.  Esas olan , iktidarın, tarikatların, kadın ve kız çocuklarının yaşam haklarına, insanlık onurlarına yönelik saldırılarını ortadan kaldırma iradesini gösterecek adımları atmasıdır. Ne var ki iktidar, beklenenin aksine bir yandan kadın hareketinin  yüzyıllık mücadelesinin ürünü olan TCK ve Medeni Yasa’daki kazanımların altını oymakta diğer yandan ”Kültür, gelenek, din, görenek ve “namus” kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet suçlarında kabul edilemez.” diyen İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilebilmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı. Habertrak/Nijat Ayvaz

“Kız çocuklarının istismarı kabul edilemez”

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, Türkiye’de son dönemde artan kız çocuklarına cinsel istismar olaylarına dikkat çekti.

Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, “Ülkemizde, özellikle son 20 yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır.” dedi.

29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer, yaptığı açıklamada; “İnsan hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edilişinin yıl dönümündeyiz. 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin başlangıç bölümünde “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın  temeli olduğu” belirtilir. Hakları korunmayan, zulüm ve baskıya maruz kalanların ise son çare olarak direnme hakları olduğuna işaret edilir. Anılan Bildirge dayanak alınarak 1948’den bu yana hakları koruma altına alan uluslararası Sözleşme kabul edilmiştir. Yaşam hakkından başlayarak tüm temel hakları güvence altına almak için kabul edilmiş olan sözleşmelerin bağıtlanması için insanlık, büyük emek harcamıştır. Sözleşmeleri imzalayan devletler de bu sözleşmelere uymayı taahhüt etmişlerdir. Özünde insanlığın gelişimi, salt sözleşmelerin değil, aklın ve vicdanın gereği olarak hak savunuculuğunu hepimize bir görev olarak yüklemelidir. Ne yazık ki tüm dünyada insan hakları ihlalleri hala sonuçlanamamıştır. Hak ihlalleri yönünden ülkemizde de vahim bir tablo yaşanmaktadır. Son dönemde özellikle kadınlara yönelik yaşam hakkı ihlallerini, ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı alanındaki ihlaller izlemekte iken özellikle içinde bulunduğumuz günlerde küçük bir çocuğun “evlendirilme” trajedisi, bütün ihlalleri unutturacak bir karanlıkla sarsılmamıza neden olmuştur. Bilindiği gibi insan hakları sözleşmelerinin  arasında Çocuk Hakları ve Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi (Lanzarote) Sözleşmesi de yer almaktadır. Bu sözleşmeler, çocuğun üstün yararından söz ederek, çocukları, yetişkin insanların hakları yanında pozitif  ayırıma tabi tutmuş ve korunması görevini devlete ve onun yanında kadın- erkek tüm bireylere vermiştir.” şeklinde konuştu.

“İNSANLIK ONURUNA YAKIŞMAYAN OLAYLAR YAŞANIYOR”

Son yaşanan olayların takipçisi olackların ı söyleyen 29 Ekim Kadinları Derneği Tekirdağ Şube Başkanı Seval Eşer; “Ülkemizde, özellikle son yirmi yılda tarikatlara açılan kapıdan hızla tırmanan gericilik, kadınları ve kız çocuklarını birer cinsel meta olarak gören anlayışların cirit attığı bir ortam yaratmıştır. TÜİK, 2015-2020 yılları arasında 15-17 yaş grubundaki kız çocuklarının yaptıkları doğum sayısının 81 binden fazla olduğunu açıklamaktadır. Bu rakam dahi, kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın boyutunu ortaya koymaya yetiyor. Bugün, iktidar temsilcilerinin, Hiranur Vakfı’nda yaşanan son olay üzerine,“Mağdurların yanındayız. Davaları İzleyeceğiz.” açıklamaları, sorunu çözmeyecek ve sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır.  Esas olan , iktidarın, tarikatların, kadın ve kız çocuklarının yaşam haklarına, insanlık onurlarına yönelik saldırılarını ortadan kaldırma iradesini gösterecek adımları atmasıdır. Ne var ki iktidar, beklenenin aksine bir yandan kadın hareketinin  yüzyıllık mücadelesinin ürünü olan TCK ve Medeni Yasa’daki kazanımların altını oymakta diğer yandan ”Kültür, gelenek, din, görenek ve “namus” kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet suçlarında kabul edilemez.” diyen İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilebilmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı. Habertrak/Nijat Ayvaz

 

 

 

#ilangovtr
Basın No
Marka Flower Çiçekçi