Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir çok kişi, 14-28 Mayıs 2023 seçimlerindeki yenilginin etkisini hala üstünden atamadı.
Siyasetten soğuduğunu, bir daha oy vermeye gitmeyeceğini söyleyenler bile var.
Yenilginin nedenlerini araştırırken onlarca soru akla geliyor.
Seçmenler neye göre oy kullanıyor?
Biz kendimizi neden anlatamıyoruz?
Nasıl oluyorda asılsız iddialara böylesine inanıyorlar?
Aslında bu soruların cevaplarını yıllardır bulamıyoruz veya bulunan çözümleri uygulayamıyoruz.
Altı ay sonra yine benzer bir durumla karşılaşacağız.
Bu yazıda, Jonathan Haidt’in bu sorularla ilgili görüşlerinden bahsedeceğim.
JONATHAN HAİDT KİMDİR?
Jonathan Haidt, New York Üniversitesi’nde “Etik Liderlik” profesörü.
Kendisi, Prospect dergisi tarafından “dünyanın en iyi düşünürlerinden” biri seçilmiş.
Araştırmaları ahlaka, onun duygusal temellerine, kültürel farklılıklara ve ahlakın gelişimsel seyrine odaklanıyor.
Kariyerine, tiksinti, utanç ve intikam gibi olumsuz ahlaki duyguları inceleyerek başlamış, ancak daha sonra hayranlık, huşu ve ahlaki yükselme gibi olumlu duygulara geçmiş.
Arkadaşları ile bir dizi testler sonucunda “Ahlakın Temelleri” teorisini geliştirmiş.
Araştırmasını, insanların, düşmanlarının ahlaki dürtülerini anlamalarına ve bunlara saygı duymalarına yardımcı olmak için kullanıyor.
“Mutluluk Hipotezi: Antik Bilgelikte Modern Gerçeği Bulmak” başlıklı kitabı Türkçe’ye çevrilmiş.
DOĞRU ZİHİN
Prof. Haidt’in belki de en ünlü kitabı, 2013’te yayınlanan “Doğru Zihin / The Righteous Mind”dır.

Ne yazık ki bu kitap Türkçe’ye çevrilmemiş.
Aslında bir sosyal psikolog olan yazar, “Doğru Zihin” kitabında insan ahlakının akılla değil, sezgi ve duygularla yönlendirildiğini savunuyor.
Bunu açıklamak için bir fil ve bir binici benzetmesini kullanıyor: Fil, zihnimizin güçlü, sezgisel kısmıdır; binici ise fili doğru yöne yönlendirmeye çalışan akıl yürüten kısımdır.
Haidt, ve arkadaşları, 2011’de, çeşitli ülkelerde, 130 bin kişinin cevapladığı anket sorularının analizi sonucunda, tüm kültürler tarafından paylaşılan, ancak önemi kişiden kişiye değişen, altı ahlaki temel belirlemiş.
1-İlgi / zarar: Başkalarını koruma, yardım, şefkat, bakım, ilgi ve zıddı, başkalarına zarar verme, acısına ilgisiz kalma.
2-Adillik / hile: Dürüstlük, adillik, güvenilirlik, eşitlik ve zıddı hile, yalan, kayırmacılık
3-Sadakat / ihanet: Vatanseverlik, grup için özveri, aidiyet hissi ve zıddı bencillik, ihanet
4-Otorite / otoriteye karşı çıkma: Geleneklere saygı, meşru otoriteye korku, saygı suçluluk gibi duygularla itaat ve zıddı kurallara karşı çıkma, kuralları yıkma
5-Kutsallık / aşağılama: Din, aile gibi kutsal sayılan kavramlara saygı ve zıddı kutsal kavramları, inanışları aşağılama, tiksindirici davranışlar.
6-Özgürlük / baskı: Bireyin kendine yetme arzusu, muhalefet, şüphe ve zıddı grup normlarına uyma.
Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, liberaller (*) ilgi/zarar verme ve adalet/hile temellerine daha fazla vurgu yapma eğilimindeyken, muhafazakarlar altı temelin hepsine, özellikle de sadakat/ihanet, otorite/yıkma ve kutsallık/aşağılama konularına daha fazla vurgu yapma eğilimindedir.

Ahlaki temellerdeki bu farklılık, liberallerin vemuhafazakarların siyasi ve sosyal konularda neden sıklıkla aynı fikirde olmadıklarını açıklamaya yardımcı olur.
Haidt, ahlak ve politika hakkında daha verimli sohbetler yapabilmek için başkalarının farklı ahlaki temellerini daha iyi anlamamız gerektiğini savunuyor.
Aynı zamanda alçakgönüllülüğün ve açık fikirliliğin önemini de vurguluyor; zira hepimiz önyargılara karşı hassasız.
“Doğru Zihin”, iyi insanların ahlaki ve politik konularda neden aynı fikirde olmadıklarını anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
BANA OY VER (İŞTE NEDENİ)
“Bana oy ver ( İşte nedeni)”, Prof. Haidt’in, “Doğru Zihin” başlıklı kitabının içinden bir bölüm.
Bölümün ana fikri, seçmen davranışında akıl yürütmenin mantıklı açıklamaların etkili olmadığı, duyguların ve inanışların önde geldiği şeklinde.
Yazar, ahlaki ve politik konularda kişilerin kendi görüşleri yerine daha çok gruplarının tutumlarına uygun davrandıklarını iddia ediyor.
Akıl yürütme becerilerimizi kullanarak, takımımızı desteklemek için mantıklı gerekçeler üretebiliyoruz.
Yani, akıl yürütme, insanları istedikleri herhangi bir yöne götürebiliyor.
Örneğin: bir şeye inanmak istiyorsak kendimize “Buna inanabilir miyim? “ diye sorarız.
Bu sorunun cevabı genellikle “evet” olur.
Bir şeye inanmak istemiyorsak kendimize “ Buna inanmalı mıyım?” diye sorarız.
Bu sorunun da cevabı genellikle”hayır” olur.
Yazar bu bölümde, akıl yürütme yerine sezginin önemini bir daha vurguluyor.
Platon’dan Kant’a kadar filozoflar ahlak konusunda akıl yürüterek iyi davranışlara ulaşabileceğimizi iddia etmişler.
Haidt, bunun doğru yaklaşım olmadığını, ahlak konusunda akıl yürütmeyi savunan profesörler hakkında bazı ilginç ve komik gözlemlerden bahsederek anlatıyor.
Bir araştırmacı, bu profesörlerin, annelerini ne kadar sıklıkla aradıkları, hayır derneklerine ne kadar bağış yaptıkları, kütüphaneden ödünç aldıkları kitapları vaktinde iade edip etmedikleri gibi eylemlerini incelemiş.
Sonuçta bu akılcı profesörlerin diğer profesörlerden daha iyi olmadıkları bulunmuş.
Akıl yürüterek haklı olduğumuzu kanıtlamak için iyi kanıtlar bulabiliriz.
Ama insanlar kişisel çıkarları veya şöhretleri söz konusu olduğunda iyi, gerçeği arayan akıl yürütmeler yapamayabilir.
Ancak farklı düşüncede olanların, farklı ideolojiye sahip olanların olduğu bir grupta, tartışmalar sonunda gerçeğe ve iyi politikalara ulaşabiliriz.
SONUÇ
Kısaca, görülen o ki, karşı tarafı, kendimize göre mantıklı şeyler söyleyerek, ikna edemiyoruz.
Onun yerine, birlikte çalışarak çözümler arayabilir, ortak görüşler oluşturabiliriz.
Sorun odaklı, apolitik toplantılar, eğitim çalışmalarıyla, bir araya gelmenin yollarını bulmalıyız.
Not: Haidt ve arkadaşlarının kullandığı 36 soruluk “Ahlaki Temeller Testi”ine bu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.idrlabs.com/tr/ahlaki-temeller/6/testi.php
Benim ahlak anlayışım sol-liberal çizgide çıktı.
Jonathan Haidt’in TED konuşmasının linki: https://youtu.be/8SOQduoLgRw?si=2lQq6ocGIeN-qJN5
(*) Liberal terimi burada ilerici anlamında kullanılıyor.