Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Gazze, Hizbullah, Lübnan, İran saldırıları… Oralarda hedeflediği sonuçları aldıktan sonra HTŞ’nin Suriye’nin önemli bir bölümünü ele geçirmesine katkıda bulunmak ve nihayet Suriye topraklarına bizzat giriş.Kazanan hep aynı ülke.
İsrail’den söz ediyorum. ABD, İngiltere ve AB ülkeleri destekli pervasız İsrail’den.
Kuzeyde ise yine ABD destekliPYD-YPG’nin, kontrolü altındaki toprakları genişletmesi.
Dahası Rusya ile İran’ın Ortadoğu denkleminden çıkması.
Batı emperyalizminin Irak, Tunus, Libya ve hatta Mısır’dan sonra Suriye’nin de üstüne çöküşüdür bu.
Evet, Esad düştü. Dolayısıyla Erdoğan’la aralarındaki kişisel diyebileceğimiz mücadeledekazanan Erdoğan oldu. Bundan hiç şüphe yok.
Ancak ülkeler bazında kazanan veya kaybeden hangi ülke veya hangileri oldu?
Süleyman Demirel’in “Bir şeyin sadece ne getirdiğine değil; ne götürdüğüne de bakmak lâzım” diyen ünlü sözü geldi aklımıza. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin, Esad’ın devrilmesinden başka bir kazancının olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Zira hem İsrail Suriye’ye de girmiş, hem “İkinci İsrail” olarak tanımlanan PYD-YPG topraklarını genişletilmiş, hem de Türkiye tarafından bile terörist listesine alınmış HTŞ, Şam dâhil, Suriye’nin önemli bir bölümünü ele geçirmiş durumda.
Bu koşullardan sonra PYD-YPG’yi yok etmekartık çok zor gözükmekte. Zira hem süper güç ABD, hem bütün gücüyle onun tarafından desteklenen İsrail, hem de hemen her zaman işin beyni olanİngilteretarafından desteklenmektedir.
İsrail konusuna tekrar dönecek olursak…
Suriye’ye, tarihinin en büyük hava saldırılarından birini düzenliyor ve350’den fazla hedefi vurduğunu açıklıyor. Bu saldırılarda askeri üsler, savaş uçakları, karadan-havaya füze sistemleri, silah depoları ve üretim tesislerini hedef alıyor. İsrail basını bu harekâtın 50 yıldır ilk kez Suriye’deki tüm hava üslerini kapsadığını yazıyor.
Öyle ki başkent Şam, Humus, Hama, Dera gibi büyük şehirler bile vurulmuş durumda. Dahası biz bu satırları yazarken İsrail tanklarının, başkent Şam’a20 kilometre yaklaştığı bilgileri geliyordu. Türkiye ve HTŞ yönetiminin buna bugüne kadar bir tepki vermemiş olması ise çok anlamlıdır. Hem de bir ülkenin toprak bütünlüğü bir masal olmuşken…
Şimdi anlaşılıyor mu Demirel’in “Bir şeyin sadece ne getirdiğine değil; ne götürdüğüne de bakmak lâzım”diyen sözünün önemini?
***
ABD Dışişleri Bakanı AntonyBlinken bugün Türkiye’ye geliyor. Bakalım, görüşmelerden ne sonuç çıkacak ama ne yazık kiTürkiye adına pek umutlu değiliz.
Bu arada bir noktaya daha dikkat çekmeden noktayı koymak istemiyorum. O da Sayın Erdoğan ve PYD’nin askerî kanadı olan YPG ile ilgili.
Zira sayın cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı YPG’den söz ederken Türkçe okunuşuyla “Ye pe ge”demeyi değil de;İngilizce okunuşu olan “Vay pi ci” demeyi tercih etmiş olmasıdır.
Doğrusu bunun nedenini çok merak ediyoruz.