Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Rabbimizin hangimizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gönderdiği, elestbezminde verdiğimiz sözün vefasını bizzat müşahade ederek, hissederek ve yaşayarak gösterdiğimiz dünya, hayatın bir bölümüdür ve hayat, ölüm ile elbette son bulmaz. Ölüm bir yok oluş da değildir. Ölüm hayatın zıttı da değildir ayrıca.
Bizleri, hiçbir şey değilken yokluk aleminden varlık alemine çıkmamızı murat eden Kadir-i Mutlak ve Vacibü’l-Vücut olan Allah’ın, doğumdan önce anne karnında hayat bahşederek doğumla dünyaya gelmemiz ve varlık alemine şahit olup var edene,O’na karşı sözümüzü hatırlayıp, ikrar edip, yaşayıp sırat-ı müstakim üzere kalarak bir yolcunun bir ağacın altında dinlenmesi kadar kalıpaz bir faydalanmadansonra ölümle ebedi yurda kapı açmasıdır dünya hayatı.
Aklımızla da kavradığımız üzere her yarattığında bilemediğimiz hikmetler bulunanYüce Yaratan, bunca üstün özellikle, en güzel şekilde (ahsen-i takvim) yarattığı ve yaratılmışların en şereflisi (eşrefi mahluk) kıldığı insanıelbette boşuna yaratmamış,ona, emrinin yeryüzünde uygulayıcısı (halife) rolünü vermiştir. Bununla beraber,“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır.” “Ben insanları ve cinleri ancakbana kulluk(ibadet) etsinler diye yarattım.” buyurarak bize yaratılış gayemizi ve sorumluluğumuzu bildirmiştir.
Bununla birlikte insanın yaratılışından kaynaklı bazı zaaflarından dolayı ve şeytanın cennette atamız Adem aleyhisselamı aldattığı gibi aldatmasıyla fani olan dünya hayatına meyledebilececeğini bildirerek asıl olan ahiret hayatı “Dönüş O’nadır.” “O’nun huzurunda toplanacaksınız.” buyrularaksıkça hatırlatmaktadır Kur’an-ı Kerim’de.
Ayrıca ahiret inancı inkar edenlerin inkarını boşa çıkarmak ve inananların imanını kuvvetlendirmek üzere hem kendi nefislerinden örnekler verilerek hem de Allah’ın kevni ayetlerinden olan kuru toprağın, tabiatın baharın gelmesiyle tekrar canlılığına kavuşması gibi insanın ibretle bakması gereken olaylar üzerinden delillendirilmektedir.
Öte yandan dünyadaki bunca iyiliğin yanında sıkıntı, keder,kötülük, ızdırap, tasa, haksızlık, eşitsizlik ve adaletsizlikler insanda mutlak bir adaletin olacağı ahirete de imanı kuvvetlendirmektedir.Yine insanın fıtratına yerleştirilmiş olan ahiret inancı insanı hiçlik bataklığından alıp sonsuzluğu müjdelemektedir ve bu inanca sahip bir müminin ibadetinden ahlakına bütün hayatı belli bir sorumluluk bilinci içerisinde güzelleşmektedir.Emanetini yüklenerek omuzlarımıza aldığımız O’na kulluğun yaşanılan an, geçmiş ve geleceğe şuurlu ve sorumlu bir mü’min penceresinden bakarak kendimizi nefis muhasebesinden geçirerek söz fiil tutum ve davranışlarımızı ahirette yüz akıyla hesap verecek bir hale getirebiliriz.
Rabbimizin kullarına rahmetinin bir göstergesi olan alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz bu meyanda “Akıllı kişi kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.”buyurmaktadır. Geçici fani olan dünya hayatına aldanmadan ve değerince önem vererek mutmain bir kalb-i selim ile ebedi olan ahiret yurdunun özlemiyle ve bilinciyle mü’min duyarlılığında bir hayat yaşamak duasıyla…
Ömrümüz Ramazan, ahiretimiz bayram olsun.