Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Rahmetli Kamer Genç, 10 Haziran 2009’da, TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada iktidar milletvekillerine seslenerek şöyle diyordu:
“Hepiniz de benden iyi biliyorsunuz. Amerika’ya giden AKP’li milletvekilleri Fethullah Gülen’i ziyaret ediyorlar. Şimdi bu Fethullah Gülen konusunu bir gün bu mecliste açalım. Kimdir bu arkadaşımız? Ne yapmak istiyor? Türkiye’de sermayesi nereden geliyor? Acaba Türkiye’deki rejimdeki rolü nedir? Bunları bir araştıralım. Niye bundan çekiniyorsunuz? Yarınlarda bunun en büyük zararını siz çekeceksiniz. Ben çekmem. Benim zaten düşüncelerim belli. Araştıralım. Türkiye için çok büyük bir tehlike hâline gelmiş.”
Bu, hem olup bitenleri, hem de geleceği görerek yapılan apaçık uyarıya rağmen Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi korkunç boyutlarda iftira ve kumpas davaları açıldı. Yüzlerce üst düzey asker yargılandı. Hemen hepsi de ağır cezalara mahkûm edildi. Hapishanelerde hastalananlar, ölenler oldu. Ömürlerinin en verimli yıllarını demir parmaklıklar ardında geçirmek zorunda bırakıldılar. Hemen hepsi de şanlı Türk ordusunun dürüst, namuslu, kahraman ve vatansever subaylarıydı.Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri tarihî ölçekte yıpratılmış, zayıflatılmış, tarumar edilmiş oldu.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de ülkenin ulusal güvenliğiyle ilgili sırların saklandığı Kozmik Odaya girildi.Ülke 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle karşıkarşıyabırakıldı. Koskoca TBMM bombalandı. 250’den fazla asker ve sivilhayatını kaybetti.
Bütün bu olup bitenlere rağmen siyasî ayak bir türlü araştırılmadı. Hepsi de aramızda dolaşmaya, devletin içinde yuvalanmaya devam etti. Bunlardan kimisi bukalemun gibi kendisini içinde bulunduğu çevreye adapte etti, kimisi yurt dışına kaçtı. Oysaki en önemli ayak onlardı. Onlar ortaya çıkarılmadan bu işin bittiği söylenebilir mi? Bu işin tehlike olmaktan çıkarıldığı öne sürülebilir mi?
Hepsi bir yana,TBMM’dekurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun yüzlerce, belki de binlerce sayfalık raporu bile kamuoyuyla paylaşılmadı. Sümenaltı edildi.
Hem de konuyla ilgili TBMM Araştırma Komisyonunun Başkanı Reşat Petekşunları söylemiş olmasına rağmen:
“Darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün olduğunu somut delillerle göstermeye çalıştık. Bugün tereddüde imkân vermeyecek şekilde bilgi, belge ve dokümana ulaşmış bulunuyoruz. İletişim kayıtları, özel iletişim programları, devam eden yargılamalarda yeni yeni ortaya çıkan beyanlar, tutuklu yargılanan sanıklara Pensilvanya’dan yeni yeni verilen talimatlar, örgüt mensuplarına moral veren nitelikteki örgütün sözde lideri Fethullah Gülen’in açıklamaları… Hepsi var.”
Komisyon başkanı işte bunları söylemiş olmasına rağmen raporaçıklanmadı.Sadece taslak rapor açıklandı, o kadar. Belli ki orada siyasî ayağı oluşturanlarla ilgili pek çok bilgi ve isim vardı. Dahası komisyonda ABD’ye kadar giderek FETÖ lideriyle fotoğraf çektiren,Yeni Asır gazetesindeki köşesinde“Fethullah Gülen Hocaefendi belki de son bin yılın en büyük Türk büyüklerinden biridir.Ona düşmanlık edenlerin utanması ve oturup bin kere düşünmesi gerekir. Bu büyük insanı kendi ülkesinden çekip gitmeye zorladık. 70 milyonun utanç duyacağı bir durumdur bu,” diye yazabilen, eşini de vali (bir önceki Uşak valisi) yaptığımızbiri bile vardı: Eski İzmir milletvekillerindenHüseyin Kocabıyık.Sanki başka milletvekili kalmamış gibi komisyona onun da üye yapılmış olması çok şey anlatmıyor muydu?
Kaldı ki “siyasî ayak” demek sadece bakanlarla milletvekilleri de demek değildi elbette. İktidar partisininbazı il ve ilçe başkan ve yöneticileri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri de siyasî ayaklarındiğerleriydi ama bugüne kadar hiçbiri hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Dolayısıyla da Türkiye’nin kaderiyle ilgili olarak zil çalıp oynamaya devam ettiler. Hiç kuşkusuz hâlen de devam ediyorlar.
Bütün bu kişiler, iktidar mensupları tarafından kullanışlı aparatlar olarak görülmüş olmalıydı ki üzerlerine gidilmedi. Bu ise hâlâ yeterince ders alınmadığının göstergelerinden biri olsa gerektir.
Yani şimdi Fethullah Gülen öldü diye hepsinden kurtulmuş mu olduk?