Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçenlerde eğitimle ilgili bir sitede, “Bloom’dan önce Maslow ” başlıklı 3 dakikalık bir video (https://youtu.be/f3sJ7YStsV4 ) gözüme çarptı.
Video, yurdumuzda ekonomik zorluklarla mücadele eden öğrenci ailelerini ve öğretmenleri düşünmeme neden oldu.
Bu yazıda, videoyu ve konusunu açıklayacağım.
Okullar açılırken, öğretmen arkadaşların ilgisini çekebilir.
EDUTOPİA’NIN VİZYONU NEDİR?
Star Wars filmlerin ünlü yapımcısı George Lucas, 1991’de okullarda inovasyonu teşvik etmek ve desteklemek amacı ile “George Lucas Eğitim Vakfı”nı kurmuş.
George Lucas Eğitim Vakfının içerikleri bir web sitesinde ve sosyal medyada Edutopia markası altında yer alıyor.
Vakfın vizyonu şöyle ifade ediliyor:
“Eğitimi geliştirmenin insan türünün hayatta kalmasının anahtarı olduğuna inanıyoruz.
Öğrencilerin yaşam boyu öğrenenlere dönüşeceği ve 21. yüzyıl becerilerini geliştireceği yeni bir öğrenme dünyası hayal ediyoruz.
Yeniliğin istisna değil kural olduğu bir dünya.
Bu, okulların proje tabanlı öğrenmeyi, sosyal ve duygusal öğrenmeyi ve yeni teknolojiye erişimi sağladığı bir dünya.
Bu, öğrencilerin ve ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin, politika yapıcıların ve hizmet ettikleri kişilerin, eğitimi daha iyiye doğru değiştirmek için ortak bir vizyonla güçlendirildiği bir dünyadır.
Biz burayı Edutopia olarak adlandırıyoruz ve sadece bu yeni öğrenme dünyası için vizyon sağlamakla kalmıyoruz, aynı zamanda bunu gerçeğe dönüştürecek bilgi, kanıt ve toplumsal ilişkileri de sağlıyoruz.
Özellikle 21. yüzyılda üç becerinin temel olduğuna inanıyoruz:
-Gerçeğe dayalı bilgiyi bulma becerisi
-Bilginin kalitesini değerlendirme becerisi
-Amaca ulaşmak için bilgiyi yaratıcı ve etkili bir şekilde kullanma becerisi”
BLOOM VE MASLOW, NE ALAKA?
1956’da Benjamin Bloom, ve arkadaşları, eğitim hedeflerini sınıflandırmak için yaptıkları bir çalışmayı yayınladı.
2001’de yenilenmiş şekliyle, “Bilgi Alanında Bloom Taksonomisi”, bir konuyu öğrenmenin amaçlarını ve aşamalarını sırasıyla,
1-hatırlamak,
2-anlamak,
3-uygulamak,
4-analiz etmek,
5-değerlendirmek ve
6-yaratıcı çözümler üretmek,
şeklinde tanımlıyor.
İlkokul öğretmenlerinden üniversite profesörlerine kadar, kuşaklar boyunca eğitimciler bu çerçeveye göre ders planladılar, gösterilen amaçlara ulaşmaya gayret ettiler.
Çoktan seçmeli sınavlara hazırlanmanın ön plana geçtiği ülkemizde, eğitimler son aşamalara gelmeden, hatırlama seviyesinde kalsa da, Bloom, işini seven öğretmenler için hep yol gösterici oldu.
Abraham Maslow 1943’te ileri sürdüğü “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” ile bilinir.
Bu teoriye göre insanların ihtiyaçları şöyle sınıflandırılıyor:
1-Fizyolojik gereksinimler (besin, yemek, su, uyku)
2-Güvenlik gereksinimi (iş, barınma)
3-Ait olma, sevgi gereksinimi (arkadaşlık, aile, sosyal çevre)
4-Saygınlık gereksinimi ( özgüven, başarı, saygı duymak ve saygı duyulmak)
5- Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdemli, yaratıcı, problem çözücü olmak)
Kişiler ancak bir seviyedeki ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra bir üst seviyeye geçebilirler.
Örneğin karnı aç bir insanın ilk düşüncesi karnını doyurmak olur.
Aynı şekilde, iyi uyumamış, doğru dürüst bir kahvaltı etmemiş bir öğrenci, derste, yeteri kadar konsantre olamaz, Bloom’un öğrenme basamaklarında ilerleyemez.
O nedenle eğitimciler “Bloom’dan önce Maslow” diyor.
Bu noktada öğretmenleri de unutmamak gerekir.
Geçim sıkıntısı çeken bir öğretmen de kendisinden beklenen verimliliği gösteremez.
“BLOOM’DAN ÖNCE MASLOW” YAKLAŞIMI NASIL UYGULANMALI?
Yarışma sınavlarının ve esnek olmayan müfredatların olduğu bu çağda, bunu yapmak göründüğü kadar kolay değil.
Videoda anlatılanları açıklıyorum:
Öğrenciler sınıfa girerken onları isimleriyle selamlayın.
Günün başında, veya ortaokul ve lisede her dersin başında, her öğrenciyi kişisel olarak selamlamak için birkaç dakika ayırmak, öğrencilerin bir öğrenci topluluğuna ait oldukları hissini güçlendirebilir. 2018’de yapılan bir araştırma, kapıda olumlu karşılamaların akademik katılımı yüzde 20 artırdığını ve rahatsız edici davranışları yüzde 9 azalttığını gösterdi.
Öğrenciler sınıfa girdikten sonra, tüm öğrencilerin dahil olduğu, akademik olmayan bir sohbete birkaç dakika daha ayırmak canlı bir topluluk oluşturabilir.
Bu aynı zamanda her öğrencinin akademik çalışmaya duygusal olarak hazır olup olmadığını görmenizi sağlar.
Öğrenciler günün sorusu gibi konuları tartışabilirler: En sevdiğiniz pizza hangisi? veya Bir süper gücünüz olsaydı neyi seçerdiniz? gibi.
Ders sırasında öğrencilerin dikkatleri bir süre sonra dağılır.
Bu süre ilkokul çağında 10 dakika kadardır.
Onun için çocukları beden hareketleri ile canlandıracak molalar vermek gerekir.
Ayrıca sınıfın bir köşesinde yumuşak yastıklar ve oyuncakların olduğu bir “sakinleşme köşesi” bulunmalı.
İleri sınıflarda “farkındalık” etkinlikleri işe yarayabilir.
Örneğin bir lise öğretmeni haftada bir kez dört ila yedi dakika boyunca, derslerinde nefes almaya odaklanma ve ardından bir partnerle kısa bir düşünme şeklinde bir farkındalık etkinliği yapıyor.
Farkındalık uygulaması öğrencilerin kendilerine ve değişen ihtiyaçlarına karşı daha rahat ve kendinden emin olmalarını ve akademik çalışmalarla ilgili kaygılarının azalmasını sağlıyor.
Teneffüsleri ihmal etmeyin.
Uzmanları, teneffüslerin daha yaygın olan 20 dakika yerine her gün 45 dakika ila bir saat arasında planlanması gerektiğini söylüyor.
Elbette bu her zaman mümkün olmuyor ancak çocuklara oyun oynama özgürlüğü vermenin önemini güçlendiriyor.
Amerikan Pediatri Akademisi bize, serbest oyunun çocukların refahı için hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
Okul sistemleri, lisede teneffüslerden vazgeçme eğilimindedir, ancak beynimizin bilgiyi işleme biçimi ve derin sosyal bağlantılara duyulan ihtiyaç teneffüsü gerekli kılar.
Beyin molaları ve hareket molaları farklı yaş seviyelerinde farklı görünse de bunlara hâlâ ihtiyaç vardır.
Öğretmenler akademik konulara odaklanma konusunda baskıyla karşılaşabilir, ancak Maslow’u Bloom’un önüne koymak öğrenmeye aykırı değildir; araştırmalar bunun daha iyi öğrenmeyi desteklemenin bir yolu olduğunu göstermektedir.
SONUÇ
Edutopia sitesindeki videoda, daha çok, öğrencilerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarından bahsediliyor.
Ülkemizde yaşadığımız hayat pahalılığı nedeniyle, sınıflarımızda, Maslow’un daha alt seviyelerindeki ihtiyaçlar içinde olan öğrenciler ile karşılaşabiliriz.
Onun için öğretmenlerimiz,
öğrencilere güvenli ve destekleyici bir öğrenme ortamı sağlamak,
öğrencilerle ilişkiler kurmak ve onların bireysel ihtiyaçlarını öğrenmek,
öğrencilere sosyal bağlantı ve ait olma fırsatları sunmak,
öğrencilerin öz değer ve özsaygı duygularını geliştirmelerine yardımcı olmak,
öğrencilere onları zorlayan, ilgi çekici bir öğrenme ortamı yaratmak
öğrencilere başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlamak,
yanında,
sınıfta yiyecek ve su bulundursa iyi olur.
“Bloom’dan önce Maslow” sloganı Türkiye’de, sınıfa aç gelen çocuklar kadar, geçim sıkıntısı içindeki öğretmenlerimiz için de geçerli.
Kaynaklar: